KADİR DAYIOĞLU


BELEDİYE BORCU VE MAFYADAN TEMİZLEDİK

Başkan Özhaseki, beyanatları ile basının gündeminden düşmüyor.


Başkan Özhaseki, beyanatları ile basının gündeminden düşmüyor. Gün geçmiyor ki, bir açılışa, bir parti toplantısına katılmasın, geçmişi ve kendilerinden önceki dönemi bir parantez açmasın. Mesela, bu sırada “borçsuz ve kasası dolu bir belediye devrettim!”, sözü. Bunu, Ankara Büyükşehir adayı iken söylemişti.

Söyler söylemez de halefi, bu dönem aday gösterilmeyen Mustafa Çelik bir yanıt vermiş.

İnanın bunu anımsayamadım. Bir yerel medya gündeme getirdi (www.artigercek.com). Bu da gerek internet medyasında ve gerekse de ulusal basında (Cumhuriyet, Yeniçağ vd.) haber konusu oldu. Bu sözün üzerine Çelik şunu demiş;“Özhaseki başkan seçim meydanlarında Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin kasasını dolu dolu bıraktım diyordu. Görevi bırakmadan 3 ay önce 100 milyon TL kredi çekilmiş, 30 milyon TL’si harcanmış, 70 milyon TL’si kasadaydı.

Özhaseki’nin dolu dolu bir kasa bıraktım dediği konu budur. Kredi çekip borç aldığı parayı kasada bırakmış! Bu borcu da benim dönemimde kat be kat fazla faiziyle biz ödedik. Arkadaşın (Mehmet Özhaseki’nin) ütüsü bozulmasın diye açıklamadık. O dönem altını çaldırmak istemedim ama kazın ayağı öyle değilmiş! Şimdi bunları herkes görüyor”

İnanın, bu açıklamayı ve yanıtı anımsamıyorum ama bir şey anımsıyorum. Çelik Başkana sordum. Yanıtı şu oldu; “Ben 30 marttan sonra kamuoyuna sadece iki basın bildirisi gönderdim. Onlarda böyle bilgi yok!”, dedi.

Fakat, Büyükşehrin borcu konusunda kamuoyuna yansıyan şu haberi biliyorum. Bir yerel gazete; “Büyükşehir borç içinde yüzüyor. Memduh Başkan bu borcu Mustafa Çelik’ten devraldı”, türünden bir haber yapmıştı.

Tabii, “düğün değil bayram değil eniştem beni niye öptü!” türünden bu haber herkesin dikkatini çekti, borçları Çelik Başkanın üstüne yıkmak istediler. Hatta borçlar nedeniyle Memduh Başkanın, başkanlığı bırakacağı bile söylendi.

Bu haber neyin nesiydi? O zaman konu ile ilgili bir yazı yazmış; Sayın Abdullah Gül, Babacan’ı destekliyor varsayımından hareketle, yine Gül’ün akrabası olan Çelik’in önünü kesmek ve DEVA’ya gidişine set çekmek sadedinde bir değerlendirme yapmıştım.

Hâlâ o görüşümdeyim. O yayının amacı oydu… Biliyorum ki siyaset çok acımasız, işe önce kendi çocuklarını yemekle başlar. İnanıyorum, Çelik’in önünü kesmek için bu bilgiyi basına sızdırmışlardı, gazete de bu haberi yapmıştı. Tabii, bu manşetin üzerine Çelik bir açıklama yaptı; “Şu kadar borç devraldım, şu kadarını ödedim, şu kadar borç devrettim ve dört yıl içinde de, şunu, şunu, şunu yaptım!”, demişti.

Belediye tarihinde ilk defa Çelik Başkan, görev süresinde yaptıklarını, finansmanı kendisine ait, bir kitapçık ile “Kent ve Büyükşehir hafızasına” kaydetti. Keşke eski başkanlar da bunu yapabilseydi. Kısmen, Karatepe yaptı; yaparken de siyaset yapmayı ihmal etmedi. Başkanlar yazsaydı, “kenti kendimle başlatma!” süreci de mümkün olmazdı. Maşallah, önüne gelen kendisi ile başlatıyor, şehrimizi. Geçmişi yok sayıyor.

Kitapçığa, o gün bu gündür bir itiraz gelmediğine göre, Çelik Başkan döneminde ki gerçekleşmeler katiyet kesp etti. Kitapçık ben de var. İnanın, dört yıla güzel hizmetler sığdırmış. Kutlamak gerekir. Hakkı teslim etme noktasındayım. Çok eleştirdiğim, özellikle kent içi trafiğini felç eden, kent içinde “hız yolları” oluşturan “mega projeleri” de kucağında bulmuş, bunları tamamlamak zorunda kalmıştı.

