İki yıl göz açıp kapayıncaya kadar geçti. “Sayılı günler tez geçer!” derler ya, onun gibi bir şey. Diyeceksiniz ki, “seyre daldık goncayı handanı bir ömür bitti”, iki yıl ne ki?
***
Aracımın muayenesi geldi. Develi’yi tercih ettim. Hisarcık’tan gidiş kolay olduğu için…
***
Tesislerde in cin top oynuyordu. Terk edilmiş kovboy kasabası gibi. Belli ki, kapılara kilit vurulmuş. Bir iki otel inşaatı devam ediyor. Ama dükkanların önü kalabalık. Millet alışveriş yapıyor, mola veriyor.
***
Erciyes’te “kâra çevrilecek kar!” kalmamış. Bu haliyle hiç de güzel değil Erciyes. Demek ki, Erciyes’i güzel gösteren karıymış. Neredeyse buzul da kalmamış. Birinci gözlemim bu. Diğerleri, kısa kısa şöyle:
***
İkincisi, Gölet’te neredeyse su kalmamış. Çok düşündürücü. Tekir Göleti, gelen teressübatlarla ekonomik ömrünü doldurmuş. Acaba Büyükşehir bunun farkında mı? Temizleyip aktif hacmi büyütülemez mi? Acaba, biriken çamur temizlenemez mi?
***
Tabii, bittiği günden beri su tutmayan, tesisler için de hayati önem taşıyan, Öküz ÇukuruGöletini ele almak istemez mi, Büyükşehir? Bildiğim kadarı ile DSİ 12. Bölge, burasını gündeminden çıkartmış. Memduh Başkan, bu Gölet’in, önemini kavrayana kadar, kabak tadı da verse, yazacağım bu konuyu.
***
Üçüncüsü, yollar çok güzel. Birinci sınıf… Hem Karayollarını ve hem de Büyükşehri kutlamak gerek.
***
Dördüncüsü, Tekir ve etekleri müthiş ağaçlandırılmış. Bir orman gibi… İyice gözüküyor. Ağaçlandırma da devam ediyor. Bu vesile ile şunu gördüm, “Tekir’de ağaç yetişmez!” batıl inancı yıkılmış. Yıllardır, böyle diye diye ağaç diktirtmediler.
***
Beşincisi, ağaçlandırma işlerini yoğun bir biçimde başlatan Melikgazi eski Kaymakamı Mehmet Güler’i saygı ile anıyorum. Hayattaysa sağlıklı günler diliyorum. Zaten bir bölümüme de “Mehmet Güler Hatıra Ormanı” adı verilmiş. Verenler de ahde vefa göstermiş.
***
Altıncısı, muayene istasyonunda rastladığım iki genç, Soysallı’dan gelmiş. Pınarları sordum. Eski cazibesini kaybettiğini, suların azaldığını söyledi. Yani, suları çekilen sadece Tekir pınarları değil, eteklerindekiler de alarm veriyor. Tehlike çanları çalıyor.
***
Yeraltı ve yerüstü sularının ne denli etkin ve verimli kullanılması gerektiğini bir kez daha hatırlatacağım Büyükşehir ve belediyelere.Özellikle Tekir’e yapılan otellerin ve tesislerin içme ve kullanma suyu sıkıntıya girecek. Belki de sıkıntı başladı bile.
***
Tabii, burada sorulması gereken soru şu: Su bağlamında, neye güvenilerek yapıldı bu tesisler? Basit bir hesap yapacağım, sadece oteller için. Tüm oteller bittiğinde beş bin yataktan söz ediliyor.
***
Ne hayaller kurmuştuk. Yirmi beşe yakın otel parseli bir çırpıda satılacak. Gölet kenarına “villalar” yapılacak. “Erciyes’in karı kâra çevrilecekti”. “Villalardan” eser yok. Otel sayısı ise onu bulmadı, aradan yıllar geçti. Neden acaba?
***
Baktık kış turizmi pek tat vermiyor, Etkin olarak bir, bir buçuk ay kullanılıyor, bu sefer, termal turizm devreye girdi, bildiğim kadarı ile de üç sondaj yapıldı, iki bin küsur metre derinliklerde. Peki, buna ne oldu? Bana kalırsa, bir de inanç turizmi denensin. Öyle ya, Erciyes, “Tanrıların dağı!” olarak geçiyor, tarihte.
***
Yatak başına günlük 200-250 litre su ihtiyacı göz önüne alınırsa, günlük tüketim “bir ila bir milyon iki yüz elli bin litre” demek. Bu su var mı? İnanıyorum, tesise karar verirken bu düşünülmedi, akla dahi gelmedi. Yok, düşünülmez olur mu? Tapu gibi “fizibilite raporu” var, deniyorsa, lütfetsinler bir görelim.
***
Yedincisi, muayene için 1.820 lira ödedim. Fazla geldi bana ama aynı testleri sanayide yaptırtsaydım, ne öderdim acaba? Az çok benim param vardı, ödemede zorlanmadım ya olmayan?
***
Ha bir de bununla kalınsa iyi, bir de egzoz ölçüm ve trafik sigortasıbedellerini de ilave edin. Bunlar zorunlu. Araç, başa bela olma noktasına doğru yol alıyor.
***
Gerçekten ciddi muayene yapıyorlar, en ince teferruata kadar kontrol ediyorlar. Bunun, trafik güvenliği açısından önemi elbette çok. Belli ki, muayene yapanlar işin ehli.
***
Sekizincisi, tam randevu saatinde muayeneye alıyorlar. Bu çok güzel. Fazla beklemiyorsunuz. Tıkır tıkır yürüyor işler.
***
Dokuzuncusu, epey piknik yapan ve kamp kuranlar var, Tekir’de.
***
Onuncusu, küçükbaş sürülerine rastlayamadım, yine Tekir’de. Oysa bu günlerde, sürülere rastlarsınız. Nereye gitti bunlar bilemiyorum. Aradan şunca zaman geçti. Şuana kadar başardığımız tek şey, “pınarları” yok etmek oldu, Tekir havzasında. Bölge habitatı ölüme terk edildi.
***
Ama epey bir arıcı var. Kovanlar iyice gözüküyor. Ekinler kaldırılmış, Tekir’den Develi girişine kadar dağlar taşlar kabak ekilmiş. Belli ki, kıraç kabağı, çekirdeği için yetiştiriliyor.
***
Nihayet, Develi’ye yaklaşırken, özellikle sağ tarafta güzel evler yapılmış. Adeta çiftlik evleri gibi.
