CHP Milletvekili Çetin Arık’ın TBMM kürsüsünden Tomarza Belediyesi ile ilgili dile ortaya attığı iddialar konuşuluyor:
ARIK’IN ORTAYA ATTIĞI İDDİALAR SANKİ FIKRA GİBİ!
***CHP Milletvekili Çetin Arık’ın TBMM kürsüsünden dillendirdiği ve Tomarza Belediyesi’nde yaşandığını söylediği iddialar hem Kayseri’de hem de ülke gündeminde tartışma konusu oldu. Arık’ın özellikle 2017 ile 2019 tarihleri arasında Tomarza Belediyesi’ne bağlı Mahallelerde yapılan işlerlerde bazı malzemelerin kullanılmadığı halde kullanılmış gibi Belediyeye fatura edilmesi tartışmaları da beraberinde getrdi.
PUSATLI’YA İKİ TUVALET, KÖY KONAĞI ÇATISINDAKALORİFER PETEĞİ!
***Pusatlı Mahallesi’ne otomatik kapılı iki ayrı tuvalet yapılması,Dadaloğlu-Kayapınar arası yolun asfaltlanmasında kullanıldığı iddia edilen malzeme, Üçkonak Mahallesi’nin Köy Konağı çatısının onarım faturasında kalorifer peteğini bulunması, belediyenin LGP’li ve benzinli aracı olmamasına rağmen fatura kesilmesi, Belediye Başkanının babasına ait marketten sabun alınması, parti ilçe başkanının otel faturasının ödenmesi gibi iddialar mizah konusu oldu.
Dün bu sayfada geçtiğimiz Cuma günü CHP Milletvekili Çetin Arık’ın TBMM kürsüsünden Tomarza Belediyesi ile ilgili ortaya attığı iddiaları paylaşmıştım…
Aslında bu iddialar Fahrettin Işık’ın Belediye Başkanı olduğu dönemleri kapsıyor…
Yani 2017 ve daha sonrasını…
İddialar çok vahim…
Akla-hayale ve ipe-sapa gelecek türden değil…
Çetin Arık’ın meclis kürsüsünden dile getirdiği iddiaya göre, düşünebiliyor musunuz, Dadaloğlu-Kayapınar yolunu yaptık diye belediyeye 17 bin 500 TL tutarında fatura kesiliyor…
Fatura da ne olması gerekir?
Elbette, yol yapımında kullanılacak kum, (yani mıcır), dolgu malzemesi ve olmazsa olmazı tabi ki asfalt…Üstüne ziftte çekerseniz alın size adam gibi bir asfalt…
Yine iddiaya göre kesilen fatura da bunların hiçbiri yok!
Peki, ne var?
Çimento, briket, kireç,yağlı boya ve dış cephe boyası…
Allah! Allah!
Olacak şey mi?
Hadi kısmen de olsa çimentoyu (Tabii yola Almanların yaptığı gibi demir ızgara döşeyip, üstüne beton atacaksanız!) kısmen de olsa anlarım da, kirecin, hele hele yağlı boya ve dış cephe boyasının o fatura kaydında işi ne?
Amaç 17 bin 500 TL tutarında ki faturayı doldurmak mı?
Merak ettiğim şu:
Cidden Dadaloğlu-Kayapınar arası asfaltlanmış mı?
Gerçekten asfaltlanmış ise niye öyle bir fatura koyma gereği duydunuz?
Asfaltı kimden almışsanız o firmanın faturasını niye koymadınız?
Yine Çetin Arık’ın iddiasına göre, yağlı boyanın litresine de KDV hariç 220 lira fatura kesilmiş… Bugün en iyi yağlı boyanın litresi KDV dahil22 liraymış… Yani iddiaya göre Tomarza Belediyesi 3 yıl önce tam 10 kat fazla para ödemiş!
