Dünya’da önemli gelişmeler oluyor.
Özellikle Ticaretle ilgili gelişmeler.
Bugün Eski İçişleri Bakanı Yurt Partisi Genel Başkanı Sadettin Tantan’ın Dünya’da yaşanan son gelişmeler ve Türkiye’ye yansımalarına dair birkaç öne çıkan tespitini paylaşmak istiyorum.
ÇİN VE HİNDİSTAN
Çin ve Hindistan’ın teknolojik anlamda son dönemdeki büyük çıkışları ve sektörü ele geçimlere ile birlikte gelinen nokta son derece önemli.
Yurt Partisi Genel Başkanı Tantan’ın gelinen nokta itibarı ile bayram öncesindeki uyarıları bakın nasıl?
“Ticaret yollarının hakimiyeti stratejik açıdan önem arz eden bir meseledir.
Çin’in “Bir Kuşak Bir Yol”, Hindistan’ın “IMEC” projeleri ticaret savaşlarında öne çıkmaktadır.
Birkaç gün önce dışişleri bakanının Çin ziyaretinde Türkiye’ye yapılması beklenen yatırımların “Kuşak Yol” kapsamında ele alınması gerekmektedir.
Türkiye’nin güçlü lojistik altyapısı ile ticaret yollarının kesişim noktasında olması stratejik bir değerdir.
NATO’nun belirsizleşen geleceği; Türkiye’nin alternatif ekonomik ve siyasi işbirlikleri geliştirmesini cazip hale getirmektedir.
Zengezur Koridoru’nun açılması halinde Türkiye’nin sahibi olacağı nüfuz kat be kat artacaktır.
Çin ile gerçekleşen temaslar olumlu olmakla beraber Uygur Özerk Bölgesi’nde insan hakkı ihlallerine maruz kalan Türklerin yaşadığı zulme tepki gösterilmesi ve gelişen ilişkiler çerçevesinde soydaşlarımızın haklarının temini de unutulmamalıdır.”
SAĞDAKİ MİLLİYETÇİLİK RÜZGARLARI...
Evet...
Avrupa Parlamentosunda yaşanan seçimler sonrasında ortaya çıkan Sağa kayış ve milliyetçilik rüzgarlarına bakışı da önemli Tantan'ın.
İşte bu konudaki değerlendirme;
“Fransa’daki erken seçim kararının yarattığı milliyetçilik etkisi Avrupa’da etki yaratırken; başını İngiltere’nin çektiği küresel uygulayıcıların yine işbaşında olduğunu ortaya koymuştur. 19. yüzyıla damgasını vuran burjuva devrimlerinin Dünya tarihindeki yeri ve önemi hafızalarımızda tazeliğini korumaktadır. Yüz yıllarca sömürgecilik faaliyetleriyle dünyayı adaletsiz bir yönetime mahkum eden İngiliz aklı yine sahnededir. Bu aklın İslam coğrafyasında en sık başvurduğu yöntem ise cemaatleri kendilerine hizmet ettirmektir. Bu akıl girip çıktığı coğrafyalarda her zaman enkaz ve kaos bırakmıştır. Tarihe baktığınızda; Bengal Kıtlığı, Hindistan’ın Pakistan’la ayrılması, Afrika’daki soykırımlar, Kıbrıs’taki katliamlar ve kaos, Türkiye’nin kuşatılması, İslam ülkelerinin emperyalizm güdümüne alınması bu aklın ürünüdür. Emperyalizme karşı onun isteklerini yerine getirerek veya onunla uyumlu olarak değil; milli politikalar uygulayarak baş edilebilir. Türkiye; bir an evvel içerideki ekonomik ve siyasi sorunları aşarak Dünya’da olup bitenlere odaklanmalı ve halkın refah düzeyini artırmalıdır. İç politikadaki aktörlerin ortaya koydukları politikalar ile Türkiye ileriye gidemez. Türkiye; İngiliz aklının ortaya koyduğu tuzak politikasını etkisiz hale getirebilecek güç ve kapasiteye sahip olup bunun için milli şuuru yüksek politikalara gereksinim vardır.”
Bakalım Türkiye’ye yansımaları neler olacak bu fırtınanın?
Önümüzdeki günlerde göreceğiz kısmetse.
Zira Türkiye’de de Yeni Anayasa tartışmaları ve yeni siyasi ortaklıklar ve kurulan partiler, konsensüslerin ortaya çıkartacağı tablonun ekonomi ile harmanlanmış yılsonuna kadar yansımalarını izleyeceğiz.
ÇEVRE KİRLİLİĞİ...
Bu konuda daha önce de bu köşede uyarılarına yer vermiştim Tantan’ın.
Tekrarlıyor ve yeniden uyarıyor.
Bakın Çevre kirliliği ve iklim değişikliğine dair uyarıları neler?
“Çevre kirliliği ve iklim değişikliği yakın geleceğimizin en büyük tehditlerinin başında gelmektedir.
Her ne kadar Paris İklim Anlaşması ile iklim değişikliğine karşı bir ortak tavır ortaya konulmuş ise de bu anlaşmanın yaptırım içermemesi nedeniyle caydırıcılığı yoktur.
