KADİR DAYIOĞLU


ATATÜRK İLE İLGİLİ İKİ ANI

İşte, “bizim Ecmain takımının”, “diktatör”, “ayyaş” dediği Atatürk, böyle birisi. Rahmet diliyorum. Günümüzde, bir bakan, bir bürokrat böyle bir şey yapsın da nerede soluğu alıyor, bir görsünler.


Arşivimi karıştırırken bir anıya rastladım. Hüseyin Cömert Hocam göndermiş. Ben de, bazı değişikliklerle gireyim dedim.Umarım Hocamız bağışlar. “Yıl 1934, o dönemde Milli Eğitim BakanlığıUlus'ta... Bakan ise Niğdeli Abidin ÖZMEN... Makamında çalışmakta. Kapı çalınır;

 - Giriniz!

Atatürk’ün yaverlerinden biri, yanında iki çocukla makama girer... Konuklara yer gösterilir. Uzatılan zarfı açar, Bakan… ‘Mustafa Kemal’den gelen bir mektuptur bu… Zarfın üzerinde de, “Bay Abidin ÖZMEN, Milli Eğitim Bakanı...", yazıyor… ÖZMEN, zarfı özenle açar ve mektubu dikkatlice okur:

 - Yaver Bey'le, size iki fakir ve kimsesiz çocuk gönderiyorum. Bu çocukların, uygun göreceğiniz bir liseye (leyli meccani/parasız yatılı) kaydını yaptırtın...

***

Bu, Atatürk’ün bir emri. Kesinlikle yerine getirilecek. Bakan ÖZMEN, Orta Öğretim Genel Müdürü’nü çağırtır ve şu direktifi verir:

 - Yaver Bey'in yanındaki bu iki çocuğun evrakını alınız ve bu çocukların Haydarpaşa Lisesi'ne paralı yatılı olarak kaydını yaptırıp, her ikisi için de üçer yıllık paralı yatılı makbuzlarının veli ve ödeyen hanesine, Atatürk'ün ismini yazdırarak bana getiriniz, der.

***

Bakanın emri yerine getirilmiştir. Abidin ÖZMEN de kısa bir mektup yazarak Yaver Bey'le Köşke yollar.” 

***

Mektup, şöyle:

 "Muhterem Atatürk,

Yaver Bey'le göndermiş olduğunuz iki çocuk hakkındaki emirlerinizi aldım. Ancak, arkasında Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu ve Cumhurbaşkanı Atatürk gibi biri bulunduğu için; bu çocuğu fakir ve kimsesiz olarak kabul etmeme, hem yasalarımız, hem de mantığımız izin vermedi.

***

Bu nedenle her iki çocuğun da emirleriniz gereği Haydarpaşa Lisesi'ne paralı yatılı olarak kayıtlarını yaptırdım. Çocukların üçer yıllık okul taksitlerine ait makbuzları ekte takdim ediyorum... 

Gazi, bu mektup üzerine, devrin Başbakanı İsmet İnönü’ye telefon eder:

“Bak senin Milli Eğitim Bakanın bana ne yaptı", diyerek olayı anlatır. İnönü, Bakan adına özür diler, Atatürk’ten. O da; 

- “Yok! özür dileme. Çok memnun oldum. Keşke her devlet adamı bu medeni cesarete sahip olabilse ve doğruyu gösterebilse.”

***

Tarihi değeri olan bu anının unutulup gitmesine gönlü razı olmayan bakanın yeğeni Yüksek Mimar H. Rahmi ÖZMEN, 15.08.1985 günü bu mektubu gazeteci yazar Vahap Okay'a iletir. O da 15.09.1985'te gazetesinde yayımlar.” İnternete girdim, “gazetenin” adını almak için ama çok yerde yayınlandığını gördüm.

***

İsterseniz,22 Temmuz 2004 tarihinde, tam yirmi yıl önce, Adapazarı Pamukova/Mekece’de, talimat üzerine hızlandırılmış tren kazasında kırk bir kişi ölmüştü anımsadınız mı? Olay öncesi ve sonrası,  yine bu sütunda verdiğim bir anekdotu tekrar vereyim. Olayı, torun Emir Kıvırcık anlatmış, dedesi ile ilgili kitabında. Kitabın adı da; Büyükelçi. Mutlaka okunmalı. 

***

Milli Mücadele’nin en şiddetli, en sıkıntılı günleri… Gazi, cephede. Behiç Bey (Erkin) Demiryolları Müdürü ve sevkiyattan sorumlu komutan...  Bir emir gelir; “Cepheye silah, mühimmat ve asker sevkini hızlandırın. Aksi halde sorumlular Divanı Harbe verilecek”. İmza, Mustafa Kemal

***

Yanıt çok ilginç: “Demiryollarının bu fiziki yapısıyla, bundan fazla hız yapamayız. İkinci emrinizi bekliyoruz.” İmza, Kurmay Albay Behiç BeyMustafa Kemal’in yanıta yanıtı daha da ilginç: “Bildiğinizi yapın!”

***

Behiç Bey, bilahare Bayındırlık Bakanlığı yaptı. Kayseri ve Civarı Elektrik TAŞ’nin“İmtiyaz Mukavelenamesi ve Tevzii Elektrik Şartnamesi”’nde imzası var. 

***

İşte, “bizim Ecmain takımının”, “diktatör”, “ayyaş” dediği Atatürk, böyle birisi. Rahmet diliyorum. Günümüzde, bir bakan, bir bürokrat böyle bir şey yapsın da nerede soluğu alıyor, bir görsünler.