Şimdi gelelim bir başka iddiaya…
CHP Milletvekili Çetin Arık, meclis kürsüsünden iddialarını tek tek sıraladı…
Sıraladığı iddialardan biri de Üçkonak Mahallesi’nin Köy Konağı çatısının onarımı ile ilgili fatura…
Arık’ın iddiasına göre Üçkonak Mahallesi’nin Köy Konağı çatısının onarımı ile ilgili olarak belediyeye 41 bin TL tutarında fatura kesilmiş…
Kesilebilir, cidden Üçkonak Mahallesi Köy Konağı’nın çatısı da onarılmış olabilir, ona da bir itirazımız yok…
Fakat ilginç olanı, tıpkı Dadaloğlu-Kayapınar yolunun asfaltlanması ile ilgili olarak kesilen faturada olduğu gibi Üçkonak Mahallesi Köy Konağı çatısının onarımı ile ilgili olarak kesilen faturanın içeriği…
Yine Çetin Arık’ın iddiasına göre Üçkonak Mahallesi Köy Konağı çatısının onarımın da ne kullanılması gerekir?
Tabii ki, çatı onarımı için zorunlu olan başta kiremit ve benzeri malzemeler…
Ama kesilen faturada ne kiremit var ne de diğer yan malzemeler…
Peki ne var?
Mantolama, fayans, petek, iç cephe boyası var…
Haydi, mantolamayı anlarım, çatıda bir daha akıntı-sızıntı ya da benzer olumsuzluklar olmasın diye kullanabilirsiniz, fayans niye? İç cephe boyası niye? Hele hele peteğin ne işi var? Çatıya petek mi taktınız?
Faturayı kestirdiğiniz işyeri kayıtlarında hiç mi kiremit girdisi yoktu?
Herhalde fatura kesilen işyerinde bol bol boya olmalı…
Ha bire boya faturası kesiyorlar…
Yine CHP Milletvekili Çetin Arık’ın dile getirdiği bir başka iddia da, Pusatlı Mahallesi’ne otomatik kapılı tuvalet yapıldığı gerekçesiyle belediyeye kesilen 44 bin TL tutarında ki fatura…
İddiaya göre Pusatlı Mahallesi’ne (Eski adıyla köye) tuvalet yapıldı denilerek Belediyeye önce 44 bin TL tutarında bir fatura kesilmiş…
Yetmedi, 5 ay sonra Pusatlı’ya bir tuvalet daha yaptık diye 53 bin 500 TL tutarında bir fatura daha kesmişler…
Pusatlı’nın nüfusu ne ki ha bire tuvalet yapıyorsunuz…
Millet evindeki-barkında ki tuvaleti bırakıp Belediye’nin yaptırdığı tuvalette hacet gidermek için gidip sıraya mı duruyor?
Pusatlı’ya en büyük hizmet otomatik kapılı tuvalet…
İyi de otomatik kapı da yokmuş!
Pusatlı sakini otomatik kapılı olmayan tuvalete nasıl girip-çıkacak?
Olmadı, biran önce o otomatik kapıları da takın!
Çetin Arık diyor ki, “Yol yapımında da, çatı yapımında da, tuvalet yapımında da aynı malzeme kullanılmış. Çünkü bu faturalar
hayali faturalar…”
Öyleyse durum cidden çok vahim…
Bunlar Aziz Nesin’lik hikâyeler…
Yani CHP Milletvekili Çetin Arık’ın meclis kürsüsünden dillendirdiği ve Tomarza Belediyesi’nde yaşandığını iddia ettiği yolsuzluk iddiaları tam bir mizah konusu oldu…
Çetin Arık’ın ortaya attığı bir başka iddia da belediyeye ait LPG’li ve benzinli aracı olmamasına rağmen bir akaryakıt istasyonundan belediyeye kesilen faturalarla ilgili…
Belediye’nin LPG’li ve benzinli aracı olmadığını ama meclis üyesinin akaryakıt istasyonundan LPG ve benzin faturası kesildiğini iddia eden Arık, “Bu da Belediye Meclis Üyesinin akaryakıt istasyonundan Belediye’nin LPG’li ve Benzinli araçlarına kesilen 46 bin 500 liralık
fatura” dedi…
Son derece ilginç değil mi?
Belediyenin LPG’li ve benzinli aracı yokama ne ilginçtir ki belediye meclis üyesinin akar-yakıt istasyonundan 45 bin 500 liralık fatura kesilmiş!
