Kayseri renkli simalarını bir bir kaybediyor.
Hafta sonu Yılmaz Akansu’dan sonra Tahir Horoz’da vefat etti:
ÖNCE YILMAZ AKANSU SONRA TAHİR HORUZ’U KAYBETTİK!
***Önce işadamı Yılmaz Akansu’nun ölüm haberi geldi. Pazar günü de Kayseri’nin en eski sendikacılarından Tahir Horoz’un ölüm haberi. Akansu ve Tahir Horoz Pazar günü toprağa verildi. İkisi de Kayseri’nin tanınmış simalarındandı. Her birini bir bir kaybediyoruz.
Eşimiz-dostumuz diyor ki;
“Son günler de hep ölüm haberleri veriyorsunuz!”
Doğru söylüyor…
Maalesef son günlerde hep ölüm haberi veriyoruz…
Peş peşe yitirdiğimiz simalar…
Her biri Kayseri’de derin izler bırakmış simalar…
Bu isimlere şimdi de iki isim daha eklendi…
Biri Kayseri’de geçmişte cemaat faaliyetleri içinde bulunmuş ünlü bir işadamı…
Akansupen’in kurucusu Yılmaz Akansu…
Diğeri de taa 1972 yılından beri Kayseri’de sendikacılık yapan Tahir Horoz…
İkisi de bu memlekette derin izler bıraktı…
Kayseri tarihine bir not düşme adına Kayseri’de her biri kendi alanında derin izler bırakan bu iki ünlü ismi analiz etmek istiyorum…
Hem Yılmaz Akansu’yu hem de Tahir Horoz’u gayet iyi tanırdım…
TAHİR HOROZ’UN DÜNÜ BUGÜNÜ…
Tahir Horoz girişte vurguladığım gibi taa 1972 yılından beri Kayseri’de hem Teksif Sendikası’nın Başkanlığını hem de uzun süre Türk-İş İl Temsilciliğini yaptı…
12 Eylül 1980 öncesi sendikal çekişmeler çok yoğundu…
Tahir Horoz, hem siyasi görüş hem de sendika olarak AP’sine yakın bir isimdi…
Başlangıcı Sümer Bez Fabrikası idi…
Askerden geldikten sonra önce ustabaşı, sonra işyeri temsilcisi oldu…
Sonra da TÜRK-İŞ’e bağlı Teksif Sendikası Başkanı…
Sümer Bez Fabrikası’nın dışında Birlik Mensucat, Ortaanadolu, KARSU ve Atlas Halı gibi köklü ve büyük fabrikalar Tahir Horoz’un başkanlığını yaptığı Teksif Sendikası’na geçmişti… İşadamlarıyla uyumlu bir sendikacılık anlayışı vardı…
O tarihler de sol sendikalarla müthiş bir çekişme içindeydi… Sol sendikalar Teksif’e “sarı sendika” Teksifçiler de sol sendikalara, “Moskava uzantılı” derlerdi…
Yani aralarında müthiş bir çekişme vardı…
Sonra 12 Eylül askeri darbesi oldu ortada ne sağ ne de sol sendika kaldı ve 24 Ocak kararları sert bir şekilde uygulamaya kondu…
Gerçi Tahir Horoz’un bağlı olduğu TÜRK-İŞ ve Teksif Sendikası sendikal hayatını sürdürdü…
Ama eskisi gibi değil tabii!
O süreçte Tahir Horoz’un çocukları Türker ve İlker Horoz kardeşler de büyüdü, Kayseri’nin önde gelen işadamları oldu… Eğitimden, temizliğe, sağlığa ve son dönemlerde de besicilik ve sosyal tesis işletmeciliğine kadar el attılar…
12 Eylül 1980 öncesinden farklı bir yaklaşımla “işçi dostu” olarak tanımladığı rahmetli Ecevit’i severdi…
Hatta İsmail Cem’in DSP’den Kayseri milletvekili seçilebilmesi için destek verdi… Sendika merkezine davet etti… O tarihler de sendika merkezinin önünde bir takım tartışma ve gerginlikler yaşandı… Buna rağmen DSP ve İsmail Cem’e açık olarak desteklerini sürdürdüler…
2009 ve 2010’lar da FETÖ’nün en etkili olduğu dönemler de ellerinde bulunan özellikle temizlik alanında hastane ve üniversiteleri ellerinden alınması için onlar üzerinde operasyonlar yaptılar… İki kardeş, o dönemin hızlı Savcısı Cemil Tuğtekin tarafından sorgulanarak tutuklandılar… Sincan Cezaevi’nde yattılar… Sonra Ankara Özel Yetkili 12. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yargılandılar…
O dönem babaları Tahir Horoz çok çırpındı, çocuklarına uygulanan haksız yargılamadan dolayı çalmadık kapı bırakmadı…
Ama maalesef FETÖ’nün gücü kırılana dek hiç kimse yardımcı olmadı, olamadı…
Yaşanan o zorlu süreç hem Tahir Horoz’u hem de oğulları Türker ile İlker Horoz’u da bir hayli yordu ve ekonomik yönden de sarstı…
