Caddeler güzel, bulvarlar güzel… Bu açıdan belediyeler sınıfı geçer… Ah bir de “battı-çıktılarla”, “alt-üst” geçitlerle, anlamsız varyantlarla, yerüstünden giden tramvay hatları ile o güzelim Kocasinan Bulvarı’nı, Sivas Bulvarı’nı, Aşık Veysel Bulvarı’nı, kısmen Talas Bulvarı’nı ve Mustafa Kemal Paşa Bulvarı’nı yani kısaca şehrin merkezini tahrip etmeselerdi…
***
Kızacaklarını biliyorum ama yazmak zorundayım. Zira bu kentin hemşerisiyim. Evim, bağım/bahçem ve mezarım bu kentte… Aynı zamanda vergi mükellefiyim… Vergimin akıbetini sormak, vatandaşlık görevi.
***
Ama aynı güzel duyguları buraların “bilgilendirilmesi” ya da “bilgi levhaları” konusunda söyleyemiyorum. Kusura kalmasınlar… Zira bu kentin merkezinde aradığınız bir yeri kolay kolay bulamazsınız… Hele hele yabancıysanız, hiç bulamazsınız, pösteki sayarsınız. Ezbere söylemiyorum. İsterseniz bir deneyin.
***
Türkiye’de çok il dolaştım, bizimkiler gibi çok kötü olanlara çok az rastladım desem fazla abartmamış olurum…
***
Mesela, sokak ve cadde levhaları gelişi güzel yerlere takılmış/çakılmış… Ara ki, bulasınız… Ne diye, standart direklere asılmaz ki? Bilgi ve yön levhaları bunlara asılmaz ki? Yoksa direk alacak parası yok mu belediyenin? Biliyorsunuz bu işlerBüyükşehre ait…
***
Yine mesela, geçenlerde Sakar tarafına yolum düştü… İnanın aradığımız yeri bulamadığımız gibi dönüşte de anayolu… Ya hu, hiç olmasa, ‘Şehir Merkezi’ne yazan levhalar koyun da, insanlar ana yola çıksın…
***
Bağlık ve bahçelik yerlerde ulaşmak, şehir merkezinden daha da zor. Mesela, ben Başkanın yerinde olayım, -aslında olmayız da lafın gelişi hep öyle denir-, makam şoförüne bir adres veririm, “beni şuraya götür!” derim, bakalım götürebilecek mi?
***
Mesela, şayet navigasyon kullanmasa bir itfaiye, bir polis, bir ambulans verilen adrese ulaşamaz. İddiaya girmek isteyen bir belediye yetkilisi varsa hazırım… Buyursun, beni de alsın, gidelim Eğribucaktarafına bir deneyelim. Mesela itfaiyeye ihbarda bulunalım, ne kadar zamanda gelecek, görelim.
***
Dostlar… Bir belediye ya da yerel hizmet benim günlük hayatımı kolaylaştırmıyorsa, kaliteli hale getirmiyorsa, ben ne yapayım; isterseniz Erciyes’in altından girin oradan Develi’den çıkın. Devam edin, Yahyalı’dan Torosları delip Çukurova’ya inin…Ama ben kent içinde aradığım adresi bulamıyorsam benim için anlamlı değil.
***
Sanırım, Büyükşehrin en zayıf halkası da “numarataj” bölümü. Unutmayın; bir zincirin taşıma kapasitesi, en zayıf halkasının taşıma gücü kadardır. Eğer, bir kargo, bir ambulans, bir arayan benim evimi birkaç kez aramadan, birkaç kez sormadan bulamıyorsa, ne yapayım böyle belediyeyi?
***
Oysa “güzergahlar”, “mahaller”, “nirengiler” güzelce işaretlenebilse, uygun yerlere “bilgi/uyarı levhaları” konabilse, bu sayede vatandaş ve sürücüler yönlendirilebilse, emin olun çok trafik de rahatlar… Unutmayın kazaların çoğu, sürücülerin nereye gideceğini/gireceğini tespit edememesinden, kararsız davranmasından.
***
Hele hele bu uygulama, yabancılar için çok gerekli… Yabancılar doğal olarak merkeze doğru yöneliyorlar ve buradan dağılıyorlar, gidecekleri yerlere… Zaman kayboluyor, yakıt israfı dolayısıyla hava kirliliği artıyor, ister istemez trafik de sıkışıyor…
***
Buyurun size, uzun boylu bir yatırımı gerek duyulmadan ve kısa zamanda gerçekleştirilebilecek bir örnek: Ben olsam, ana bilgi ve uyarı levhalarına mahalle isimleri de koyarım… Zümrüt Mahallesi, Sümer Mahallesi, Fevziçakmak Mahallesi, Hunat Mahallesi gibi… İnsanlar, aradıkları mahalleye nereden gireceklerini bilirlerse ana yolda durup ya da yavaşlayıp ulaşım akışına sekte vurmaz.
***
Yine ben olsam bu uygulamayı, tüm Kayser’i ye yayarım… Tabiİ hiçbir estetik yanı olmayan, gelişi güzel hazırlanmış ve uygulamada sıkça karşılaştığımız amaca uymayan tabela modelleriyle değil…
***
Yahu, hiç mi Görmüyorsunuz, gelişi güzel asılmış “Bilgi, Uyarı” levhalarının halini? Hiçbir şey bilmiyorsanız bari Karayollarınasorun “mantığını”, bunların “biçimlerini”, ölçülerini vs… Kusura kalmayın güzel bir şehirde, şehircilikte “akl-ı selim” ne kadar önemliyse, “zevk-i selim” de o kadar önemlidir…
***
Ama yazmaya devam edeceğim… Zira korktuğum başıma geldi bu yaz… Bağ evimizi arayan ambulans, üç-beş dakika daha gecikseydi, “sizlere ömür!” olmuş, çürümeye başlamıştık, çoktan. “Niyazi olmuştuk!”, yani.
***
İşin uzmanı değilim ama arzu ederlerse bu konuda neler yapılmasını anlatabilirim yetkililere… Aslında çok basit… Kayseri imar haritasını masaya yatıracaklar, şehir girişlerinden başlayıp, dört cihetten şehrin merkezine adım adım gelecekler, dantel örer gibi. Tabii, bunu yapabilmek için biraz mühendislik “nosyonuna” sahip olmak gerekir.