Olacak şey mi?
Takipçilerimiz hatırlayacaklar son yerel seçim gezileri sırasında, kendisine verilen fişi getiren partiliye sözkonusu o akar-yakıt istasyonunda yakıt veriliyor diye iddialar yansımış hatta o fişlerin bir örneğini de yayınlamıştık…
Çetin Arık’ın ortaya attığı iddia doğru ise “muhtemelen” o belediye meclis üyesine ödenen fatura bedeli seçim kampanyası sırasında AK Parti’nin oluşturduğu ve köyleri gezen konvoya katılan araçlara kesilen fatura tutarı olabilir…
Aklıma gelen bir ihtimal!
Başka türlü nasıl izah edilebilir ki?
Niye durduk yere AK Partili Belediye Meclis Üyesi’nin akar-yakıt istasyonundan belediyeye LGP’li ve benzinli aracı olmadığı halde fatura kesilsin?
Yine CHP Milletvekili Çetin Arık’ın meclis kürsüsünde dile getirdiği son iki iddiada son derece ilginç…
Biri Tomarza Belediye Başkanı Fahrettin Işık’ın babasına ait olan Işık Market’ten kestiğini iddia ettiği sıvı sabun faturası…
Arık’ın iddiasına göre dönemin Belediye Başkanı Fahrettin Işık’ın babasına ait Işık Market’ten tamı tamına 5 bin 500 TL’lik sıvı sabun faturası kesilmiş…
Hadi Başkan Fahrettin Işık’ın babasına ait marketten sıvı sabun almasını yadırgadık da, 5 bin 500 TL tutarında ki sıvı sabun nerede kullanılır?
Gülmeyin, şaka değil!
Allah! Allah!
Çetin Arık, bir zamanlar Devlet Bahçeli’nin AK Parti için söylediği sözleri anımsatarak, “Sayın Başkan ne kadar Omo varsa, ne kadar Tursil varsa, ne kadar Persil varsa, alayını Zamantı suyuna da dökseniz, 3 değil 40 defa da yıkansanız gene de temizlenemezsiniz!” diyor…
Çetin Arık’ın son iddiası da, her ne kadar isim vermese de muhtemelen bu iddiaları kapsayan tarihi dikkate aldığımız taktirde o dönemin AK Parti İlçe Başkanı ve bugünün de Belediye Başkanlığı koltuğunda oturan Davut Şahin’e ait olduğu iddia edilen bir otel faturası…
Arık diyor ki, “AKP ilçe başkanının 60 liralık otel faturasını Tomarza halkına ödetecek kadar kirlendiniz.”
Çok ilginç!
O dönemin AK Parti İlçe Başkanı nerede hangi otelde kaldı da 60 liralık otel faturası ödendi?
Sonra cidden böyle bir fatura varsa niye belediye ödedi?
Her ne kadar Çetin Arık isim vermiyorsa da muhtemelen kastedilen Sayın Şahin yok-yoksul mu ki 60 liralık faturayı belediyeye ödetsin?
O da esnaf!
Hem de belediyenin altında koca lokantası var!
Bunlara eyvallah edecek konumda değil…
Bir o değil ki CHP Milletvekili Çetin Arık’ın o gün TBMM kürsünden dile getirdiği bu iddiaların hiçbirine akıl erecek gibi değil ki!
Dedim ya tam bir kara mizah!
Yaz yaz bitmez!
İşin ilginç tarafı bu iddialara muhatap olanlar da sus-pus!
Çıkıp demiyorlar ki, “Eyy Çetin Arık! Sen bunları nereden çıkardın kardeşim? Aslı yok, astarı yok! Külliyen yalan bunlar!”
“Tık” yok!
Acaba söyleyecek sözleri mi yok?
Bakalım ne diyecekler merakla bekliyoruz…
Yoksa topyekün bu iddiaların altında kalırsınız!
