Hülya Nergis Atçı, hukukçu… Pınarbaşı’nda doğmuş ama milletvekili olduğunda, İzmit’te yaşıyordu. Sosyal aktiviteleri yüksek birisi... Mesela, Kocaeli Cihan Hukukçular Derneği'nin “kurucu başkanı” olduğu, sonradan silinen, TBMM’deki özgeçmişinde yazılıydı. Neden, bu kısım silindi, bilemiyorum. Kimdi bu dernek? Kimler eğleşiyordu burada?
***
Hemen belirteyim; “Kurucu başkanlıktan hemen ayrıldığını. Uzun süreli o dernekte kalmadığını”, yine bir vesile ile iletmişlerdi bana, sağ olsunlar… Tabii, Hülya Hanım’ın milletvekili listesine girmesinde, değerli Başkanımız Mehmet Özhaseki’nin muhterem eşlerinin bir etkisi oldu mu? Hep merak konusu oldu. Bir rivayete göre Neşe Hanım ile akraba olurlarmış.
***
Dedim ya çok aktif bir isim… Sayın Atçı’yı; “Çerkez vatandaşlarımızın haklarının korunması” ile ilgili platformlarda görürdük geçmişte. Her halde bir takım haklar elde edildi, “kimliklerini ve kültürlerini” korumada mesafe alındı; Çerkezce seçmeli diller arasına alınıp eğitime geçildi ki, söz konusu aktivitelerde bulunmuyor artık. Konu detaylı olduğu için anımsatmak istedim sadece. Geniş bilgi almak isteyenler, Cumhuriyet Gazetesi’nin vd. 20 Mayıs 2017 tarihli nüshasına bakabilir.
***
Bir yıl oldu… “Yaptığı açıklamalarla tartışma yaratan AKP'li Hülya Nergis Atçı, Kayseri'nin yerel televizyonuna gündeme ilişkin dikkat çeken değerlendirmeler yaptı. ‘Türkiye'nin ne kadar geliştiğini, gerçekten ev ve araba almanın artık çok kolaylaştığını anlatacağız" diyen AKP'li Vekil Nergis, "Muhalefet istediği kadar konuşsun, karşı medya istediği gibi haber yapsın’" ifadelerini kullandı.
***
Hülya Hanım… Elektrik Mühendisliğinde 55. yılıma ramak kaldı… İyi pozisyonlarda da çalıştım. İyi de maaşlar aldım. Kayseri’de de az çok iyi bir ismim var. “Eve icar, bağ ‘gabal’”; hamd olsun, eşimle birlikte aylık gelirimiz de fena değil. Allah şahit, emekli tazminatı ile aldığım 2005 model arabam ile eşime miras kalan 47 yıllık evimizi yenileyemedik. Bırakınız, araba ve evi almayı, bunları vererek nasıl “yenileyebiliriz?” Şunun yolunu bir gösterseniz, mutlu olurum.
***
Ev ve araba muhabbeti basına düşeli tam bir yıl olmuş; 20 Nisan 2021… Aradan bir yıl geçti, yine büyüğümüz: Kayseri'de katıldığı yerel bir televizyon kanalında gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu. Nergis; “‘zamlar bizim de belimizi büktü’ dedi. Asgari ücrete zam yapılması gerektiğini altını çizen Nergis, ‘Vatandaşımızın serzenişleri haklı. Ben haklı buluyorum. Bu yangın her yerde var. Biz de bu ülkenin vatandaşıyız. Biz de bu yangını yaşayanlardanız’ ifadelerini kullandı.”
***
Bu haber de 13 Nisan 2022’de basına düştü… Hülya Hanımın geliri, hayat standardı nedir bilmiyorum ama şu soruyu sormaktan da beri duramıyorum. Umarım bağışlarlar. Sayın Atçı; bir yıl önce “ev ve araba almanın” kolaylaştığını söylüyordunuz. Ne oldu da, bir yıl sonra aynı halkın “belini büküyor, zamlar”?
***
Vallahi de billahi de, tallahi de “ev ve arabayı rahat alabilinen”, 20 yılda 3-3,5 katı büyüyen, dünyanın kıskandığı bir ülkede, ahalinin belini asla bükmez bu zamlar, bu pahalılık. Ne var yani? Çok mu zor, litresi yirmi liradan benzin, kilosu 10 liraya domates, kilosu 70 liraya peynir, tanesi 5 liraya ekmek, tanesi 2 liraya yumurta almak?
***
Yanlış mı söylüyorum; herkesin cebinde akıllı telefonun, her kapıcının arabasının olduğu, kolay araba ve evin satın alındığı yerde zamların ve enflasyonun vız gelip tırıs gideceği? Ama kazın ayağı öyle değil.
***
Ben, kendi ailemden örnek verdim. Tekrar ediyorum; gelirimiz iyi, ele güne muhtaç değiliz ama yaşanan hal AK Parti ileri gelenler ile “havuz medyasının” anlattığı gibi değil. Çocukların hem ana karnında ve hem de büyüme çağında yeterli beslenemediğini biliyor musunuz? Bu, bir neslin hebası demek…
***
Sayın Atçı; kiminiz, “sabredin”; kiminiz; “Allah sabredenlerle beraber”; kiminiz, “fakirle zenginlerden 70 yıl önce cennete gidecek!”; kiminiz, “pide yemeyin”; kiminiz, “midenizi yarı doldurun”; kiminiz, “çocuklarla alış-verişe gitmeyin”; kiminiz, “Peygamberimiz doymuş gibi sofradan kalkardı“; kiminiz, “insan bayat ekmek yiyorsa aç değildir”; kiminiz “Çanakkale Harbinde bir tas hoşaf, bir tabak pilav yiyerek savaştı, dedelerimiz” vs. dese de gerçekleri gizleyemez hale geldiniz. Bir iki ay öncesi gibi, “her şey güllük gülistanlık!” diyemiyorsunuz artık. “Var amma bir de bize sorun…” noktasına geldiniz, şimdilik.
***
Hülya Hanım, döneminizde (18 yılda), yaklaşık 4 trilyon 340 milyar dolar kaynak kullandınız. Bunu, nerelere ve nasıl kullandınız? Bir kere bunun bir hesabını verin. Bakınız size bir şey anımsatayım; hani ya; “bizden önce bir şey yoktu!” dediğiniz, parantezini kapatmak istediğiniz -ki, asla gücünüz yetmeyecek-, 80 yıllık Cumhuriyet döneminde harcanan kamu kaynağının 6 katına yakın, bir kaynak kullanımı söz konusu.
***
Evet. Ne yaptınız bu paraları? İsterseniz bir kalemini ben vereyim: 500 milyar doların üzerinde içeri ve dışarı faiz ödediniz. Biliyorsunuz, bu konuda, “nas” var. Biliyor musunuz bilmem? Şu anda kredi faizleri, yıllık yüzde 25’in üstünde.
***
Hülya Hanım, döneminiz benim için neyi test etti, biliyor musunuz? “Sakalı Marks’ın” haklılığını… Adam haklıymış da biz bilememişiz. Toprağı bol olsun, çok doğru şeyler söylemiş, bizim “sakallı!”. Ama fark edememişiz. Bu kadar söyleyeyim, siz anlayın.
***
Ha. Peki, çözüm nerede? Vallahi ben de değil. Muhterem ahalinin elinde. Bakalım, bu kez sandıkta tercihini nasıl kullanacak?


