MUSTAFA CENGİZ


BU RAPORU SADECE YAZANLAR BEĞENDİ!...-1

Komisyonun raporu kabul edildi. 4 Red oyuna karşı full çektiler. Memlekete büyük hizmet ne de olsa. Boy boy hatıra fotoğrafları çektirdiler… Bakalım tarihte nasıl anılacaklar?!... Epey ses getirdi süreç. TBMM’de Kürt kökenli 327 milletvekilinin bulunduğu bir ülkede, Türkiye’de Kürt sorunu olduğu iddiası ile Anayasa’nın dokunulmazlığı olan ilk 3 maddesini pas geçip asıl bağlayıcı 4. Maddesine takmış durumdalar. Kamuoyu desteği yüzde 25’lerden sözüm ona yüzde 40’la çıkmış omuz zoru ile. Bu işler Asil Türk milletine sorulmadan “Referandumsuz” asla çözülemez. Sonrası malum… Bugün Komisyon raporu ve finale dair 5 önemli değerlendirmeyi paylaşacağım siz değerli okurlarımızla. Sanırım sizin de gelinen noktaya dair görüşleriniz vardır. Bakalım bu açıklamalarla sizin düşünceleriniz örtüşüyor mu, yoksa başka bir pencereden mi bakıyorsunuz?


Komisyonun raporu kabul edildi.

4 Red oyuna karşı full çektiler.

Memlekete büyük hizmet ne de olsa.

Boy boy hatıra fotoğrafları çektirdiler…

Bakalım tarihte nasıl anılacaklar?!... 

Epey ses getirdi süreç.

TBMM’de Kürt kökenli 327 milletvekilinin bulunduğu bir ülkede, Türkiye’de Kürt sorunu olduğu iddiası ile Anayasa’nın dokunulmazlığı olan ilk 3 maddesini pas geçip asıl bağlayıcı 4. Maddesine takmış durumdalar.

Kamuoyu desteği yüzde 25’lerden sözüm ona yüzde 40’la çıkmış omuz zoru ile. 

Bu işler Asil Türk milletine sorulmadan “Referandumsuz” asla çözülemez. 

Sonrası malum…

Bugün Komisyon raporu ve finale dair 5 önemli  değerlendirmeyi paylaşacağım siz değerli okurlarımızla.

Sanırım sizin de gelinen noktaya dair görüşleriniz vardır.

Bakalım bu açıklamalarla sizin düşünceleriniz örtüşüyor mu, yoksa başka bir pencereden mi bakıyorsunuz?

KİTABIN ORTASINDAN…

Komisyona üye vermeyerek ta ilk günden tavrını net şekilde belli etmişlerdi. 

İYİ Parti Genel başkanı Müsavat Dervişoğlu, yaptığı açıklamada “Ben kitabın ortasından, samimiyetle konuşurum.

Onları uyardım: “Katılmayın, bu komisyonu meşrulaştırmayın.” dedim, dinlemediler. Cümbür cemaat imza atıp bir de fotoğraf çektirmişler. 

Geride bıraktığım 65 yılın en büyük mükâfatı, dava arkadaşlarımla birlikte öyle bir fotoğrafta yer almamaktır.

Sürece iştirak edenler, kendi imtiyazlarının peşinde, saray tasallutuna açıkça boyun eğmişlerdir.

Rapor diye okuduğumuz satırlar, Cumhuriyet Devleti'ne ''100 yıllık zulüm'' diyenlerle, ''100 yıllık reklam arası'' diyenlerin uzlaştığı metindir.

Buna sözcülük ve paratonerlik yapmaksa 57 yıllık MHP ile Cumhuriyeti kuran tüzel kişilik olduğunu iddia eden CHP’ye düşmüştür.

Ey Numan Kurtulmuş, sen kimle kimi barıştırıyorsun?

Mücadelemiz çetindir ama sonuna kadar haklıdır.

Ve muhakkak kazanılacaktır.

Mehmet Akif'in dediği gibi;

Sahipsiz vatanın batması haktır,

Sen sahip çıkarsan #BuVatanBatmayacaktır

**

DAĞ "FARE" DOĞURMAMIŞ. 

ATA Partisi Genel başkanı Namık Kemal Zeybek@atacizeybek sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu değerlendirmede bulunuyor: 

Ne bu rapor? 

Dağ "fare" doğurmamış. Görünüşe göre "sırtlan" doğurmuş.

Biz topyekun sizden rahatsızız. Siz neyi kastediyorsunuz eşitlik derken? Evet! Eşit olarak sizin kötü yönetiminizden hepimiz rahatsızız! Bütün yurttaşlar...

Rapor boyunca yanlış hep sürüyor. 

"Kürt, Türk, Arap, Alevi, Sünni ve tüm kesimler..."

Bak, bak, bak!

"Tüm kesimler."...