**
KAYSERİ SİYASETİ’NİN
BİLGE KİŞİSİ MEHMET
KIZIKLI’NIN ARDINDAN…
1980’lerin ortasından 1990’lara kadar Kayseri siyasetinin duayenlerinden Mehmet Kızıklı vefat etmiş…
O tarihlerde sık sık rahmetli Kızıklı’nın kapısını çalarak, o dönemin hem ülke yönetiminde hem de yerel yönetimde iktidar olan ANAP ile ilgili görüş ve düşüncelerini alırdık…
Rahmetli Kızıklı’ya Süleyman Erciyes ile birlikte Camikebir’de ki manifaturacı dükkânına gidip de manşet bakımından boş döndüğümüz vaki değildi…
Kendisi de ANAP Merkez İlçe Başkanı olmasına rağmen dönemin İl Yönetimi ve Milletvekilleri ile Belediye Başkanı Hüsamettin Çetinbulut hakkında söylemediği sözler olmazdı!
Gazete de manşet sıkıntımız olduğu zaman manşetleri o verirdi!
ANAP’ın ekâbir kesimi için ağızlara sakız olan “bal tutanlar” lafının mucidi de oydu…
Kimse rahmetli Kızıklı ile tartışmaya girmeyi göze almaz, “Kızıklı söylüyorsa doğrudur!” der geçer gidelerdi…
Hüseyin Cömert ağabey güzel bir yazı kaleme almış! Birçok şeyi içerdiği için onu olduğu gibi sizlerle paylaşıyorum…
“MEHMET KIZIKLI (1940-2020) Vefat etmiştir. Hakkında daha önce yazdıklarımı tekraren paylaşırken Kendisine rahmet dilerim.
1940 Kayseri doğumludur. Dedeleri 150 yıl önce Kızık Köyü’nden göçerek Kayseri-Cami Kebir mahallesine gelip yerleşmişlerdir. Dedesinin Babası merhum Hacı Kasım Efendi Kayseri uleması arasında şöhret bulmuş ünlülerden olup İkinci meşrutiyet (1908) döneminde Milletvekili olarak İstanbul’da Kayseri’yi temsil etmiştir.
31 Mart ayaklanmasında kaldığı otelden caddeye inerek yobaz taifesine: ”yaptıklarının yanlış olduğunu” anlatan konuşma yapmış, adamlar tabi dinlememişler. Canı sıkılan Kasım Efendi otel arkadaşı Ahmet Hilmi Kalaç’a “Bunların hakkı kötektir” diyerek tepkisini belirttikten sonra milletvekilliğini bırakarak Kayseri’ye dönmüştür. Daha sonra Milli Mücadele Döneminde 1919 Mustafa Kemal’e Kayseri görüşmesinde destek vermişlerdir.
Sayın Mehmet Kızıklı dedesi gibi siyasete ilgi duymuş 1950 de Demokrat Parti, 1962 de Adalet Partisi’nde gençlik kolları başkanlığı, 1970 de Milli Selamet Partisi Kayseri Kurucu heyetinde bulunmuş.
Kendisini 1971’de Kayseri Türk Kültür Derneği’nde tanıdım, dostluğumuz o tarihten itibaren devam etmektedir. Daha sonra MHP safların da yer aldı. 1980 sonrası ANAP da merkez ilçe başkanlığında bulundu. Son yıllarda sanırım resmi olarak partilerde görev almadı. MHP’nin Kayseri’de halk arasında hüsnü kabul görmesinde, hele 1975 seçimlerinde oyunu iki kat artırarak (11.000’den 22.000’e) çıkartmasında, dayısı merhum Ahmet Topçuoğlu ve merhum Dr. Mustafa Mıhçı İle birlikte verdikleri maddi ve fikri desteğin yeri çok büyüktür. (Dündar Tanrıverdi, merhum Celal Toprak ve merhum Muzaffer Tok şahittir). Kayseri’nin 1950 sonrasındaki siyasi tarihini yazacaklar Kızıklı’yı dikkate almak zorundadırlar.
Kızıklı muktedir olduğu dönemlerde ve sonrasında devletten siyasi nüfuzunu kullanarak şahsına ait hiçbir kazanç sağlamamıştır, kazandığı da kaybettiği de hep kendi varlığıdır. Bu yönüyle örnek alınması gerekenlerin başında yer alır.
