Kaynak yetersizliği ister istemez belediyeleri bir “arsa ofisi”, bir “arsa simsarı” haline getirdi. Arsa ya da parsel alıp satmak belediyelerin öncelikli işi haline gelince, “arsa simsarlarıma” yerel siyaseti ve belediyeleri sarması da çok doğaldı.
***
Belediyelerin asıl görevinin “parsel” satmak olmayıp “parsel üretmek” ve stok yapmak olmalı. Bunun, spekülasyonlara karşı bir sigorta görevi yapınası gerektiği gerçeği göz ardı edilince, ister İstemez, daire fiyatlarındaki inanılmaz artışların ortaya çıkmasına neden oluyor.
***
Gerekçesi ne olursa olsun Kayseri ölçeğindeki bir kentte, daire maliyeti içerisinde arsa payı yüzde 50, yüzde 60’lar mertebesindeyse, orada başarılı belediyelerden söz edilemez. Bir de, kadastro parselinden belediyenin yüzde 50’ye varan pay aldığını düşünün!..
Hal böyle olunca; kaliteli bir inşaattan söz etmek mümkün değil. Binaların kalitesizliğinin bir nedeni, “arsa payının” çok yüksek olmasındandır. İmar yolsuzluklarının önünü de bu açar.
***
Tabii, arsa önemli bir tasarruf aracı olunca yerel siyasetin etrafının, spekülatörler tarafından sarılması da doğaldır, demiştim.
***
Nitekim sözgelimi, son otuz yıllık belediye meclislerinde (kapatılan İl Genel Meclisleri de dâhil) görev yapanların ve yapmakta olanların, önceden ya da sonradan edindikleri mesleklerin profilini bir çıkarın, bu iddiada ne denli haklı olduğumu anlarsınız.
***
Adam bilmem nerede esnaf ya da bir bürosu var… Bit atıyor… Es kazara, yerel meclislerde görev alınca, belediyelere özellikle başkanlara yakınlaşınca, doğal olarak “arsadan” anlar hale geliyor. Bir de bakmışsınız arkadaş, “muteber” bir müteahhit olarak karşına çıkıyor. “Cemâziyel evvelini” bildiğin için de sizi gördüğünde, kaldırım değiştiriyor.
***
Belediyeler, arsa üzerinden büyük ölçüde gelir/rant aktarmaya devam ediyor. Bir anlamda aracılık yapıyor... İsteyerek ya da istemeyerek. Eğer bir de öz evlatsanız, gel keyfim gel!..
***
Sözgelimi belediyeler, “18. Madde” uygulaması yaparak, kadastro parsellerini, imar parseli haline getiriyor... Çok hisseli kadastro parsellerini çözmek, imarın önünü açabilmek için sık başvuruyor, buna…
***
Rahmetli Özal’ın getirdiği bu uygulamanın, imar açısından doğru olduğuna inanıyorum. Ancak bir şartla: İmar uygulaması yapacağız diye, yüzlerce fakir fukara maliki, “simsarların” önüne yem olarak atmamak kaydıyla... Bunu bilerek ve yaşayarak söylüyorum. Geçmişte, satış tutanaklarından çok da örnek verdim.
***
Tabii, belediyelerin birer “şehremanet”, başkanları da birer “şehremini” olduğu gerçeğini unutanlar nasıl sual verecek öbür dünyada çok merak ediyorum. Tabii, o dünyaya inanıyorlarsa.
***
Maalesef, geçmişte, evvel emirde başkanlar unuttu bu gerçeği. Şimdikiler nasıl davranıyor? Bilmiyorum.
***
Bir başkan; “ne yapalım, biz talep ettik, mahkeme sattı?”, deme lüksüne sahip değil. Unutmasınlar; satışın her aşamasına müdahale edebilirler. Sonuna kadar hem kamunun ve hem de fakir fukaranın hakkını koruyabilirler. Mahkemede belediye temsilcisi; “Hattı layık görmedik, satışı geri çekiyoruz!”, diye bilirler. Tabii, parsele “çökecek” ile bir maddi ve manevi ilişkileri yoksa.
Unutmayın, parsellerin çoğuna belediyeler de ortak... Az ya da çok. Bu aslında, gücü olmayanlar için bir güvence. Şayet, fakir fukara, yetim ve kamu hakkı gözetiliyorsa belediyeler, ya kendileri “izaleyi şuyu “ yapsınlar ya da başkalarının yaptığı “izaleyi şuya” ’a iştirak etsinler... Üç aşağı beş yukarı eder bir fiyata kadar pey sürsünler.
Bu görevi, zaten gücü olmayan pay sahiplerinden beklemek hayal olduğu kadar gerçeklerden de kaçmaktır. Mağdurların hakkını korusa korusa ancak belediyeler korur!..
Şehrin göbeğinde ya da başka bir yerde, “ebe ecdat”tan kalma hisselerin “yok pahasına” arsa simsarlarının ya da varsılların ya da hatırlıların eline geçmesi “şehremini” olması gerekenlerin bir ayıbı olduğu kadar; önlenmesi de görevleridir...
***
Anlatmaya çalıştığım bu konu, bürokratların inisiyatifine bırakılmayacak kadar ciddi ve veballi bir iştir. Başkanların bu işe doğrudan müdahale ederek; “emin” sıfatlarını hayata geçirmelerini beklemekteyiz...
***
Başkanlar, şayet dua almak istiyorsanız, buyursunlar hayırlı bir iş. Unutmasınlar “kul hakkı” cami açmaktan daha önemli. Yok, beddua almak istiyorlarsa, diyecek bir şey. Fakat eskilerin çok aldığını biliyorum…


