Bildiğiniz bir atasözüdür aslında…
“At izi, it izine karıştı…”
Bu söz ile anlatılmak istenen, “İyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan ayıramayacak halde bir karışıklık meydana gelmek” demek oluyor…
Lafa başlarken “At izi, it izine karıştı” diye başlarsan, hemen itiraz gelir,.
Vay efendim neymiş?
At denmiş, it denmiş…
Yok kardeşim, kimsenin at’tan ya da İt’ten söz ettiği yok, sadece yan yana yürüdüklerinde ayak izlerinin karıştığını anlatmak ister anlatıcı…
İzleri seçememekten yakınır.
Demem o ki, at ile it’in gövdeleri ile işimiz olmaz.
XXX
Neyse, geçelim biz at ile it’i de sadede gelelim.
Amacımız, sözün anlamından hareketle aklımıza takılanları ortaya koymak…
Yani, “İyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan ayıramayacak halde bir karışıklık meydana gelmiş” olan mafya lideri olarak anılan birisinin, omuzu bir kenara yatık, gülmelerle süren, “Ağır abi” aksanıyla yayınladığı videolara…
İçeriğini buradan aktarmak gereksiz geçenlerde yazdığım gibi, muhatabı ilgilensin de, gittikçe olay karmaşık hale geliyor aslında.
Beni ilgilendiren de o “İlginç” yanı zaten…
Bu satırları yazarken 6 adet video yayını yapıldı.
Aman Allah’ım neler yok ki, normal zamanda söylense bu sözler, ortalık Kel Ali’nin bağına dönerdi.
De ki “Kel Ali kim, bağı nasıl bir bağ?”
Bilmem Kel Ali kim, bağı nerede, nasıl bir bağ. Görmedim de…
Ancak bu sözler anlatılan, dalı, budağı, otu, çöpü, birbirine karışmış, içinde hayal mahsulü ürünler olan, zaten Kel Ali’nin kendisi de, bağı da hayal ürünü olan şey…
Gir bağa, kendin de hayal olur gidersin içinde…
XXX
Şimdi bu sözde “Mafya lideri” olan malum kişi, döktürüyor da döktürüyor…
İtiraz eden olursa, vay haline…
“Al sana belgesi” diyor, belgesini ortaya koyuyor. Belgeler ciddi, itiraz edilecek yanı da yok.
Muhatapları ne yapacaklarını doğrusunu isterseniz şaşırıyorlar.
En son bir gazeteci üzerinden tartışma başladı…
Allah kimseyi “Gazeteci” sıfatıyla o hale getirmesin ama inkâr edince şak diye video kaydını koydu ortaya.
Video kaydın sonrasında, artık İçişleri Bakanı Soylu’nun demokratik bir ülkede bakan olsa, saniyesinde istifa etmesi gerekirken…
"İsmimizi kullanarak bir mafya lideriyle bana tuzak kurdular. Suç duyurusunda bulunacağım" deme gibi bir şaşkınlığını gördük.
Ne diyeceğini bilemiyor…
Oysa o kadar basit bir şey ki, mecliste bulunan tüm milletvekilleri, özellikle de MHP Genel Başkanı sıfatlı Devlet Bahçeli, derhal harekete geçip “Araştırma komisyonu” kurup konunun bütün çıplaklıyla ortaya çıkmasının sağlanmasıdır.
Ne var ki gerçek şu…
Araştırma komisyonu gereği gibi çalışsa ve sonucu da tarafsız bir gözle irdeleyip ortaya çıkarsa…
İşte tam o zaman yerdeki izleri ayrılabilecek hale gelir ama…
Bu kez de belli ki zülfüyâra dokunacak sonuca da gelir…
Eh, o zaman da yandı keten helvam…
XXX
Şimdi yine bir şiirimsi anlatımla özlemlerimi yansıtayım size izninizle
xxx
KEŞKE…
Hey gidi dostum hey…
Keşke...
Unumuzu elemiş, eleğimizi duvara asmış olsaydık...
Da...
Senin dilediğin gibi,
Gönderdiğin resimlere benzer yerlerde "Kış keyfi" yapabilseydik...
Ne güzel olurdu...
Yanan sobanın üzerine kestaneleri çizip çizip koysaydık...
Bir tarafta da tavşankanı çayımız demli,
Tandır ocağında kuru fasulye tıkır tıkır pişiyor olsaydı...
Hem de tandır çulunun altında yavaştan.
Tereyağlı pirinç pilavı da pişmiş, kendini buluyor olsaydı...
Fırında da ekmek pişiyor...
Ekmeği çarşı fırınından alacak değildik ya...
Değil mi?
Keşke olabilseydi...
Pencereden dışarı seyretseydik...
Dışarıda lapa lapa kar yağıyor olsaydı bir taraftan
Şömineye odun getirmeye çıksaydık dışarı...
Paltomuz üzerimizde, yünden başlığımız kafamızda...
Getirseydik odunları, atsaydık ateşin üzerine...
Üşüdüğümüzden ellerimizi ovuşturuyor olsaydık ateşe doğru...
Torunlar ortalığı birbirine katıyor,
“Karnımız aç” diye bağırıyor olsaydılar.
Börek isteseler, mantı isteseler, tatlı isteseler…
Her kafadan bir ses çıkıyor olsaydı.
Ocakta çıtırdayan ateşin sesi bir taraftan,
Torunları bağırışları bir taraftan…
Bütün bunların arasında,
Daha gür çıkan sesi ile,
Hanım; "Ortalığı batırdınız yine" diye çıkışsaydı...
Keşke…
Olabilseydi.
Ama daha çok var o zamana…
Oğlan evlenecek,
Kız gelin olacak,
Huzurları yerinde olacak,
Ve…
Biz de huzur bulacağız da…
Keşke…
Keşke olabilseydi gözümüzü kapamadan…
Bir kış manzarası içinde…
Torunlarla birlikte,
Yanan sobanın etrafında,
Hoşça vakit geçiriyor olsaydık…
Keşke…