Sonuçta o süreci de geride bırakmış, artık kendi işleri ve güçleriyle uğraşır hale gelmişlerdi…
Fakat bırakın Kayseri’yi ve de Türkiye’yi, dünyanın bile gündeminde olmayan coronavirüs vakasının patlamasıyla birlikte birçok hayatta alt-üst oldu…
Tahir Horoz’da bu virüsten etkilendi… Zaten yaşı bir hayli ilerlemişti… Kronik rahatsızlıkları da vardı… Şeker, tansiyon ve kalp rahatsızlığı gibi… İşte bu nedenle bu hastalıktan etkilenmemek için Hacılar’da ki bağına kapanmıştı ancak bağın bekçisinin hastane de çalışan eşinden sirayet eden virüs Tahir Horoz’u da hastanelik etmişti…
Daha önce de yazmıştım, Allah var Tahir Horoz Şehir Hastanesi’nde gördüğü tedavi sürecinde atlatmış gibiydi fakat ciddi kronik rahatsızlıklarından dolayı vücudu bir hayli yıpranmıştı… Yaklaşık 10 gün önce tekrar entübe olmuş, yoğun bakımda tutuluyordu…
Durumu bir hayli kritikti! 79 yaşındaydı, artık vücudu eskisi kadar güçlü değildi…
Nihayet pazar sabahı saat 11.00 sıralarında da hayata gözlerini yumdu…
Dün saat 15.00 sıralarında memleketi Hacılar Cami Kebir’de kılınan ikindi namazı sonrası ilçe mezarlığında toprağa verildi…
Tahir Ağanın Kayseri de hem sendikal hem de siyasal anlam da kendine özgü renkli bir kişiliği vardı…
Allah rahmet eylesin…
YILMAZ AKANSU KİMDİR?
Yılmaz Akansu’yu da 1979’lardan beri tanırdım…
En belirgin özelliği de camları kalın gözlükleriydi… Kalın camlı gözlükleriyle ilk tanıştığı kişiyi şöyle yukarıdan aşağı ince ince süzerdi…
Bankalar Caddesi’nin sonunda (yanlış hatırlamıyorsam) bugünkü Billur Kahve’ye varmadan camcı dükkânı vardı…
Yani cam işi yapardı…
Yazında yukarı Talas’ta otururdu…
Oğlu Mahmut ile ortak arkadaşlarımız vardı…
En belirgin olarak aklımda kalanı Veysel Varinli, Rasim Kahyaoğlu, Ayhan Yelkenoğlu, yaşı gereği daha sonra da Cemal Şapçı gibi…
O zamanlar Kayseri sanayicilerinin çocukları için TED Koleji eğitim açısından tartışmasız ve vazgeçilmez tek adresti…
Gerçi bugün bile enim için aynen öylede…
Sonra Yılmaz Akansu, “hayır-hasenat” yapacağım diye tarikat-cemaat çevrelerine bulaştı…
AKANSU Kolejini kurdu…
Sonra Kılıçarslan Eğitim Kurumlarının Başkanı oldu…
Kayseri’de dönemin emniyet Müdürü İbrahim Kulular cemaatlere yönelik operasyon başlatınca gitti elinde ki tüm doküman ve bilgileri polise ve savcılığa verdi…
Haklarında davalar açıldı, yargılamaları başladı…
Birbirilerini suçladılar…
Yılmaz Akansu mahkeme huzurunda, “Ben yaşlandım, hafızam zayıfladı hiçbir şey hatırlamıyorum” dedi…
Peşinden FETÖ yapılanmasının üst düzey temsilcisi olmakla suçlanan damadı, Mahmut Akansu’nun küçüğü Kamuran ile evlenen damadı İlhan Miraboğlu yurtdışına kaçtı… Hatta Yılmaz Akansu, damadı İlhan Miraboğlu’nun aleyhinde ifade vermekle bile suçlandı…
Yani anlayacağınız Yılmaz Akansu, ticari yatırımlarına Banklar Caddesi’nin sonunda küçücük bir camcı dükkânıyla başlayıp dev bir fabrikaya kadar taşımış olmasına rağmen cemaate bulaşınca ömrünün kalan son demlerini de binbir sıkıntıyla geçirdi…
Mahkeme kapılarında süründü…
Yani kalan ömründe zenginliğinin sefasını süremedi…
Nihayet Cuma akşamı vefat etti, Cumartesi günü de toprağa verildi…
Ne diyelim? Allah rahmet etsin…
SOLMAZ DOĞANYİĞİT’TE
FARİS AĞABEYE KAVUŞTU…
Kusura bakmayın, bugün hep ölüm vakalarından bahsediyoruz…
Madem öyle bir isimden daha bahsetmezsem olmaz…
Yaklaşık üç hafta önce Kayseri’nin önde gelen avukatlarından Faris Doğanyiğit’in coronavirüse yenik düştüğü haberini sizlerle paylaşmış, eşi Solmaz Doğanyiğit’in de yoğun bakımda olduğunu duyurmuştum…
Maalesef haftasonu Solmaz Hanımın da ölüm haberi geldi…
Solmaz Hanım da üç hafta sonra eşi Faris ağabeye kavuştu…
Nur içinde yatsın…


