Dünya kupasında yarı finale yaklaştık… Arjantin, Hırvatistan’ı yenerek yarı finale kaldı…
Messi, yine Messiliğini yaptı… Takımın bir gol ve iki asistle yarı finale taşıdı… Futbol tarihinin tepelerine de ismini yazdırdı… Ronaldo mu yoksa Messi mi? Derseniz, benim favorim Messi…
***
Peki,Messi ya da Arjantin; orta, yan ve var hakemleri ve dahi top toplayıcılar ve dahi güvenlik güçleri Hırvatistan’dan yana olsalar; ondan yana tavır alsalardı bu başarıyı elde edebilirler miydi?
***
Ya da tüm hakemlerin, top toplayıcıların ve dahi güvenlik güçlerinin bir takımdan yana tavır aldığı maça, maç denir mi? Elbette denmez arenalarda aslanlar önüne atılan köle gibidir, rakip takım…
***
Bunu, merhum Ziya Paşamız (1825-1880);
“Kâdı ola da’vâcıvü muhzır dahîşâhid
Ol mahkemenin hükmüne derler mi adâlet?”
Dizelerini düşmüş. Günümüz Türkçesi ile anlamı şuymuş: “Hakim hem davacı, hem mübaşir [muhzır] hem şahit oluyorsa, O mahkemenin verdiği karara adalet denir mi?”
***
Peki, bir soru daha: Bir muhayyel ülke düşünün… Günü gelince sandık geliyor ahalinin önüne. Ama bir siyasi parti, geçmişteşikayetçi olduğutüm “vesayet odaklarını”, devletin tüm kurum ve kuruluşlarını, devletin maddi ve manevi imkanlarını, sermaye çevrelerini arkasına alarak seçime giriyor ya da muhalefetin eli-kolu bağlı, “topal ördek!” durumunda…
***
Buna “demokratik”, “eşitlikçi”, “özgür” bir seçim diyebilir misiniz?Muhalefet, bu şartlar altında sandıktan çıkarsa, “şapka çıkartılmaz mı?”
***
Siyaset için, siyasal ikbal için;
Hukuk ya da yargı araçsallaştırılırsa…
Kamuaraçsallaştırılırsa…
İnanç araçlaştırılırsa…
Medya araçsallaştırılırsa…
Yol olur…
Üstünden geçen çok olur…
Yani;
“Men dakkadukka!”
Yani;
“Çalma kapıyı çalarlar kapını!”
Yani;
“Keser döner sap döner
Bir gün olur hesap döner”
Kuralları işlemeye başlar…
***
Bilinen hikaye; Kurt, kuzuyu yemeye karar verirse, dere boyu, kuzunun su içtiği yer önemli değilmiş. “Suyumu bulandırdın!” der geçer gidermiş… Peki, bu hikâyenin sonunu şöyle bağlasak olur mu? Ya gelecekte; kurt kuzu, kuzu kurt olursa ne olacak? Aynı kural geçerli olacak mı? O nedenle; “bir yer yol olursa, üstünden geçen de çok olurmuş!”
***
Evet. Derler ki; demokrasi, sopa atma yarışları cümlesinden değildir… O zaman, sopası güçlü olanın maçı kazanması kaçınılmazdır.
***
Evet. Derle ki; Demokrasilerde, “denge-denetim” nedeniyle “çark” yavaş döner ama geriye dönüşü olmayan hatalar da en aza iner…


