KADİR DAYIOĞLU


BURJUVA VAR MI?

Peki, anladık, “basın özgürlüğü” konusunda ağzını açmayan TOBB ve TOBB’a bağlı, Kayseri’dekiler de dahil, örgütleri hiç mi ilgilendirmez, mesela Merkez Bankası’nın bağımsızlığı?


En sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim:  “Özgür basın olmadan demokratik standarttan, haber alma özgürlüğünden bahsetmek çok zor”.

***

“Temel özgürlükler” ki, bunun başında “basın özgürlüğü”; haber alma özgürlüğü gelir. Bunların tehlikeye girmeye başlaması söz konusu oldu mu önce iş aleminin ayağa kalkması gerekir. 

***

Öyle ya, “burjuva” olmanın da bir gereğidir, bu... Burjuva, “şehirli”, “kent soylu” demektir. Burjuva olmak çok zordur… Orta ve üst gelir gruplarını temsil eder. Demokratik devrimlerin hep lokomotifi olmuştur. 

***

Evet, “burjuva” olmak kolay değil. Evvelemirde, mangal gibi yürek ister! Yine kolay değil; “özgürlüğü”, demokrasiyi içselleştirebilmek…

***

Mesela, Merkez Bankası ile ilgili düzenlemelerde “bağımsızlığından” söz edilmiyor.  “Bağımsızlık” sözcüğü sermaye giriş ve çıkışıyla; sermaye yatırımları ile doğrudan ilgili. 

***

Peki, anladık, “basın özgürlüğü” konusunda ağzını açmayan TOBB ve TOBB’a bağlı, Kayseri’dekiler de dahil, örgütleri hiç mi ilgilendirmez, mesela Merkez Bankası’nın bağımsızlığı

***

Çıkıp, kendilerini ve geleceklerini yakından ilgilendiren bir konuda, Merkez Bankası’nın “bağımsızlığı” konusunda, “Merkez Bankasına dokunmayın!”, türünden bir uyarı yapamazlar mı? Aslında, yapmaları gerekir. 

***

Merkez Bankası’nın bağımsızlığının yok edilmesi ne demek, biliyor musunuz? İş dünyasının ve “tasarruf” sahiplerinin para ve faiz politikaları açısından bir belirsizliğe itilmesi; “varlıklarının” siyasal iktidarın iki dudağının arasına sıkıştırılması demektir.

***

Bu şartlarda, döviz fiyatlarını tutamazsınız, dışardan para falan gelmez. Olan da kaçar gider… Bu filimi, “Derviş öncesi” yaşadığımızı ne çabuk unuttunuz! Denge ve denetimin olmadığı yerde sermaye durmaz; haliyle gelmez. 

***

Ya hu!.. Bir Sanayi Odası, bir Ticaret Odası, bir Borsa başkanının çıkıp; “Sakın ola ki, Merkez Bankası’nın bağımsızlığına dokunmayın!” demesinde ne sakınca olabilir ki? Neden korkuyorsunuz? 

***

Bu şartlar altında; bu ülkeyi “orta gelir tuzağından” kurtaracaksınız, yatırımın önünü açacaksınız, yatırım yapacaksınız,   “varlıklarınızı”  huzur içerisinde bu ülkede tutacaksınız, öyle mi? 

***

Şimdi, yıllardır savunduğumu bir konuya yine değineceğim. TOBB başta olmak üzere, “Özel Yasa” ile kurulmuş örgütler, kamunun (siyasal iktidarın) sivil içerisindeki uzantısıdır. Gözü ve kulağıdır… “Ahilik” de böyleydi… Yani, sivil toplum örgütü falan değil bunlar. 

***

Üyelerinin ödentileri ile faaliyet gösterirler ama bunların hayatiyetlerini ilgilendiren temel konularda sözgelimi “mülkiyet haklarının” korunmasında hiç mi hiç duyarlı davranmazlar, siyasal iktidarlara karşı. 

***

Kızacaklar biliyorum ama yazmak zorundayım… TOBB,  Esnaf ve Sanatkar Odaları (TESK) “Gönüllü üyelik esasına” göre faaliyetlerini sürdürsünler, bir sözümüz olamaz. Yani, bunlara üyelik “zorunluluk esasına” göre değil de “gönüllülük esasına” göre olmalı. TÜSİAD gibi… 

***

Üyelik, “gönüllülük” esasına olunca, bakalım, kaç üye bulabilecekler, kaçı başkan olabilecek? Hiç kusura kalmasınlar. Bazıları için söylüyorum; siyasal iktidarları arkaya alarak, “üyelerin aidatları” ile afur tafur yapmak, “nepotizm” yapmak çağcıl bir anlayış değildir. O nedenle, bunların hiç birisi sivil toplum örgütü değildir; kamunun sivil içerisindeki uzantısıdır.

***

Bunu, yani kamu tarafından “imtiyazlı”TOBB gibi örgütlerin sivilleşmenin, “açık toplum” olmanın, demokrasinin önünde bir engel olarak görüyorum. Tabii, tüm kurum ve kurumlarıyla “çağcıl” bir demokrasi isteniyorsa… Yok, ahbap çavuş ilişkileri devam etsin deniyorsa, hayrını görün. 

***

Gazeteci dostumuz Oktay Ensari, geçirdiği bir rahatsızlık sonucunda ERÜ Hastanesine kaldırıldı. Çok üzüldüm… Şifa dileklerimiz ve dualarımız Oktay ile olsun…