Bir şarkıcı kadının, İmam Hatip Okulları ile ilgili hiç de hoş olmayan laf etmesi üzerine ben de “Facebook”um da bazı şeyler paylaşmıştım. Bununla ilgili övücü yanıtların yanı sıra; ‘İmam Hatipler’den ne istiyorsun, gerçek yüzünü göster; bunlar hakkında ne düşünüyorsun; unutma cenazeni bunlar kaldıracak türünden” tamamen niyet okuyan, akıl veren yanıtlar da almadım değil.
***
Şimdi meramımı anlatmaya çalışacağım: İmam Hatipler “tevhid-i tedrisat” yasasına göre eğitim ve öğretim yapan Cumhuriyet okullarıdır; ya da “Millet Mektepleri”dir. Bundan rahatsız olmak mümkün değildir. Ama gerek dini ve gerekse seküler/laik çevrelerden rahatsız olanların olduğu da muhakkak. Ben de rahatsız olanlar cümlesinden değilim. “Kapatılsın” diyenler cümlesinden de hiç olmadım. Ama sayısı, okutulan derslerin içeriği konusunda, herkes gibi benim de söz söylemek hakkım vardır.
***
Biliyorsunuz, "Millet Mektepleri"nin ilki, medreselerin kapatılması üzerine 1924 yılındaİmam ve Hatip yetiştirmek amacıyla açılmış. Sonra, rağbet olmaması nedeniyle kapatılmış. CHP'nin son yıllarında tekrar açıldı. 1950'de Demokrat Parti iktidara gelince öncülüğünde, yurdun her yerinde İmam ve Hatip Okulları, halkın desteğini de yanına alarak yayılmaya başladı.
***
Açıldı açılmasına ama bazı dini grupların da oklarını üzerine çekmedi de değil. Dindar ve çocuklarını bu okullara göndermek isteyen ailelere şu telkinlerde bulundular, özetle: "Çocuklarınızı bu okullara göndermeyin... Yarım doktor candan, yarım imam dinden çıkartır!". Google amcamıza; "İmam Hatipler, Süleymancılar, dini gruplar, Cübbeli Ahmet, Mehmet Fahri Sertkaya, Nurcular vs." diye yazın bakalım karşınıza neler çıkacak...
***
Tabii, ders içerikleri konusunda; “geleneksel din” anlayışının okutulmasına itiraz eden çok sayıda ilahiyatçı var… Bunların da sürekli tehdit altında oldukları da bir gerçek.
***
Dedim, bazı dini grupların itirazı var İmam Hatiplere. Ben sizlere, ilk önce ünlü ve çok yaygın; Kur’an Kursları üzerine yoğunlaşan Süleymancılar Cemaati’nden söz edeceğim.
***
Biliyorsunuz, "Süleymancılar" olarak anılan cemaatin piri, merhum Süleyman Hilmi Tunahan Efendi (1888/Razgard. 1959/İstanbul). Nakşibendiyenin radikal olan Halidikolundan… İmam Rabbani üzerinden Peygamber soyuna varan bir silsileye (seyr-i süluk) mensup. O nedenle, aynı zamanda Sey(y)id. Bu seyri süluk tarikat şeyhleri için bir zorunluluk gibi…
***
Süleyman Efendi, İmam Hatip okullarına haliyle Yüksek İslam Enstitüsü'ne/İlahiyat Fakültesi’ne sıcak bakmaz. Sebebini soranlara da; "…Bugünkü Maarifte okutucu kadro ve mevcut programla ilim ve amel cihetinden istenilen imam, hatip, vâiz ve müftünün yetiştirileceğine inanmıyorum. Yarım doktor candan, yarım âlim dinden eder. Dinî ilimlerin ve mübârek mesleğin bozulmasından korkuyorum. "derdi.
***
TürkiyeDiyanet Vakfı tarafından yayınlanan İslam Ansiklopedisi'nin ilgili maddesine baktım, konuyla ilgisi olduğu için son bölümünü bazı kısmını sizinle paylaştım:"... İmam-Hatip okullarında yeterli din eğitiminin verilemeyeceğini düşündüğünden… Talebelerini buralara göndermekten kaçındı.Bu çerçevede kendisi ve daha sonra talebeleri İmam-Hatip okullarına karşı olumsuz tavırlarını uzun süre devam ettirdi. "
***
Bir ilahiyatçı; “İmam Hatip, Selefi yuvası olmuş, Selefi öğretileri kitaplarına sızdırılmış”: Cübbeli [Ahmet Ünlü] bile “çocuklarınızı düz okullara gönderin. İmam Hatip'e ve İlahiyat Fakülteleri’ne göndermezseniz daha az zararlı çıkarsınız diyor.”
***
“ Sapıklık [sapıklık] denince akla, sadece cinsellik gelmesin. Dinimizin bozulmasına müsaade edilmemeli”diyen var, ilahiyatçılar içinde…
***
Süleymancıların bir önceki lideri merhum Ahmet Denizongun’un“Cübbeli Ahmet” için; “Okumayın bu münafığın kitaplarını. Hatta evlerinize bile sokmayın”' dediğini söylerler… Yine mesela, “Milli Görüşle” mücadele için Avrupa’da dernekler kurdukları bilinen bir şey…
***
Daha fazla merak edenler, “Google Amcaya” girip konu ile ilgili araştırma yapsın bakalım neler çıkacak karşılarına.
***
Merak ettim… Açık seçik sahne alan, kimi anadan “üryan” kadın sanatçıları, bunlar nereden tanıyorlar? Yoksa çok mu seyrediyorlar ki, en ince mahrem yerlerine kadar dillendirebiliyor? İsterseniz, bir hadisi anımsatayım:
“… çıplak resimleri sadece kadın resmi diye sınırlamamak lâzım. Çıplak resimler kadının olursa günah, erkeğin olursa mahzursuz diye bir şey yoktur. Avret sayılan uzvun açılması ve bakılması, kimden olursa olsun haramdır ve günahtır. Ancak haramlık ve günah en mahrem noktalara yaklaştıkça artar ve ağırlaşır. (Fetâvây-i Hindiyye V/288; Dürer HâsiyesiAbdülhalîm I/199)(Devam Edecek)
***
Not: Bugün 30 Ağustos zaferinin 100. Yıl. Bu vesile ile başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere zafere canları ile malları ile katkı verenleri, “Cumhuriyet kol kanat gerenleri” saygı, sevgi ve minnetle, şükranla anıyorum.