“Borç bıraktı, gitti!” haberi basına yansıyınca, hemen kuruluş halindeki “DEVA” ile ilişkisini sorduğumda; “Ben, unumu eledim, eleğimi astım. İşimde-gücümdeyim, siyaset ile ilgim yok. Hepsi spekülasyon!” demişti.

***

Gelelim Özhaseki Başkanın her vesile ile tekrarladığı “belediyelerde çalışan militanlar” ile “Kayseri’yi teslim alan mafya” konusuna. Anlattığına göre kendileri temizlemiş, bunları. Geçenlerde katıldığı bir tanıtım töreninde yine değindi. Önceki belediye yönetimini eleştirerek, “Bizim belediyecilik anlayışımızdan önce Kayseri'de sicilli militanlar belediyede çalışıyordu" iddiasında bulundu. Şöyle devam etti: “Biz biliyoruz, 1980'li dönemlerde birkaç tane mahalle, kurtarılmış mahalleydi. Kurtarılmış mahalleye asker giremez, polis giremez. Güçlerini de Büyükşehir Belediyesi'nden alıyorlardı. Birçok sicilli militan ki hepsinin dosyası var, isterlerse gönderirim, burada iş bulmuştu, çevrede militanlık yapıyordu. Bizim belediyecilik anlayışımızdan önce Kayseri'de sicilli militanlar belediyede çalışıyordu".

Evet. söyledikleri 1980 öncesi için kısmen doğru. Kurtarılmış mahalle ve semtler vardı. Nitekim, 1980 darbe yönetimi sağda ve solda ne kadar “vuruşan/militan” varsa, bir gecede derdest edip, içeri attı. Sanırım; “Akıncılara” pek dokunmadılar. Çoğu işkence gördü, yine çoğu uzun yıllar “mapus damında” kaldı, kimi de burada öldü…

Buna rağmen, aradan 14 yıl geçtikten sonra, Mehmet Beyler, Belediyeleri kazandıkları, 1994’e kadar kendilerini Belediyelerde gizleyenler olduysa, bunları, adli makamlara iletmeleri, dosyaları kolluk güçlerine vermeleri gerekmez miydi? Aradan çeyrek asırdan fazla zaman geçmesine rağmen, bu militanların dosyalarını saklıyorlarsa, kusura kalmasın kimse inanmaz, ayrıca, bir avukat olarak; “suçu ve suçluyu” gizlemenin bir “suç” olduğunu çok iyi bilir. Ben savcıların yerinde olayım, bunu ihbar kabul eder, dosyaları isterim.

***

Gelelim şehri saran yine “sağ-sol” “mafya” meselesine. Başkan, bu konuyu da “temcid pilavı” gibi ısıtıp ısıtıp önümüze koyuyor. Bakınız bu sefer ne demiş: "Şehri bu mafyadan temizledik. Onlarca adamın ayağına kurşun sıkılmıştı. Kayseri'ye yatırıma gelen iş adamları terk etmişti. Onları belediye ihalelerinden, kamu işlerinden kovaladık, parklarımızı temizledik. Kötülerle savaşmayı kendimize iş ettik. İyi ne varsa yanında olmaya, destek olmaya gayret ettik" diye konuştu.

Ama bunları ve bunların elebaşı ya da elebaşları kimlerdi? Sadece temizlediklerini söylüyor, isimleri bir türlü açıklamıyor. Değerli Başkanım, “temizlediğinize” göre bunların kim ya da kimler olduğunu biliyorsunuzdur. Ya açıklayın ya da bu konuda artık fazla spekülasyon yapmayın.

Öyle ya, bu adamlar öldü mü, kaldı mı? Yoksa buhar olup uçtu mu? Kayseri’de barınamayınca terki mekan mı ettiler? Yoksa, kılık değiştirip aramızda mı dolaşıyorlar? Bilelim de ona göre pozisyon alalım. Yoksa, “karanlıkta göz kırptığınızı” ya da “ağzınızı büzdüğünüzde Ömer dediğinizi!”, nereden bilelim ki?

Yok; “arif olan anlar!”, diyorsanız o da bizde yok. Evet. Kimdi bunlar? Seksenine merdiven dayadım. Az çok bu kenti bilirim, “mafya”yı hiç görmedim bu şehirde. Kayseri artık, söylediklerinize itibar edenin olabileceğini pek sanmıyorum? Ta ki, dosyaları ve isimleri somutlaştırana kadar.