Çoğunlukla yazılarını kısa, öz, vurucu tarza yazar, taşı gediğine koyardı.
Bu anlamda en sondan bir önceki yazısını 30 Eylül 2020 günü şöyle yazmıştı. yayımlanmıştı.
“Yazı bilmem
Yazarım yazı bilmem
Bu yaz böyle geçti
Gelecek yazı bilmem…”
Gelecek yazı kim bilebilir ki!... Mürekkep ve kâğıt kokusuna alışan kişilerin “Emekli ” olurlar ama ne yazık ki “Tekavüt” olmazlar olamazlar. Gelecek yazları da bilinmez.
Eski dilde “Tekavüt” kelimesinin anlamı “Geçimlik, geçinebilecek kadar” demektir. Yani tekavüt olduktan sonra çalışmazsın, alacağın tekavüt maaşı da sana ancak geçimlik seviyesinde olur…
Şimdi biz bun kelime yerine “Emekli” olmayı koyduk ama gazeteci, emekli olur da işi bırakması mümkün değildir.
Hangi gazeteci emekli olmuş da köşesine çekilmiş bugüne kadar, ben hiç rastlamadım. Ancak işsiz kalan gazetecimiz oldukça çoktur.
Basın camiasında bazı “Basın çınarları” vardır.
Benim hatırladıklarımın arasında Burhan Felek, Bedii Faik,Talat Halman, Refik Erduran, Bülent Ecevit, Kemal Bisalman, İsmail Cem, Metin Toker, Ömer Sami Çoşar, Hasan Pulur, Sami Kohen, Ümit Deniz, Bedri Koraman, Mümtaz Soysal, Örsan Öymen, Yılmaz Çetiner, İlhan Selçuk, Turhan Selçuk, Çetin Altan, Abdi İpekçi, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Altan Ervulak, Oğuz Aral, Refi Cevat Ulunay,Yaşar Nabi Nayır, Kadircan Kaflı, Ahmet Kabaklı, Tarık Buğra, Hakkı Devrim, Uğur Reyhan, Rauf Tamer, Ergun Göze, Reşat Ekrem Koçu, Murat Sertoğlu, Mukbil Özyörük, Ali Rıza Alp, Güneri Cıvaoğlu, Nazlı Ilıcak, Yavuz Donat, Ertuğrul Yeşiltepe, Ünal Sakman, Semih Balcıoğlu. Elbette unuttuklarım hariç…
Ünlü gazete sahipleri vardır…
Ali Naci Karacan, Sedat Simavi, Nezih Demirkent, Kemal Ilıcak gibi…
Bu ve unuttuğum birçok isimler, basın camiasının temel taşlarıdır.
Bizim kuşaktan olan Bekir Çoşkun ise, Gazetecilik okulundan mezun olduktan sora, foto muhabirliği, polis muhabirliği, parlamento muhabirliği yaptı ve sonra onu Köşe yazarı olarak tanımaya başladık.
Gerçekten ikinci sayfalarda yazdığı yazılar ile ses getirmeye başladı.
Eğilmez, bükülmez, kırılmaz kalemi, cumhuriyete, Atatürk ilkelerine gönülden bağlı, vatanseverliği, insan, doğa ve hayvan severliği ve kararlı yazıları ile…
Bugüne kadar hiç kimse arkasından kötü laf edememiş, kuyusunu kazacak bir davranışını bulamamış, özellikle AKP iktidarı döneminde susturulmak üzere açığı aranmış olsa da hepsi boşa çıkmıştır.
Çünkü Bekir Coşkun, oku doğrusuna bir adam idi, adam gibi adam…
Basın için erken bir kayıp…
Ne var ki adına mukadderat dediğimiz anlama da inanmak zorundayız…
Cenaze namazı 20 Ekim 2020 Salı günü Bilkent Doğramacızade Ali Sami Paşa Camii'nde kılınan Bekir Coşkun'un naaşı Şanlıurfa'nın Tülmen Köyü'nde defnedildi.
Bekir Coşkun, 1945 Şanlıurfa doğumlu idi ve köyü de Tülümen köyü idi. Memleketinde toprağına kavuştu.
Allahtan bol rahmet, ailesine, basın camiasına, yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı ve sabırlar diliyorum…
XXX
ACINACAK HALDE MİSİN ANLAMADIM…
"Medyamız en modern alt yapıya sahip ama bizim sesimizi yansıtmıyor…"
Sözün sahibini aradım, bulduğumda gözlerim fal taşı gibi açıldı “Vay gadasını aldığımmmm… Sana da bunları yapılır mı?” diye oturdum acıdım saatlerce.
Kim söylemiş, duysanız şaşarsınız…
Neyse siz şaşmadan ben açıklayayım da hep beraber acıyalım bari…
İbn-i Haldun Üniversitesi Külliyesi Açılış Töreni'ne katılan Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan…
Şaka bir yana…
El insaf demeden geçmek mümkün mü?
Televizyon kürsüye çıkınca, birkaç kanal hariç, ülkede ne kadar televizyon varsa, üzerine dönüyor maşallah…
Gazetelere gelince…
Yine birkaç muhalif gazete hariç, bütün yazılı basın, haberlerin ile dolup taşıyor, muhalefetin neredeyse esemesi okunmuyor…
Ve hala kalkmış "Medyamız en modern alt yapıya sahip ama bizim sesimizi yansıtmıyor…" diyebiliyorsunuz…
Pes artık…
Bari rica edelim de dünya basınına ve televizyon kanallarına, onlar da sizden hemen her gün haber yapsın, görüntülerinizi saat başı yayınlasınlar…
Tatmin olur musunuz acaba?
Sanmam…