Siz Türkiye'yi ikiye üçe bölecek değil, paramparça edecek formülü "Türkiye Modeli" adı altında çoktan bulmuşsunuz. 

Hangi ulus devlette böyle bir örnek var? 

"Ortak proje..." ne demek? 

Ortaklıkta en az iki kişi olur, iki kimlik olur. Siz hangi kimliklerin ortak projesinden bahsediyorsunuz? 

Bunu kim yazdı acaba? Tabi birisi yazdı, diğerleri de dinlemişler işte... 

Çok da komik bir slogan üretmişler. 

"Kürt'ün onuru, Türk'ün gururu..." 

Peki "Kürt'ün onuru" olur da "gururu" olmaz mı kardeşim? 

Ya da "Türk'ün gururu" olur da, "onuru" olmaz mı?.

**

GÜÇ DENGELERİ DEĞİŞTİ

Kutlu Parti Genel başkanı Yusuf Halaçoğlu’nun değerlendirmesi mi?

İşte size önemli satır başları ile Halaçoğlu’nun Komisyon Raporuna dair eleştirileri: 

Nihayet “Terörsüz Türkiye Komisyonu”nun raporu açıklandı.

 Bence en önemli cümle, “Güç dengelerinin değiştiği, jeopolitik risklerin arttığı bir ortamda Türkiye'nin iç kalesini tahkim ederek bölgesinde kalıcı barış ve istikrarı sağlaması hem kendi güvenliği hem de bölgesel düzen açısından yeni imkân ve fırsatları ortaya çıkaracaktır. 

Türklerin, Kürtlerin, Arapların bölgede yaşayan diğer kardeş halklarla birlikte oluşturacağı doğal ittifak, bölgede emperyalistlerin kurguladığı dağılma ve parçalanma senaryolarını bozacak, plânlarını etkisiz hale getirecek bir dönemi başlatacaktır. 

Milletimiz dağılma ve parçalanmayı durduracak bozguncu emellerden daha güçlü bir birlik, kardeşlik ve bütünleşme iradesine sahiptir” idi. 

Aslında arka plânı düşünülmezse çok masum gibi görünen bu cümle gerçekte herkesi kapsayan vatandaşlık tanımını etnisiteye indirgeyen bir sonuç ortaya çıkmaktadır. 

Zira bugüne kadar Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına, din, dil, ırk, mezhep ayırt edilmeksizin Türk denir sözü, ile seçimlerde kimse adayların etnisitesine bakarak oy vermemişken, artık etnisitenin öne çıkacağı bir durumla halkı karşı karşıya bırakacak, milletvekili, cumhurbaşkanı vesair gibi seçimlerde, kişilerin etnisitelerine göre oy verilir hale gelecektir. 

Bu da toplumun ayrışmasına sebep olacaktır. 

Nitekim bu tür anlayış Osmanlı’da Islahat Fermanı’nda denenmiş ve birleştirme yerine toplumu iyice ayrıştırmıştır. 

Kaldı ki aksine böyle bir durum küresel emperyalist güçlerin daha etkin hale gelmesine yol açacak, İngilizlerin Tübingen Atlas ile, Peter Alford Andrews’in Türkiye’yi 47 etnik gruba ayıran, “Türkiye Cumhuriyeti’nde Etnik Gruplar” adındaki eseriyle ve ABD’nin ısrarla Osmanlı Devleti’de olduğu gibi Türkiye’de de federatif sistem uygulama istekleriyle üniter yapımızı bozma hedefleri, fiiliyata daha çabuk dökülebilecektir.

Nitekim 1. Dünya Savaşı sonrasında Emperyalist ülkeler Sevr ve Mondros mütarekeleri ile bunu büyük ölçüde başarmışken, verilen Millî Mücadele ile bu emellerine set çekilmiş ve toplum etnisitesine bakılmaksızın tek millet haline gelerek oyunları bozmuştu.

Şimdi ülkeyi yönetenler bütün bunlara dikkat ederek hareket etmek zorundadırlar. 

Uyarımız samimidir ve keşkenin geri dönüşü yoktur. 

Unutulmasın ki, tarih ihtiyatsızlar için merhametsizdir.

**

KÜRT SORUNU NEDİR?

BTP Lideri Hüseyin Baş, sıcak gündemi değerlendirirken, “Bu komisyonu meşrulaştıran CHP’nin varlığıdır” dedi. 

Baş, “Kürt sorunu nedir?” sorusuna da kendisi önemli bir açıklama getirdi. 

“Bu komisyonu meşrulaştıran CHP’nin varlığıdır”

Niye Meclis’te komisyon kuruldu sorusunu ben çok sordum. 

Meclis’in söylediği her şeyin önemsiz olduğu bir son 10 yılda ne oldu da bu kadar kritik bir meselede Meclis’in ne dediği önem arz etmeye başladı? 

