Sayın Recep Tayyip Erdoğan bakanlarla toplantısının ardından açıklama yaptı. Erdoğan, hayat pahalılığına ilişkin; “Hepimiz aynı gemide olduğumuza, ülkenin kazancından hep birlikte istifade ettiğimize göre külfetine de beraberce katlanacak, yükü beraberce omuzlayacağız” ifadesini kullandı.
***
Şimdi yapacağım yorum itiraz ya da eleştiri sadedinde olmayıp, vergi veren bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak “arz-ı halimdir!” Umarım, hoşgörü ile karşılanır…
***
Cümlenin ilk parçası; “hepimiz aynı gemideyiz.” Elbette bu doğru ama oturuş yerlerimiz faklı. Kimimiz lüks kamerada… Kimimiz birinci, kimimiz ikinci, kimimiz üçüncü kamerada seyahat eden kişileriz. Allah saklasın, gemi battığında, öncelikle kimlerin kurtulabilme şansı var? Taktir muhterem ahalinin.
***
Cümlenin ikinci parçası; “ülkenin kazancından hep beraber faydalandık!”. İşte buna bir diyeceğim var… Sayın Cumhurbaşkanım; devri iktidarınızda görülmemiş büyüme olduğunu, sizden önceki ve bazı mensuplarınızın “yüz yıllık parantez açıp kapattığı” seksen yıllık Cumhuriyet döneminin 3-3,5 katı büyüdüğümüzü; dünyanın bizi kıskandığını; yakın zamanda dünyanın “ilk 10 ekonomisi” arasına gireceğimizi kelam edenler de sizlersiniz. Doğru mu? Doğru…
***
Aklıma takılan şu: Döneminizde, seksen yılın 2,5-3,0 katı “kamu kaynağı” kullandınız… Bunların içinde dolaylı ve dolaysız vergiler; sizden önceki varlıkların satışından 70 milyar dolar ile dağıtım şebekelerin kiraya verilmesinden 13 milyar dolar yakın gelir elde ettiniz. Sonuçta bu kaynak 4,2 trilyon dolar olduğu ifade edilmekte. Buna da cenahınızdan hiçbir itiraz gelmedi.
***
Şimdi sadede geliyorum… 53 yıllık elektrik mühendisiyim. Bunun, kırk yılı çalışma ile geçti… Hem de iyi pozisyonlarda… Demem o ki, 30 yıla yakın, neredeyse üst seviyeden pirim ödedim… On yılda, yine yüksek kademeden destek primi… İnanır mısınız, emekli maaşım 5 bin liraya yakın…
***
Sayın Başkanım, inanın, “kıdem tazminatı” ile, 2005 yılında aldığım “Reno megan” aracımı, aradan 17 yıl geçmesine rağmen yenileyemedim. Hele hele hanımıma miras kalan yarım asırlık evde oturuyoruz. Bırakınız yeni bir ev almayı, emsali bir evde, kiraya bile oturabilmemiz mümkün değil.
***
Sayın Cumhurbaşkanım, madem “ülkenin kazancından birlikte faydalandık”, benim halim nicedir? Vallahi bana, emekli maaşımdan başka bu kazançtan hiç pay düşmedi… Çevreme batığımda, Kayseri’de, bu kazançtan aslan payın, “dünün mücahitleri, günümüz müteahhitleri” almış gibi… Kendilerinden başkasına gül koklatmıyorlar. O nedenle; “ülkenin kazancından birlikte faydalandık!” sözü, şahsen ben ve ailemle ilgili değil…
***
Nihayet; “yükü birlikte omuzlayacağız!”, diyorsunuz. Doğrusu bu yükün ne olduğunu anlayamadım. Ne yükü? Hani, “gözler görülmedik bir biçimde büyümüştük?” Dünyanın kıskandığı, kanat takıp uçan bir ülkede hangi yük söz konusu olabilir ki, hepimizin üstüne yüklüyorsunuz?
***
Vallahi, benim bir yük çekmeye niyetim ve takatim yok… Hele hele bu yaştan sonra, hiç yük çekemem… Ben, kendi belimi doğrultamıyorum ki, ilave yüke katlanayım. Ayrıca; bunu yüklenecek yeni nesiller doğurtacak gücüm de kalmadı!... Gelin bu yükü, “mücahitken, müteahhit” olanlarla araç, yolcu, hasta ve döviz garantili KÖİ işletmecilerine ve birkaç yerden ücret alanların üstüne yıkın… Mesela, önce bir “döviz” ile ödemeleri kaldırın!..
***
KOŞ VATANDAŞ KOŞ!..
"Hazine dolara yüzde 7.25 getiri [sukuk] vererek 3 milyar dolar borçlandı! Yabancılardan ise; 11 milyar dolarlık teklif geldi. Yani, “batan mağazanın malları” gibi üşüştüler. Talep, rekor seviyeye ulaştı. “Koş vatandaş koş!” derken kastım budur efendim.
***
Biliyorsunuz “sukuk”, “faize” giydirilen bir kılıf, “gelir/kâr ortaklığı” diye pazarladılar; “Katılım Bankaları” da bu esasa göre çalışır. “Kâr”ın yanında “zarar” da olsa anlarım. Bu da ticaretin bir gereği… Çok farklı uygulamalar olmasına rağmen; “Bu akdin esası, ‘Bir malı, bedelini iade edince geri almak şartıyla satmak’”tır, diyorlar.
***
İnanın, çok kaynak karıştırdım, izaha çalışanların da kafası “karışık”. Sonuçta bu; faizden korkan “ayni” ve “nakti” varlığını “yastık altında” tutanlara bir çıkış yolu. Bu sayede atıl varlıkları ekonomik hayata sokabilmek. Doğrudur da…
***
Çok konuda olduğu gibi bu konuda da rivayet muhtelif. Hanefi Fıkhında önce “haram” demişler, “faiz” ile eş değerdeymiş. Sonra yumuşamışlar. Bir başka rivayete göre helalmiş ve İslami imiş. Diğer bir rivayete göre de “faydası” “zararından” çok olduğu için tercih edilirmiş. Yani, “ehveni şer”miş. Tabii, sonuncuların bazıları şunu da diyor: “Şer’i devlete” böyle alıştıra alıştıra geçilir. “Katılım Bankacılığı” da bunlardan birisi.
***
Neyse bunu fukaha tartışa dursun, biz habere nokta koyalım: Dolar bazında, yıllık yüzde 7,25 faiz pardon “getiri” [sukuk] ne demek? Bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete. Allah sonumuzu hayr eyleye!..


