Acınacak halde, kötü durumda bulunan, çaresiz, kimsesiz, bir olay karşısında çözümsüz kalan kişiler ve toplumlar olarak kullanılan bir kelimedir.
İnsanlık tarihinin başlangıcından günümüze kadar Devletler ve toplumlar hayatı idame konusunda birçok yaşamsal alanda “BİÇARE” kalmışlardır. Ülkemiz çeşitli alanlarda, çeşitli sorunlarla mücadele edip birçoğuna galip gelmiştir ama bazı konuları tam manası ile çözememiştir. Ekonomik sorunları, Siyasi sorunları, Sosyal sorunları, Toplumsal sorunları ve doğal afetlerle ilgili sorunları olmuştur ve dönem, dönem çözümler üretmiştir. Bu arada başarısız olduğu konular, çözüme kavuşturmak istemedikleri konular mutlaka olmuştur. Yaklaşık bir yıldır yaşadığımız korona illetini çözmekte, insanları tedavi etmekte, sağlık çalışanlarının haklarını vermekte ve refah düzeylerini iyileştirme konusunu istenilen verimde çözmekte BİÇARE kalmıştır.
Boğaziçi Üniversitesindeki gençler isteklerini ve sorunlarını anlatmakta, Rektör bey istifa etmekte ve yöneticilerimiz köklü bir çözüm bulmakta yine “BİÇARE” kalmışlardır. Sorunsuz yaşamak en büyük dileğimizdir ama, olası sorunları da büyütmeden ve kaosa çevirmeden sonlandırmak, Ülkemizi yönetmek için yetki almış büyüklerimizin amasız ve fakatsız görevleridir.Yıllardır dilim döndüğünce yazmaya, anlatmaya çalışıyorum, tahrik edici, sizden bizden dili kullanmadan, inancını sorgulamadan, yaşam biçimine bakmadan, çözülmesi oldukça kolay sorunlarda bari “BİÇARE” kalmayın, yangına körükle gitmeyin birader.
Allah, yarattığı canlılar içinde sadece insanlara akıl vermiş, sorunları çözme yeteneği vermiş, iyi olanı kötü olandan ayırt etme yetisi vermiş, en önemlisi düşünmez misiniz, akıl etmez misiniz demiş. Ben aile içi sorunları çözmeye gücüm yetmediği zaman sırt üstü yatıyorum, sorumluluğumu göz ardı ediyorum, hesap vermek ve ikna etmek yerine celalleniyorum, korkuttuğumu ve sindirdiğimi düşünüyorum ama, aile bireylerinin bana olan saygısını azaltıyorum. Ben böyle bir yaşam biçimini seçmiş olabilirim, sorun çözmek ve çare olma yeteneğim gelişmemiş olabilir, bu durum beni ve aile fertlerimi ilgilendirir. Fakat yönetici konumunda olanların, seçilmişlerin, atanmışların ve sorumluluk sahibi olanların sırt dönme ve çözüm bulamama gibi seçenekleri olmamalı, varsa bir diğer seçeneği de göze almaları ve uygulamaları gerekir ki bu seçenek İSTİFA veya AZİL seçeneği.
Okumayan, izlemeyen, okumadığı ve izlemediği için göremeyen ve her geçen gün gerileyen Ulusların ne kadar kolay yönetildiğini yönetenler iyi bilmektedir. Yoksullaştırdıkları ve zavallı durumuna düşürdükleri çiftçilere, öğrencilere, yaşlılara, aykırılara, biat etmeyenlere ve kendilerinden olmayan herkese her türlü şiddeti kullanmakta bir mahsur görmeyen yöneticilerimiz, bu düşüncelerinden vazgeçmelidirler. “Sorunlar karşısında biçareyiz ama ne çare hepimiz aynı haldeyiz.”

