Elbette “kamçısı” ama bir şartla doğru, yerinde zamanında kullanılırsa… “Yapılabilir” olmayan, prodüktif olmayan alanlara aktarırsanız; “bas bas Leyla’ya bir daha mı geleceğiz dünyaya!” diye “atar-yatarsanız” elbette “borç yiğidin kamçısı” olmaz…
***
Türkiye, son yirmi yılda betona, asfalta gömdü parayı, şimdi ise tulumbada su kalmadı. Ahaliye verebileceği kefen parası bile uçup gidince çare “iç ve dış” güçlere de, “Sultan Hamid”te, sabra ve şükrede aranmaya başladı… Tabii, toplumumuzda bunun alıcısı da çok… Öyle ya, bir rivayete göre; sabrın, şükrün sonunda; “cennete, zenginlerden yetmiş yıl önce gitmek de var!”
***
Tulumbada su kalmayınca, gelecekteki para şimdiden harcanınca, borç gırtlağı aşınca kapışma, mahkeme kapılarını aşındırma da kaçınılmaz… Borç-alacak yüzünden kavgalı olmayan hemen hemen yok gibi. Ev/dükkan sahibi ile kiracı kavgası ayrı bir fasıl…
***
2018’den bu yana sancısı artarak hissedilen ekonomik sıkıntılarla birlikte çalışan ve emekli kesimin ev bilançosundaki vahim gidişat “icra” verilerine yansıdı. 1 Ocak-13 Mayıs günleri arasında “icra ve iflas dairelerine” 3,5 milyonu aşkın yeni dosya geldi, yeni gelen dosya sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 29,1 arttı.
***
CHP Adana Milletvekili Burhanettin Bulut, “icra ve iflas dairelerine” gelen dosya sayısındaki artışa dikkat çekerek, borçlu vatandaş sayısındaki artışa ilişkin basın açıklaması yaptı. Vatandaşın bankalara, finansman şirketlerin ve TOKİ’ye olan borcunun 1 trilyon 173 milyar liraya yükseldiğini belirten Bulut, “Vatandaş anaparayı bile ödeyemiyor; faize çalışıyor. Bankalara yılın ilk 3 aylık döneminde ödenen faiz tutarı 36,5 milyar TL” dedi.
***
“Vatandaşların varlık yönetim şirketlerine 30,7 milyar, TOKİ’ye ise 27 milyar lira borcu bulunuyor. Yine vatandaşların vadesinde ödeyemediği için bankalar tarafından icraya verilen takipteki borçları ise 27,6 milyar lira. Bunlar anaparayı bıraktı, borç faizine çalışıyor. Tüketici kredileri ve kredi kartları için bu yıl ocak-mart döneminde bankalara ödenen faiz 36,5 milyar lira”, oldu. Devletin/kamunun ödediği faizin haddi hesabı yok. Tam bir “faiz ekonomisi” hüküm sürüyor.
***
Sormak lazım; bu faizi ödeyen ve alanların “şer’an hükmü nedir?”
***
1 Ocak-13 Mayıs günleri arasında “icra ve iflas dairelerine” toplam 3 milyon 664 bin yeni dosyanın geldiğini kaydeden Bulut; “yeni gelen dosya sayısının geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 29,1 oranında arttığını belirtti. Bulut, icra dairelerinde derdest bulunan dosya sayısının 13 Mayıs itibariyle 23 milyon 459 bine çıktığını” belirtti. Ülkede 25 milyon hane olduğunu düşünürseniz, hane başına bir dosya.
***
Tabii, bunlar resmiyete intikal eden “borç-alacak” ilişkisi. Ya bir de resmiyete intikal etmeyenler ne kadardır dersiniz acaba? Mesela, “askıda veresiye defteri”, “askıda elektrik, su gaz, faturaları” bu fasıldan değil… Hele hele “mafyasal” yöntemle ya da “üstüne çökerek” tahsil edilenleri, bilmiyoruz.
***
Yapılan bir araştırmada toplumun %63,6’sı borçluymuş. Borcu olmayan 2020’de %41,7 iken 2021’de bu oran 36,6’e gerilemiş.
***
Mart/2022 sonu itibarıyla, kısa vadeli dış borç stoku, 2021 sonuna göre %9,9 oranında artışla 132,3 milyar dolar olarak gerçekleşmişti. Bu dönemde, bankalar kaynaklı kısa vadeli dış borç stoku % 6,9 oranında artarak 55,1 milyar dolar olurken, diğer sektörlerin kısa vadeli dış borç stoku %10,8 oranında artarak 47,3 milyar dolar düzeyinde gerçekleşmişti.
***
Borçlu bazında incelendiğinde, tamamı kamu bankalarından oluşan kamu sektörünün kısa vadeli borcu 2021 sonuna göre %14,6 oranında artarak 25,5 milyar dolar olurken, özel sektörün kısa vadeli dış borcu %6,8 oranında artarak 77,0 milyar dolar olmuştu.
***
Kısa vadeli borç artmaya devam etti. Bu, Mayıs/2022 itibarıyla 181,4 milyar dolara yükseldi. Bu borcun 36,6 milyar doları kamuya ait. Merkez Bankası’nın 29,8 milyar dolar. Özel finans kurumlarının kısa vadeli borcu 56,7 milyar dolar ve reel sektörün kısa vadeli borcu ise 58,2 milyar dolara ulaştı.
***
Biliyorsunuz, kısa vadeli borç, bir yıl içerisinde ödenecek borç anlamına geliyor. Yani, kamu-özel bir yıl içerisinde 181 milyar dolar para bulacak. Bunu da ya içeriden ya da dışarıdan bulacak. İçeriden almaya kalkarsa döviz fiyatları yükselecek; dışarıdan ararsa, ülke yüksek riski nedeniyle, pahalı bulacak. Sıkıntı da burada…
***
2022 Mart sonu itibarıyla, kısa vadeli dış borç stokunun döviz kompozisyonu %44,3’ü dolar, %25,9’u Euro, %9,7’si TL ve %20,1’i diğer döviz cinslerinden oluşmuş.
***
Şubat/2022 sonu itibarı ile 12 aylık cari işlemler açığı 21 milyar 845 milyon dolara yükselmiş. “Döviz gelir-gider makası”, “gider” lehine giderek artıyor. Mesela, “ihracatta” ki artışla övünenler, “ithalatı” görmezden geliyorlar.


