KADİR DAYIOĞLU


BİRŞEYLER SÖYLEMEK LAZIM!

“Taş üstüne taş koyandan Allah razı olsun!” temennisi, iktisaden bâtıldır. Doğrusu; “doğru taş koyandan” olmalıdır… Yoksa kaynakları tüketir; kaynak için “dilenci vapuru” gibi liman liman dolaşırsın.


“Birşeyler söylemek” lazım…

“Ezberleri bozmak” lazım…

“Aykırı sözler” söylemek lazım…

“Eleştirmek” lazım…

***

Ben de bunu yapmaya çalışıyorum zaman zaman…

Yoksa, “dilim şişiyor!”

Bugün de bunu yapacağım…

Bazılarının tepki göstereceğini biliyorum ama olsun... 

*** 

Bu ülkede, kaynağı ister uhrevi, ister dünyevi olsun “bâtıl inançları” yıkmadığımız sürece, bir arpa boyu bile yol alamayız...

***

“Gelen ağam giden paşam!” hayat iksirimiz olmuş…Eleştirmeye, aykırı şeyler söylemeye korkuyoruz. 

***

Mesela mı? İsterseniz başlayalım meselalarla:

Avuç içi kadar bir Kıranardı ya da Öküz Çukuru Göleti’nin, bittiğinden! beri su kaçağını gideremeyen DSİ, ne iş yapar? Hiç merak etmez misiniz? Buna bigane kalan Büyükşehir, Melikgazi Belediye Başkanları ve tüm Kayseri milletvekilleri ve dahi Mehmet Özhaseki, bunun farkındalar mı acaba?

***

Bu kervana, Hisarcık ve Kıranardı’nın, dünyadan habersiz muhterem ahalisini de katın… Onlardan da çıt çıkmıyor, başkanlar ve milletvekilleri geldi mi sorup sorgulayamıyorlar. Güzelce ağırlıyorlar. 

***

İnanın, bu Gölet’in “çevre”, sulama, içme ve kullanmasuyu için ne kadar önemli olduğunu anlata anlata dilimde “tüy bitti” ama başta Büyükşehir, Melikgazi Başkanları, KASKİ ve dahi milletvekilleri ve tabii, DSİ farkında değil. Adeta “kös dinlemiş” gibiler. Ben de bıktım usandım, yazmaktan. Duyduk ki; DSİ Bölge, “ben bunu beceremiyorum, yapamıyorum!” demiş, topu Ankara’ya atmış… Hayda!... Vallahi, DSİ Bölgenin kapısına kilit vursalar daha da iyi olurmuş. 

***

Bir kentte, toplu taşımı özendirmek istiyorsanız, “merkezde”araç park imkanını artırma yerine azaltmak lazım. Merkezde, kolayca park etme imkanı varken, özel araç sahipleri, mecbur kalmadıkça, hiçbir zaman toplu taşıma binmez... Bunun bilincinde olan, Melikgazi Başkanı Palancıoğlu, Dedeman okulu yerine katlı otopark falan yapmadı. Normal bir park bitmek üzere. 

***

Sabah bir saat, akşam bir saat trafik sıkışıyor diye, Dünyanın aklı başında; “iktisadi aklı” olan hiçbir ülkesinde, alt-üst geçitler, yonca yaprakları vs. yapılmaz... Etrafın gazına gelip, sakın ola ki, Kartal kavşağına katlı yol falan yapılmaz. 

***

Yapılınca ne olur? Bir yere on dakika daha önce gidersin ama artan hız nedeniyle zincirleme kazalara da engel olamazsınız. Son yıllarda artan zincirleme kazaların önemli bir nedeni bu… Unutmayın, artan hıza, “yol geometrisi” yetersiz kalır. Zira buna, şehir içi imar izin vermez.

***

Umumi helaları, “bedava” olduğu sürece, temiz tutamazsınız... Ha, diyeceksiniz ki, ahali de “tuvalet kullanmayı bilmiyor. Ne yapsın belediye!”. Siz de haklısınız. Başkanın da; “şekil a da gözüktüğü gibi s…lır diyecek hali yok ya!..”

***

Bir makinenin bazı bölümlerini doğru tasarlamış olmak, o makinenin doğru çalışacağı anlamına gelmez... 

***

On yıl sonra işe yarayacak kitabı bugünden okumaktan daha aptalca bir şey olamaz... 

***

Bir iki istisna dışında, dünyanın en gelişmiş, bireylerinin hayat standartları en yüksek ülkeleri, demokratik standartları en yüksek olanlardır... 

***

Sopa atma, demokrasilere has bir oyun değildir... Unutmayın, sopası güçlü olanın dayak atması kaçınılmazdır. Yine unutmayın; “devlete baba” dediğiniz anda, “babanın dayak atmasına” da razı olun.

***

Çağdaş demokrasilerde, devletin ideolojisi yoktur; devlet, her türlü ideolojiye karşı “nötr” durumdadır…

***

Laiklik, aklın özgürleşmesidir… Yani aklın, “putlardan” arınmasıdır…

***

Demokrasi, azınlığın haklarının korunmasıdır… Bu bağlamda demokrasi çoğulcudur; çoğunluk hukukunun geçerli olduğu bir düzen değildir…

***

“Taş üstüne taş koyandan Allah razı olsun!” temennisi, iktisaden bâtıldır. Doğrusu; “doğru taş koyandan” olmalıdır… Yoksa kaynakları tüketir; kaynak için “dilenci vapuru” gibi liman liman dolaşırsın.