Evet...
Türkiye gündemine dair herkesin bir görüşü var.
"Bana göre", "Ona Göre", "Şuna Göre", “Buna Göre" diyerek herkesin görüşü çeşitlendirilebilir.
Toplumlara, kişilere, eylemlere, olaylara, kişisel menfaatlere göre değişebiliyor bu Göre/Celi kavramlar.
NASIL OLUYOR?
Temel problemde bu aslında.
“Nasıl oluyor?!” sorusu.
Zira “Bana Göre” yi dillendiren isim eğer etkili ve yetkili bir mercide oturuyor ise bu “Bana Göre” sanki genel manada temsil ettiği kitlenin görüşü gibi algılanabiliyor ya da genel manada o kitleye mal edilebiliyor.
İçindeki muhalif seslere rağmen.
Bu nedenle kişilerin öncelikle temsil ettiği makamların ağırlığını çok iyi kavraması şart.
Bu makam ve mevkilerin ağırlığı ile genel manada kişisel değil genel değerlendirme kriterlerinde kurumları, kitleleri bağlayıcı açıklamalardan özenle kaçınmaları şart.
DİKKAT EDİLİYOR MU?
Peki bu konuda özen gösteren.
Bu işi ciddiye alan var mı?
Genel manada bu soru için net cevap “Hayır”
Ama bazen istisnalar olmuyor değil.
Yine de “İstisnalar kaideyi bozmaz!” mantığı çerçevesindeki genel tanımlamalar ve “Bana Göre” tavrı alabildiğince hoyratça kullanıyor toplumun her kesiminde ve biriminde.
TRİBÜNLERE OYNAMAK…
Belki de özenle ve kasıtlı olarak kurulan “Bana Göre” cümlesi içinde ciddi manada tribünlere oynayan bir hamaset söylemi barındırıyor aslında.
Zira kitleleri etkilemek, bir yola kanalize etmek, oradan bir sonuca varmak adına kurulan bu cümlenin sonucunda kitlelerin ödüllendirilmesi veya cezalandırılması olası bir ihtimal.
Genel manada da ceza ödülün önüne geçiyor.
Kitleler bu kurulan cümlelerin cezasının bedelini yıllar boyunca ağır bir şekilde ödemek durumunda kalıyorlar.
Son dönemde toplumun genelini ilgilendiren ve ağır faturalar ödemek durumunda kaldığımız bir çok örnekte olduğu gibi.
“Bana göre” ifadesi ile genel manada toplumu ilgilendiren bir konuda bir kişinin görüşü genele sonuç olarak farklı yansıyabiliyor.
ARTIRMAK MÜMKÜN…
Genel manada bu örnekleri çoğaltmak mümkün.
Bir çok konuda bir çok farklı görüş olmasına rağmen toplumdaki genel kanı bir kişinin “Bana Göre” tavrı ile şekilleniyor.
Muhalif seslere “Çatlak Ses” gözü ile bakılıyor ve ciddiye alınmıyor ya da Ciddi olma fırsatı bile tanınmadan anında dillendirilmesi, konuşulması, kamuoyu oluşturması, tartışması öyle ya da böyle engellenmese de değerini bulmadan bertaraf ediliyor.
“Çok sesli” bir toplum olma şansı “Birilerine göre” değer yargıları nedeni ile “Tek sesli toplum” oluşturulması adına kurban ediliyor.
Kanun, Kitap, Hukuk, Adalet gibi kavramların olduğu bir ülkede “Bana Göre” ile yönetim anlayışı olur mu?
BİLİMSEL SONUÇ…
Konu ile ilgili olarak Mehmet Ali Kulat diyor ki;
Herkesin kendine göre bir mahallesi, sosyal ve sanal çevresi var.
Doğal olarak herkes dolaştığı bu çevrelerden kanaatlerini Anket gibi ifade ederek "Bana Göre" cümlesi kuruyor.
Kamuoyu Araştırması "Bir Değil" her mahalleden doğru örneklemle yapıldığı için Bilimsel Sonuçtur.
TUTKU
Tutku, hükümranlığına aldığı kişiyi ölüme sürükleyen bir zorbadır.
Ateş gibidir; bir kere tutuştuğunda çok zor söndürülür veya sel gibidir; bir kere yoluna koyuldu mu önüne set çekilmez. Adil Hükümdar - s.166... İbn Zafer


