KADİR DAYIOĞLU


BÖYLE HAZİRAN GÖRMEDİM

Dostlar, bakınız, hiç karşılaşmadığımız Haziran sıcaklar nereden nereye getirdi bizi. Yine, adeta “Brezilya dizisi!”ne dönen konuları gündeme...


Bu yaşa geldim, böyle haziran görmedim… Hava sıcak mı sıcak… Bunaltıcı bir sıcak var. Sanki, temmuz sonu ağustos başı… Oysa bu günlerde,“gün dönümü”, evvelinde ve takip eden günlerdeyağış beklenir. Hatta havalar soğur, yükseklerde soba bile yakılır. Ama bu yaz öyle olmadı. Yaz, erken geldi.

***

Bizim Hisarcık’ta dutlar, kirazlar erken olmaya başladı. Umarım, elmalar, etkilenmez. Zira, bu sıcakta, kendisini toparlayamaz. Bizim Ketenlik’te sulama suyu da sizlere ömür olduğu için, sulama şansımız da kalmadı… Bir hafta önce ki, sulama ile iktifa edeceğiz herhalde.

***

Ne yapalım, baht utansın. Çok uyardık ama dinletemedik hem DSİ 12.  Bölgeyi ve hem de Büyükşehri. Avuç içi kadarlık Öküz Çukuru (Kıranardı) Göleti’nin, bittiğinden beri, sızdırmazlığını, bir türlü gideremediler. Asıl sorumlusu DSİ, kimseyi iplemiyor; tesisi devralacak Büyülşehir ise umursamıyor. 

***

Oysa, bu iki belde, belediyelikken, derdimizi anlatabiliyorduk, başkanlarımıza. Bunlar ise, burunlarından kıl aldırmıyorlar… Başkanların yanına yaklaşmayı bir yana bırakın Büyükşehrin kapısının önünden geçemiyorsunuz.

***

İktidar milletvekilleri de bir başka alem, dünyadan haberleri yok. Muhalefet milletvekilleri de bunlardan farksız... İnanın, Kayseri, hiçbir dönem, bu kadar sahipsiz kalmadı. Hal böyle olunca da DSİ bürokratları diledikleri gibi at oynatıyorlar… Yazık hem de nasıl!.. Yani ben, hem yerelde ve hem de genelde iktidar olacağım, “ip atlatacaklar!” öyle mi?

***

İnanın, bu sızdırmazlık, Büyükşehrin imkanları ile de yapılabilir. Olur olmaz yere para bulabilenBüyükşehir, nedense, sonuçta kendisine devredilecek, Tekir havzası ve Erciyes tesisleri için öneme haiz bir su yapısı için para bulamıyor ya da DSİ Bölge Müdürü ve DSİ Genel Müdürü’ne, “bu ne hal  arkadaş!” diyemiyor. 

***

Yazık yazık, hem de çok…  Başka ne diyeyim, diye diye “dilimde tüy bitti!”“Taştan ses geldi ama bunlardan ses gelmedi!”

***

Gerçekten merak ediyorum. Beyler beyler, Göleti aktif hale getirmeyecekseniz, söyleyin de, bizler de başımızın çaresine bakalım. Parsel mi yaptırtacağız, ağaçlarımı yok edeceğiz bilelim; bilelim ki, boşuna masraf etmeyelim. Yazık değil mi, günah değil mi, bizlere?

***

Tesislere su temin edeceğiz diye pınarları yok ettiler; yine tesisler su temin edeceğiz diye Tekir Göleti suyunun yüzde 40’ına el koydular… Tabii, bir Kıranardı Kent Ormanı yaptılar, sulama suyunu, en az altı saat, yapılan beş bin tonluk depoya tutuyorlar gece 00’dan 06’ya kadar.

***

Hiç düşünmediler, “devasa tesis yapıyoruz, bunların içme, kullanma ve sulama suyu gereksinimi nasıl ve nereden karşılanacak?”, diye. Ne biçim hesap, ne biçim kitap anlayamadık doğrusu… Anlayacağınız, hem “öküzden olduk ve hem de küpten” ama DSİ ve Büyükşehir bunun farkında değil. 

***

Hele hele yörenin muhterem ahalisinin hiç mi hiç umurunda değil. Ne yapalım, benim de gücüm bu kadar… Silahı alıp dağa çıkacak halim yok ya!..

***

Sulama suyu bulunmayınca, ahali, bazı gereksinimler için musluk suyuna yüklenecek, ne pahasına olursa olsun… Bu sefer içme suyu sıkıntısı başlayacak. KASKİ de bunun farkında değil. Ama onlar da kullanımı caydırmak için zam peşinde.

***

Hasılı kelam, yönetenler farkında değil, hizmet alanlar farkında değil. Ne yapalım yani, “selo!” gibi “bu kenti kurtaracak halimiz yok ya!”

***

Mesela, “Erciyes’in karı, kâra dönüşecekti!”. Sloganı, devasa panolara astılar… Devasa tesis yaptılar, yapımı da hızla sürüyor… Altını çalın bakalım, ne kadar kar ne kadar kâra döndü? Bilmiyoruz, rivayet muhtelif ama bunu en iyi otel ve dükkan işletenler bilir.

***

Baktık, “Erciyes’in karı, iyi kâr” ediyor, bu sefer de sıcak suyunu “kâra çevirme!” peşindeler… Bu nedenle, iki bin küsur metre derinliğinde sondaj yaptılar, “termal turizmi” için… Kırk derce suya eriştiler… Aldığımız en son habere göre debi,kükürt ve diğer mineral değerleri tespit edilecekti. Ondan da bir haber yok. Öyle ya, her sıcak su, “termal turizm” için elverişli değil.

***

Sahi, ne oldu sondaj sonuçları. Yoksa; “inek içti, dağa kaçtı. Dağ da yandı kül oldu!” mu diyeceğiz?

***

Çok yazdım, bir kez daha yazacağım; Erciyes projesi, “çözdükçe düğümlenecek!” bir proje gibi. İnşallah, korktuğumuz başımıza gelmez. Öyle ya, “atsan atılmaz, satsan satılmaz!” bir noktaya geldi. Yoksa, yazık olur birkaç yüz milyon avropara ve emeğe; haliyle bağlanan umuda…

***

Dostlar, bakınız, hiç karşılaşmadığımız Haziran sıcaklar nereden nereye getirdi bizi. Yine, adeta “Brezilya dizisi!”ne dönen konuları gündeme...