Gerek çevreci terörizme karşı gerekse iklim değişikliğine karşı tüm ülkelerin birlikte çaba göstererek Dünya’nın geleceğini yakından ilgilendiren çevre sorunlarına karşı ortak hareket etmesi gerektiği açıktır. Bu vesile ile 5-11 Haziran tarihleri arasında Birleşmiş Milletlerin ilan ettiği üzere “Dünya Çevre Haftası”nı kutluyor, bu alanda duyarlılık sahibi herkesi tebrik ediyorum.”
TÜRKİYE VE KOMŞULARI İLE İLİŞKİLER…
Türkiye’nin komşuları ile ilişkileri son dönemde daha da büyük önem arz ediyor?
Malum sürekli dış göç alıyoruz ve sorunlar diz boyu.
Peki gelinen noktada tablo ne?
İşte bu konuya bir uzman gözü ile bakıyor Tantan.
Ve… Diyor ki;
“Türkiye-Ermenistan arasındaki ihtilafların Türk tezleriyle çözümlenmesi ülkemiz açısından büyük önem taşımaktadır.
Paşinyan’ın iç politikada artan muhalefete rağmen; Türkiye ve Azerbaycan’la kesin olarak mutabakata varması halinde bölgesel bir kazanım elde edilecektir.
Unutmayalım ki; Osmanlı Devleti’nde 17 ve 18. yüzyıllarda Ermeniler “millet-i sadıka” olarak anılıyordu.
Bunu ortadan kaldıran “Büyük İngiliz Oyunu”ydu. Günümüzde ise Fransa, ABD ve Rusya; Ermeni meselesinde yer alan dış aktörlerdir. Mesele Türkiye’nin nüfuz alanını daraltmak olunca birbirinden farklı noktadaki güçler bir araya gelebilmektedir. I. Dünya Savaşı’nda “müttefik” Almanya bile Nuri Paşa önderliğindeki Kafkas İslam Ordusu’nun karşısında konumlanmıştır. Sonuç olarak; aktörler, zaman, mekan değişse bile Büyük İngiliz Oyunu karşımıza çıkmaktadır. Türkiye güçlü durduğu her noktada bu oyunu bozmuştur.
Mevcut konjonktürde Kafkasya’da bu oyunu yerle bir edecek hamle Zengezur Koridoru’nun açılması olup Türk Milleti yıllardır bunu beklemektedir. Türkiye bölge meselelerinde ağırlığını ortaya koyduğu takdirde bunun karşısında kimse duramayacaktır.”
ARKALARINDA KAOS BIRAKTILAR
Devam ediyor Tantan.
Bakın neler anlatıyor?
“Afrika ülkelerinin yaşadıkları iç sorunların temelinde Avrupalı devletlerin geçmişteki sömürgecilik faaliyetleri yatmaktadır.
Afrika’nın zenginliklerini sömürerek zenginleşen emperyalist devletler; arkalarında kaos bırakmıştır.
Bugün ise Afrika’da birçok fırsat karşılıklı olarak mevcuttur.
Türkiye’nin; askeri, ticari, sosyal ve kültürel işbirlikleriyle bölgeyi ele alması doğru bir yaklaşımdır.
Afrika’da yaşanan soykırım ve katliamların çoğunda Avrupa’nın sömürgecilik faaliyetleri ve kıtayı kargaşaya sokmaları vardır.
Türkiye bugün; tarihsel birikimiyle beraber Afrika’ya dostça yaklaşmakta ve birlikte kalkınma modelini sunmaktadır. Afrika’daki her ülke için farklı yaklaşım ortaya konulmalıdır.
Türkiye’nin ortaya koyacağı perspektif Afrika’daki soykırım ve diğer insan hakkı ihlallerinin de önüne geçebilir.
Kıtanın genel refah seviyesinin yükseltilmesi somut olarak ortaya konularak bireylerin ve ülkelerin işbirliği kapsamında gücü artırılmalıdır. Türk işadamlarının bölgedeki mevcut faaliyetlerinin artırılması için Afrika ile geliştirilen işbirliklerinin sürdürülmesi Türkiye’nin menfaatinedir.
Batılı ülkelerin sömürgeci yaklaşımlarının aksine Türkiye tarihsel birikimiyle bölgenin gerçek dostudur.”
Türkiye kritik bir süreçten geçiyor.
Başta Sığınmacıların ülkelerine gönderilmeleri ve ekonomik sorunların çözümü ile birlikte iklim krizi dahil onlarca çözüm bekleyen acil sorun var önümüzde.
Ve… Eğer elbirliği yapar isek…
“Bu vatan, millet, bayrak bizim dersek” sorunları çözebiliriz ancak.
Bu nedenle 2024’ün kalan sürecini tüm siyasiler “Benlik” duygularından arınmış olarak “Biz” ile sürdürmeliler.
Geçmişte olduğu gibi herkes kendisine, partisine oynamaya devam ederse kaybetmekte olan bu ülke daha da büyük kaybeder…
“Yolgeçen Hanı”na dönüşün Türkiye bu kez Orta Doğu’da ki gibi asıl hedef olan kan gölüne döner maazallah…