1980 sonrasında Anavatan Partisi’nde Merkez İlçe Başkanı olarak görev de bulunduğu dönemde (1988) Sayın Mehmet Yazar Devlet Bakanı olarak hükümette görevde bulunuyordu. Sayın Kızıklı verdiği beyanatlarla kendi Partisini eleştiriyor ve bu eleştirileri ulusal basında, gazetelerin ilk sahifelerinde yer alıyordu.
Yine böyle bir haber, “Mehmet Yazar Bakan olarak Kayseri’ye bir çivi çaktım desin kendimi saat kulesinin yanında ipe asacağım” diye Milliyet Gazetesi’nde çıkmıştı. Haberi okuyunca çok şaşırdık Mehmet Kızıklı’nın o güne kadar hiç kimseye rest çektiğini, meydan okuduğunu görmemiştik.
Eleştirileri karşısında sıkışan parti yöneticileri Genel Başkanları merhum Özal’a şikâyette bulunurlar ve partiden ihracı için disiplin kuruluna sevkine kara verirler. Merhum Özal Kızıklı’yı merak eder ve Ankara’ya davet ederler. Görüşmek üzere 15 dakikalık bir süre belirlenmiştir. Kızıklı makama girer Özal sorar;“Yahu Mehmet Bey bizim partimizin ilçe başkanı olmanıza rağmen bizi eleştiriyorsunuz bu nasıl oluyor?”
Kızıklı 1950’den itibaren siyasi hayatını anlatır ve der ki,“Ben siyaseti zevk için yaparım ve doğru bildiklerimi de söylerim, Kayseri’den buraya gelirken Anadolu turizmin arabası ile geldim şoförü beğenmedim, giderken Kent Turizm ile gideceğim siyaset benim için böyle bir şeydir beğenmediğim şirketin arabasından inerim!”
45 dakika süren görüşmenin uzamasından kuşkulanan merhum Mustafa Taşer ve Halil Özsoy, Kızıklı’yı dışarıda merakla beklerler ve bunca zaman ne görüştünüz diye sormalarına karşılık:
“Aslanım Sayın Başbakana durmadan yedirmişsiniz baklavayı- tatlıyı, tadı tuzu unutmuş, ben de çaman ekmeği yedirdim ki oh Mehmet Bey dünya varmış dediler” der.
Sonra Merhum Özal ekibine derki, “Bu adamla ne uğraşıyorsunuz, hiç kimseye eyvallahı olmayan bir insan! Siyaset benim için seyahat gibidir, gelirken Anadolu Turizm ile geldim şoförünü sevmedim ondan ineceğim Kent Turizme bineceğim siyaset benim için böyle bir şeydir diyor! Git desek hemen partiden ayrılacak, bu insanlarla uğraşmayın, bunlara ihtiyacımız var!”
Sayın Kızıklı etkin olduğu dönemlerde kendi yöntemleri ile partilerin oy durumunu çok iyi tespit eder ve sonuçta da pek yanılmazdı. İşte böyle bir seçim döneminde Doğru Yol Partisi’nden aday olan merhum Mustafa Derin çok iyi bir kampanya yürüterek seçimi kesin olarak kazanacağı düşüncesi ile Kızıklı’yı ziyaret eder:
“Mehmet abi durumu mu nasıl görüyorsunuz” diye sormalarına karşılık, “Mustafa’m siyaseten mi yoksa arkadaş olarak mı cevap vereyim?” der.
Derin, “ Olur mu arkadaş olarak abim olarak!” der.
Kızıklı’nın cevabı:
“Bak Mustafa senin otobüsünün lastiği hava kaçırıyor! Kayseri Terminali’nden dışarıya çıkamaz!”
Tabi Derin seçimi kaybetti.
Kızıklı’nın en büyük siyasi özelliklerinden biri de rakiplerine “kara çalmaz” kara propaganda da bulunmaz ama “GRİ” propagandayı çok iyi yaparlar ve etkili de olurdu.”


