KADİR DAYIOĞLU


BÖYLE GELMİŞ BÖYLE...

Başlığı, “gider!” diye de, “gitmez!” diye de tamamlayabilirsiniz... Size bağlı bir şey... İyimserseniz “gitmez!”; benim gibi kötümserseniz, “gider!” dersiniz... Ama yaşadıklarımıza bakınca, “gider!” demekle ne kadar haklı olduğumu teslim edersiniz...


Başlığı, “gider!” diye de, “gitmez!” diye de tamamlayabilirsiniz... Size bağlı bir şey... İyimserseniz “gitmez!”; benim gibi kötümserseniz, “gider!” dersiniz... Ama yaşadıklarımıza bakınca, “gider!” demekle ne kadar haklı olduğumu teslim edersiniz...

***

Gelmiş geçmiş tüm belediyeler ve başkanlar, “mega projelerle” uğraştıklarından küçük işlere pek vakit ayıramadılar... Şimdikiler de öyle.  Dediğim gibi bu keyfiyet, zamanla kayıtlı değildir...

***

 Öyle ya, şehri Berlin Duvarı gibi, şak diye ikiye bölen “Hafif Raylı Sistem”; sulama, içme ve kullanma suyunu nasıl temin edileceği düşünülmeden başlanan“Erciyes Master Planı”, Kıranardı Kent Ormanı; yerleri yanlış seçilen “Stadyum”, “Oto Terminali” gibi mega projeler peşinde koşan bir belediye ve bunun başkanı, “küçük işlerle”,  bir yağışta göle dönen; rüzgarda pislikten geçilmeyen cadde ve sokaklarla ne diye uğraşsın ki?  

***

Yılan hikayesine dönen “Sahabiye Dönüşüm”, “itin öldüğü yere yapılan”Şehir Hastanesi; bir türlü bitmeyen AGÜ veTalas tramvay bağlantıları; iki yıldır bitmeyen Furkan Doğan katlı kavşağı ve “salça günleri”, kepçe ile yemek ve aşure dağıtımınedeniyle küçük işlere vakit ayıramıyorlar.

***

Sizi bilmeme ama benim için önemli olan “küçük işler”, günlük hayatımı kolaylaştıran işler... Arayan evimi bulamıyorsa, cadde, sokak isimleri ile ilgili tabelalar gelişi güzel yerlere çakılıyorsa, hatta hiç yoksa; yaya yolları işgal ediliyorsa; otobüs duraklarında isim ve numara yoksa uyarılarımıza ilgili Büyükşehir Belediyesi’nden “gıkı” çıkmıyorsa ne yapayım ben sizin “mega projelerinizi”.

***

Bir yağışta, rahat yürüyemiyorsam, umumi tuvaletlere rahat giremiyorsam, hala yazın tozdan kışın çamurdan geçilmeyen yoldan evime gidiyorsam, kar yağdığında “mücella” kaldırımlarda rahat yürüyemiyorsam, yaz gelince bahçemde kullanma ve sulama suyu sıkıntısı çekiyorsam... ne yapayım sizin “mega projelerinizi”?

***

Gelmiş geçmiş belediyeler “küçük işleri”...  Neredeyse, 30 yıldır AK Partililer yerel iktidardalar, bunların da becereceği falan yok... Anlaşılan o ki; gelecek olanlar da bu işi beceremeyecekler...

***

İsterseniz konuyu değiştirelim; biri 80-90 yıl, diğeri 40 yıl kadar önce yaşanan iki olayı aktarmaya çalışayım. Aslında bu anekdotları yeri geldiğinde, birkaç kere vermiştim...

***

Bir tarihte Kayseri’ye şiddetli bir kar yağmış... Otuzlu yılların ortası... Damlardan, hayatlardan “Kürünen”lerle birlikte ara dar sokaklar dam seviyesine kadar karla dolmuş... Mahalle sakinleri kaldırılması için Belediyeye başvurmuş... Belediye Başkanı da “Lömen Ağanın Mustafa Çavuş.

***

Talebin yerine gelmesinin imkânsız olduğunu bilen Başkan dilekçeyi; “gabaYilMemurluğu”na havale etmiş... Dilekçe sahipleri, “gabayil memurunu” aramaya başlamışlar, belediyenin içinde... Çalmadıkları kapı, başvurmadıkları yer kalmamış...

***

Durumun farkına varan uyanık bir memur, dilekçeyi almış, vatandaşlara: “Hemşerim... gabayil memuru senelik izinde... Mart ortasında göreve başlayacak... Siz gidip gidip gelmeyin... Dilekçenizi bana verin, izin dönüşü, kendisine veririm!” demiş...

***

Bu hikâye doğrumu? Bilmem... Ama o günkü kış koşulları ve sokakların durumunu bilenler için hiç de abartılı değil... Mümkündür de... Öyle ya!.. Sokakları dolduran karı ancak, “gabayil” yani lodos ortadan kaldırabilirdi, o şartlarda, o yıllarda...  Gerçi şimdi de kar, “gabayile” kadar kalkmıyor...

Gelelim eski yıllara... Yapılan “ayakçaklarla” çıkılırdı kar yığınlarına; aynı “ayakçaklarla” da inilirdi... Bazı veletler, su dökerdi “ayakçaklara”, kontrolsüz basan kızak gibi kayar, kendisini aşağıda bulurdu... Bazıları, biraz daha düz yerlerde, “patak yapar”dı; yürüyenler, at ve eşekle gidenler, “patağa” düşerdi...

***

Lömen ağanınhikâyesini, Hüsamettin Çetinbulut’un başkanlığının ilk kışında, yağan yoğun kar nedeniyle, çekilen sıkıntılar nedeniyle, eski Su İşleri Şefi Mehmet Çopuroğlu anlatmıştı... Hatırlanırsa o kış, neredeyse bahara kadar kalkmamıştı, cadde ve sokaklardan, kar ve buz...

***

Bu durumuHüsamettin Bey’in yakın arkadaşı, rahmetli Mehmet Çopuroğlu, -AKP İl Başkanı Şaban Bey’in babası-, yağışa hazırlıksız yakalanan Başkan için; “Duydunuz mu? Bizim Hüsamettin işi, gaba yel memuruna havale etmiş!” diyerek ironi yapmıştı... Mustafa Çavuş ile ilgili yukarıda vermeye çalıştığım anekdotu anlatmıştı... 

***

Bu olaylara bakınca, “böyle gelmiş, böyle gider!” hükmümü verdim. Bu gidişle yarım asır sonra bile bunlara tanık olacak insanlar... Çok yazdım bu konuları artık yazmayacağım... Ne halleri varsa görsünler.   Boşver!..  Koyver gitsin... “Selo” gibi bu şehri ben mi kurtaracağım, Allah’ınız severseniz.