Sanırım ünlü mizah dergisi Akbaba’da görmüştüm. Yusuf Ziya Ortaç çıkartırdı… Fasılalarla, 1977’ye kadar yayın hayatını sürdürmüş. “Derginin yazarları arasında Osman Celal Kaygılı, İbrahim Alaattin Gövsa, Ercüment Ekrem Talu, Aziz Nesin, Rıfat Ilgaz, Sulhi Dölek ve Muzaffer İzgü bulunuyordu. Çizerleri arasında ise Münif Fehim, Zeki Beyner, Fethi Develioğlu, Ali Ulvi, Ramiz Gökçe, Necmi Rıza, Cafer Zorlu, Samim Agar ve Semih Balcıoğlu vardı.” (Wikipedia)
***
Zevkle takip ederdim… Çok ünlü karikatüristin karikatürleri çıkardı. Mizah yazılarına doyum olmazdı. Anımsadığım karikatürlerden birisi şuydu: Sokak köpekleri bir adamın etrafını çevirmiş, saldırmak üzere. Adamın ağzından çıkan balonda şu yazıyordu: “Gel de bunlara, himayeyi hayvaniye cemiyeti başkanı olduğumu anlat!”
***
Bizler, İstanbul Avrupa yakası tramvayına yetişemedik. Sanırım, bir yıl önce kaldırılmıştı. Ama Üsküdar tarafındaki devam ediyordu. Sanırım o da bir iki yıl sonra kaldırıldı. Dolayısıyla, binmek nasip oldu…
***
Tramvay, tıklım tıklım dolardı… Asılanlar, sarkanlar işin cabası… Hızı da çok düşüktü… İşte bunu anlatan güzel bir karikatür vardı Akbaba’da: Tramvay giderken aynı yönde bir de kaplumbağa gidiyor. Biletçi, “buyrun siz de binin!” deyince kaplumbağa; “Teşekkür ederim, benim işim acele!” yanıtını veriyordu.
***
Hayvanlarla ilgili çok güzel sözler, yakıştırmalar var. Bunlar aslında, hayvan denilen varlıkların, ne kadar kıymetli olduklarının birer delilidir... Bu nedenle yine siz siz olun da hayvan diyerek, geçiştirmeyin... Onları küçük görmeyin...
***
İsterseniz kurtla başlayalım: “Kurt kışı geçirir ama yediği ayazı unutmaz”mış.Evet. Bu denli ekonomik sıkıntıya, yoksulluğa, yoksunluğa rağmen kurt kadar olamayan milyonlar var… Sandık öncesi ağzına bir kaşık bal veriyorlar, yediği ayazı sandık geldi mi unutuyor!
***
Söz kurttan açıldı. İsterseniz devam edelim.“Kurt kuşa yem olmazmış!” “Kurt dumanlı havayı severmiş!” Kurda sormuşlar; “Neden boynun kalın?” El cevap: “Kendi işimi kendim görürüm de ondan!”
***
“Kurt, uçamaz, dolayısıyla yükseklere çıkamaz!”sözü de doğrudur... Bunun anlamı, ”kurt uçamaz,dolayısıyla kanatları yoktur; yerde sürünür durur!”Tabii, tilki de öyle, çakal da öyle. Vahşi köpekler de…
***
Bunlar sürü halinde gezdiklerinden, özellikle son üçünden, aslanlar, jaguarlar, leoparlar, çıtalar ne çekiyor. Belgesel izleyenler bilir. Bin bir zahmetle elde ettikleri avlarını ağıztadı ile yiyemezler, bırakıp gitmek zorunda kalıyorlar.
***
Bir de at ile ilgili bir veciz söz var... Harika mı harika!.. “Kıratın çiftesi pek olur!”Ama bizim bildiğimiz o “kırat” nerede?
***
Hatırlarsanız, ata künyesini soran kurt, yediği çifteden sizlere ömür olmuştu... Kurnaz tilki ise; “okumam yazmam yok abi!” diyerek, kurtulmuştu... Demek ki, kurt olmak çoğu zaman, çifte yemeye engel olamıyor!...
***
Bir de arılar var bu alemde... Balları kadar, önüne geleni sokmakla ünlüdürler... “Kimse arı gibi bal yapamaz!”, “Arı gibi kimse sokamaz hele hele eşek arısı” gibi…
***
Bu nedenle Allah, tüm hayvanlar alemini sokan arılardan korusun... Biz insanları da... Arı sokmasının ne olduğunu ben bilirim. Acile zor yetiştirdiler 2022 yazında… On, on beş dakika geciksek, sizler ömür olmuştuk.
***
Hayvanlar alemi bir de ayıları ile ünlüdür... Dağ ayısı var... Kır ayısı var... Çöl ayısı var... Kutup ayısı var… Tıpkı, çöl tilkisi, gibi...Ayı üzerine yakılmış türküler var... Tabii, kırkı da ahlat üzerineymiş, ben böyle biliyorum.
***
Bu nedenle, “Ayının sevdiği kır türkü varmış. Kırkı da armut/ahlat üzerineymiş!” ünlü sözü edebiyatımıza girmiş... Bazı yörelerde “armut” sözcüğü yerine, “ahlat” kullanılır... Bunu da bilgi notu olarak düşmek istedim...
***
“Armudun iyisini ayı yer!” sözü de bu nedenle söylenmiş olsa gerek!..Tabii, bu söz eşi güzel olan çirkin erkek için de söylenir.
***
Türküler olur da veciz sözler olmaz mı?“Aç ayı oynamaz!”,“Ayı gibi kuvvetli!”, “Dayın olacağına ayın olsun!”, “Köprüyü geçene kadar ayıya dayı diyeceksin!”
***
Ayıcı bir arkadaşım vardı... Hayattaysa Allah uzun ömür versin... Öldüyse rahmet eylesin... Sayesinde ayıları yakından tanıma fırsatı buldum... Bunların, “Ayılana gazoz bayılana limon!” dokuz sekizlik Roman Türküsü eşliğinde kırdıkları gerdanı, attıkları göbekleri hiç mi hiç unutamam...
***
Beni bir an için de olsa hayvanlar alemine yolcu eden, “havanda su döven” büyüklerimize ne kadar teşekkür etsem azdır, efendim... Bu kadar sıkıntımız arasında biraz da olsa bunları unutturdular... Yukarı da Allah var!...


