TÜİK ve iktidara bakarsanız hayat pahalı değil. Bir kesime göre "şükürsüzlük" var. Bir kesim de "sabır" tavsiye ediyor. Hoca efendiler ise; "Fakirlerin zenginlerden 70 yıl önce cennete gideceğinden" dem vuruyor, vaazlarında. Hâsılı kelam şaşırdık kaldık. Ama çarşı-Pazar; “Aman anam yandım!” feryadı ile yeri göğü inletiyor.
***
Evvelsi gün Hisarcık meydanında bulunan bir bakkala gittim, yemeklik domatesin 25 liracık, yeşil fasulyenin 23 liracık, kuru soğanın 10 liracık kilosu. Diğerlerini sormadım.
***
Yine köy meydanında bulunan bir kamu bankasının "bankamatiği"ne uğradım, harçlık almak için. Bin lira aldım. On tane gıcır gıcır 100 liracık verdi. Öyle ya, şimdi binlik harçlık, eskinin yüz lirası gibi… Bir de bakmışsınız, uçmuş gitmiş.
***
Paralar gıcır gıcır olunca, seri numaralarına baktım. Tahmin ettiğim için, seri numaraları takip ediyordu. Dükkân sahibine sordum: Domates fiyatının yüksekliği ile gıcır gıcır, seri numaraları birbirini takip eden banknotlar arasında bir ilişki var mı, dedim?
***
"Abi ben biliyorum gel de köylüye anlat!" dedi. Tabii, sorma şansım yoktu köyün muhterem ahalisine. Ben de köşemden ekonominin kitabını yazanlara sorayım dedim: Enflasyon ile gıcır gıcır basılan banknotlar arasında bir ilişki var mı?
***
İsterseniz, ekonomi profesörü olmayan ben yanıtlayayım: Karşılığı varsa mesele yok. Ya yoksa? Yani kamu tulumbasında su bittiyse ne olacak? Gıcır gıcır para basılacak. İşte o zaman domatesi 25 liracıktan yeme gibi süreç de kaçınılmaz olacak. Bunu bilmek için kâhin, ekonominin kitabını yazmaya gerek yok.
***
Sera domatesini anlarım da, tarla domatesinin fiyatı bu kadar olur mu? Demeyin, olur vallahi!.. Şu bizim TÜİK, nerelerden fiyat alıyor bize bir bildirse de alış-verişi oradan yapsak olmaz mı?
***
Evet. Bir toplum, "iktisadi akıldan" yoksunsa enflasyon da pahalılık da, dışa bağımlılık da kaçınılmazdır.
***
SBK
Sezgin Baran Korkmaz'ın kısaltılmasıymış "SBK"... Tevâfuk mudur nedir? Arapça "sabık" sözcüğü de "sbk" kökünden gelirmiş. Sabıkalı da…
***
Biliyorsunuz, Korkmaz bu konumda şimdi. Avusturya'da yakalandı. Yakalandı yakalanmasına ama “dünya devinin lideri” Biden, ABD'ye; "asrın lideri Tayyip Bey" Türkiye'ye iadesini istedi. İki "devin" savaşı sonuçlandı, Avusturya, Biden ABD'sini tercih etti.
***
Neden acaba?
***
Kim bu Baran korkmaz. Sonuçta bir ayakkabı boyacısı. Neden kapışılamıyor? Bir de ABD, neden bu kadar ısrarcı acaba? Yoksa "İkinci bir Reza Sarraf" peşinde mi dersiniz? Yoksa bizi kıskandıklarından mı?
Anlayacağınız, işler karışık!.. Bu denli derin işlere aklım ermez, şahsen.
***
ÖZHASEKİ VE CECELİ!..
Mehmet Özhaseki gündemden düşmüyor. Adeta AK Parti sözcüsü haline geldi. Son beyanatı da şarkıcı Mustafa Ceceli ile ilgiliydi… Ha. Bu vesile ile Ceceli’nin bir özelliğini daha öğrendik. Yazanın yalancısıyım… Özellikle AK Partili belediyelerin kapıştığı bir isimmiş. Hemen hemen her gün bir konser veriyormuş, AK Partili belediyeler de…
***
Konser başına da 80 bin lira falan alıyormuş. Mesela, Kayseri Büyükşehir Belediyesi ne ödedi acaba? İyi para vallahi. Hal böyle olunca, yerel yönetimlerden sorumlu genel başkan yardımcısı Özhaseki’ye neden medyunu şükran olmasın ki?
***
Özhaseki'nin Ceceli hakkında gündeme oturan sözleri şöyleydi; "Beni bir müddet önce Kabe'den Mustafa Ceceli aradı. Dedi ki;‘Mehmet Abi ben Hac'dayım ama tavaf edemiyorum’. ‘Mustafa hayırdır!’ dedim, ‘hayranların Kabe'yi mi bastı, niye tavaf edemiyorsun?’‘Hayır abi değil’, dedi. ‘Önümde bir Türk Bayrağı var, bütün Hüccac; esmer, Uzak Doğu'dan gelmiş sarı benizliler, küçük boylular önce geliyorlar Kabe'de beni durduruyorlar, bayrağı öpüyorlar sonra da elimden tutup Kabe'ye çeviriyorlar beni elimi açtırıyorlar. Recep Tayyip Erdoğan diye duaya başlıyorlar’ dedi."
***
Doğru olabilir... Tartışacak da değilim. Bu anekdotun Sayın Erdoğan'ın gözlerinin içine baka baka anlatması dikkat çekici... Mesela, dikkatlice dinleyen Sayın Cumhurbaşkanı, alkışlara itibar etmedi; "Bu nereden çıkıyor Mehmet!" der gibi bakıyordu.
***
Tabii, işin "fıkhi" yönü beni ilgilendirmez. Kaldı ki, tavafta bu tür gösterileri doğru kabul etmeyen görüşler de var... Beni ilgilendiren siyasi yönü. Eğer, AK Parti'nin işi bu tür anekdotlara dinsel desteklere kaldıysa, işleri zor demektir. Cami de kurtaramaz bunları. Yılmaz Özdil'in (Sözcü, 13.07.2022) verdiği bilgiye göre, AK Parti lideri Sayın Erdoğan, çeşitli vesilelerle, yirmi yıldır "sabır" tavsiye etmiş ahaliye...
***
"Sabır" dolu bir yirmi yıl daha istiyorlar. Biliyorsunuz, bu konuda “nas” da var. “İnnallahemeasabirin!” (Allah sabredenlerle beraber). Anlaşılan işimiz bunlara kaldı. Şayet bu doğru ise sizlere ne gerek var. Bırakınız her şey kendi halinde seyretsin.
***
Enflasyonun, hayat pahalılığın, açlığın, yokluğun, yoksulluğun altında inim inim inleyen bir kısım ahali bakalım, "sabırlı" bir “yirmi yıl” daha verecek mi? Göreceğiz...