Bunun cevabı şuydu: Hükûmet bir şey yapmak istiyor. 

Buna milleti ortak etmek istiyor. 

Komisyon bu yüzden kuruldu. 

Bu komisyonu meşru kılan, Cumhuriyet Halk Partisi’nin orada var olmasıdır. 

Ana muhalefet oraya oturmasaydı bu komisyonun söylediği hiçbir şeyin bir önemi yoktu. 

Son sürecin sorumlusu benim gözümde iktidardan öte ana muhalefettir. 

Çünkü bunu haklı ve meşru kılan ana muhalefetin orada var olmasıdır. 

CHP oraya girmeseydi bambaşka bir sonuç çıkacaktı. 

İşin diğer taraflarına girdiğimizde ortada elle tutulur bir şey yok. 

Bu, toplumun kabul ettiği bir şey değil. 

Hiç kimsenin böyle bir süreci desteklediği falan da yok. 

Medyadaki birkaç kişinin haricinde topluma indiğinizde böyle bir kabul yok.

“Kürt sorunu” deniyor. Kürt sorunu var deniyorsa sorunun ne olduğu ortaya konsun.  Sorun ne? 

Eğer Apo’nun dediği gibi sorun vatandaşlık tanımıysa, “Kabul edilmedi.” de, çek çizgiyi, geç.  Sorun ne? 

Sorun Güneydoğu’da işsizlikse evet, hepimizin sorunu; çözmemiz lazım. 

Sorun okullardaki eğitim kalitesinin düşüklüğüyse hepimizin sorunu; çözmemiz lazım.  Sorun geçim sıkıntısıysa hepimizin sorunu. 

Adalet arayışıysa hepimizin sorunu. Güneydoğu’da da vardır; çözmemiz lazım."

**

CAYDIRICILIĞININ 

AŞINDIĞI DÖNEM…

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, “AKP dönemi ne yazık ki Türkiye Cumhuriyeti devletinin caydırıcılığının aşındığı bir dönemdir. Durum böyle olunca teröristler de uluslararası toplantılarda kravat takıp protokolün bir parçası oluyorlar ve bu da içe sindiriliyor, Türk halkından gizleniyor. Böyle giderse, amaç da o zaten, PKK elebaşı Öcalan da kravat takarak İmralı'dan çıkacak. Bakın, Türkiye Büyük Millet Meclisi Öcalan Komisyonu dün ortak raporu yayınladı. Bu raporu satır satır inceledim. Bu rapor Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin çıkarmış olduğu ilk, milli üniter laik devleti ortadan kaldırma ile ilgili resmi rapor. Bunun başka anlamı yok. Kimse bize güzelleme yapmasın. Bu rapor, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin anayasal yapısına indirilmiş bir darbedir. Evet, terörsüz bir Türkiye'yi bütün Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları istiyor. Ancak bunu terör örgütüyle pazarlık yaparak, terör örgütünün taleplerini kabul ederek ve Türkiye'yi etnisiteler, mezhepler ekseninde bölerek yapamazsınız. Raporun 6. sayfasında, ‘Türklerin, Kürtlerin ve Arapların bölgede yaşayan diğer kardeş halklarla birlikte oluşturacağı doğal ittifak’. Arkadaşlar, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde bir tek Türk milleti yaşar. Neden bahsediyorsunuz siz? Bu, Türkiye'yi Lübnanlaşmaya sürüklemek demektir. Bu, Türkiye'yi Iraklaşmaya sürüklemek, Türkiye'yi Yugoslavyalaştırmak demektir. 

Raporun 28. sayfasında, ‘Türkler ve Kürtler kardeş ve kaderdaş halklardır’ denilerek, bu ülkede 2 farklı halk olduğunu kabul ediyorsunuz. 2 farklı halk mı var bu ülkede? 

Raporun 9. sayfasında, ‘Meclisimizin görevi müşterek hayatın hukukunu kurmak’ diyorsunuz. 

Kiminle müşterek hayat kuruyoruz arkadaşlar? 

Şu ana kadar yaşadığımız hayat, Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana müşterek bir hayat değil mi? 

Birlikte yaşamıyor muyuz kardeşim? 

Hangi hukuktan bahsediyorsunuz siz? 

Hukuk, yurttaşlık hukukudur. 

Siz etnisite hukukundan mı bahsediyorsunuz? 

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, çeşitli ırklara veya mezheplere dayanan bir halklar mozaiği değildir ki bunlar arasında bir ittifak aransın. 

Aradığınız bu ittifakın Anayasamızın 66. Maddesine aykırı olduğunun farkında değil misiniz? 

Cumhuriyetimizin temel taşı olan 1924 anayasası ve takip eden anayasalarda ulus devlet anlayışının hâkim olduğunu bilmiyor musunuz?  Devam Edecek