KADİR DAYIOĞLU


BİLGİ ve YÖN LEVHALARI…

Kuşkusuz buna “evet” demekte zorlanırız. Bazı ve hem de önemli yerlerde, bu kurala uyulmadığı, “tasarruf amacıyla” olsa gerek, “verevine” yani köşegenine konmaya başlandığına tanık olmaktayız…


Bazı konuları tekrarında yarar var. Konumuz, yine yön ve bilgi/uyarı levhaları. Efendim… Yanlış mı yapıyorum; doğru mu yapıyorum; ben de mi bir terslik var bilemiyorum. Belediyelerimizin uygulamalarını gözlemlemeye çalışıyorum; gözüme takılanları, aklıma yatmayanları, kendimce yanlış gördüklerimi aktarmaya çalışıyorum.

***

Umarım, görevli dostlarımız kusura kalmıyorlardır. Bazı konuları, “Temcit pilavı” hesabı, ısıtıp ısıtıp önlerine koyduğum da olmuyor değil. Ne yapalım, “yüz seksen kez de olsa tekrar da yarar varmış!” Eskiler böyle diyor… Kabak tadı da getirse tekrarlamaya devam edeceğim.

***

Sizin de bildiğiniz bir konu var; o da şu: Belediyeler yol yapar… Yollar üzerine bilgi ve uyarı levhaları koyar… Doğru mu? Doğru… Bunların, “cepheden” görülmesi yani bulunduğu yolu, istisnai haller dışında,  “dik kesmesi” gerektiği de doğru. Ayrıca; “kural”dır da…

***

Tabii bir başka kural da, şu: Bunlar, o yoldaki azami hıza göre boyutlandırılır, belirli bir mesafeden okunabilmesi arzu edilir. Kayseri şehir içinde hız yolları oluşmaya başlayınca acaba levhalar yeterli sayıda, yeterli boyutta ve uygun yerlerde midir?

***

Kuşkusuz buna “evet” demekte zorlanırız. Bazı ve hem de önemli yerlerde, bu kurala uyulmadığı, “tasarruf amacıyla” olsa gerek, “verevine” yani köşegenine konmaya başlandığına tanık olmaktayız…

***

Belediye görevlilerine şunu anımsatmak isterim.“Tasarruf olsun” diye, levhaları “verevine” koyduğunuzda pek anlamlı değil. Unutmayın herkes sizin gibi “akıllı” olmaya bilir.  Sizler, ağzın büzülüşünden, “Ömer” denileceğini anlayabilirsiniz ama en azından ben bu nitelikte birisi değilim.“Leb” ben de, “leblebi” çağrışımı yapmaz.

***

Çok söyledim; çok yazdım bir kez daha söylüyor ve yazıyorum. Belediyemizin yumuşak karnı caddelere, sokaklara, kavşaklara, bulvarlara konan bilgi/uyarı ve yön levhalarının amaca uygun olmayıp gelişi-güzel bir biçimde yerleştirilmesi. Hiçbir kurala müstenit değil.  

***

Şehrin “yillisi” de olsanız, adresi elinize verilen bir yeri, birkaç kez sormadan bulamazsınız. İllâ birilerine soracaksınız, menzile ulaşabilmek için. Mesela, neden köşe başlarına, direk dikilip, cadde ve sokak levhaları konmaz ki? Kayseri, gördüğüm illerin işinde tek, bu konuda…

***

Öyle yere koyuyorlar ya da çakıyorlar ki, bulabilmem mümkün değil. Bir de işyerleri duvarlarına kaplama yapmışlarsa, yok olmuş, gitmiş. İnanın, elektrik panosunun üzerine tutturulmuş levhalar var. Sokağın ortalarına konmuş levhaları görmek bile mümkün.

***

Bakınız, şehir içinde özellikle mahalle aralarında trafik keşmekeşinin, büyük ölçüde, adres bulmaya çalışan sürücülerden kaynaklandığını söylersek hiç abartmamış oluruz.

***

Daha önce yaptığım bir öneriyi tekrarlamakta yarar görüyorum. Ana arterler üzerinde, sağ taraflara konan bilgi/uyarı ve yön levhaları yerine, süreklilik arz edecek şekilde, tepe üstü levhaları konması artık kaçınılmaz bir hal almaya başladı. Bu da, trafiğin sıkıntıya düşmesine neden oluyor.

***

Bir de, bazı ülkelerde, sözgelimi ABD’de, olduğu gibi, tepe üstü levhaları, kavşağın girişine değil de çıkışına koymak, ileri, sağ ve sola giden cadde/sokak isimlerini yazmak, ışıkları da buraya koymak daha doğru ve daha akılcı diye düşünüyorum. Bunu yapınca, şeritlere oklar koymak, oklara uymayanlara mutlaka ceza yazmak da gerekir. Tabii, bununla yetinmeyip, duruma göre daha önceki uyarılar da yapmak da…

***

Mesela; mesela adam, ışık direğinin önünde duruyor, çoğu zaman ışığı göremiyor. Bu nedenle, bazı yerlerde, çapı küçükler de aynı direğe monte ediliyor. Yine mesela adam sola dönecek, orta şeritten giriyor, ışıkta bekliyor. Gidiş yönüne yeşil yandığı halde, sola dönüşte hâlâ kırmızı yandığında beklemek ve arkayı kilitlemek durumunda kalıyor. Bu sefer, sollayıp, en öne geçiyor, haliyle kavşak da sıkıntıya düşüyor.

***

Sonuçta, “olayı” masaya yatırıp, bir “proje” mantığı” ile bakmak gerekir… Bugünden yarına hemen olmayacağını da biliyorum. Ama kısmi düzeltmeler yapma yerine “olayı” bir zincir halkaları gibi düşünüp, her halkasını uyumlu olarak çözmek doğru olan. Mesela, bir, iki yıl gibi düşünüp, danışıp, salim bir kafa ile “modeller” oluşturmakta yarar var.

***

Yok, burada anlatmakta zorlandıysam, Başkan Büyükkılıç’a bir önerim var, tabii tenezzül buyurursa. Birlikte bir şehri, yaya olarak gezelim ve kendisine meramımı “şekil a da görüldüğü gibi” diye anlatayım. Vallahi, iki saatlik bir zaman yeter, buna. İnanın, kent merkezi girişten itibaren, uygun konmuş bilgi/uyarı ve yön levhaları trafiği büyük ölçüde rahatlatır. Bunun farkına varmak gerekir.

***

Buyurun size bir “mega proje”. Haseki Başkan zamanında, reise vekâlet eden mimar Serdar Altuntuğ uyarılarım üzerine, bir proje çalışması başlattıklarını bana aktarmış, çalışmalardan bazı örnekler göstermişti. O çalışma ne oldu? Bilemiyorum.

***

Sık sık tekrarladığım son söz: Bir makinenin bazı parçalarını doğru tasarlamak o makinenin sağlıklı çalışacağı anlamına gelmez. “Toplam Kalite”’nin şu önemli tespitini asla unutmayın: Bir zincirin taşıma kapasitesi, “en zayıf” halkasının ki kadardır.