KADİR DAYIOĞLU


AMELLER NİYETE GÖRE! 

Eminim şunu da diyeceksiniz: “Aya dört şeritli otoyol yapacağız desek inananlar!” var tespitinin özneleri neden buna da inanmasın ki? Biliyorsunuz bunu da “Damat Bey” söylemişti.


Bir “şeyin” nasıl görüldüğü, bakılan yere bağlı... Buna, “Ameller niyete göre!” de diyebiliriz… Peygamber-i ekber; öyle buyurmuş; “İnnemelâmalübiniyat!” 

***

Bir bardağa, “yarısı boş!”demek de mümkün, “yarısı dolu!” demek de... Yemeye karar verdiyseniz kuzunun, su içtiğin yer önemli değildir... Alt tarafınızda su içen kuzuya da, “Suyumu bulandırdın, seni yiyeceğim!” diyebilirsiniz, olur biter... 

***

“Sap ile samanı” birbirine karıştırmak isteyenler için “türlü çeşitli” yol bulunur... Bir olayı nasıl görmek istiyorsanız öyle görürüsünüz, dedik... Sözgelimi, kendisini ördek olarak görmek isteyene, “hava bulutlu!” demeniz yeterli... Bulut ile ördek arasında ki ilişkiyi, Aristo Mantığı ile kolay kurabilirsiniz! 

Nasıl mı?  

***

Bakınız nasıl: Havanın bulutlu olması yağmura önemli bir delildir... Yağmur yağınca yerde suyun birikeceği ve bir müddet sonra gölcüklerin oluşacağı da hepimizin bilgisi tahtında... Gölcükler oluşunca burada ördeklerin yüzeceği de...

 ***

Bu nedenle; yanılıp da, “hava bulutlu!” dediğiniz anda kendisini “ördek” zannedenlerin “vay bana ördek dedin!” hitabına maruz kalmanız ve arkasından da tokadı yemeniz, ihtimal dahilindedir...

***

Siz siz olun ve “hava bulutlu mulutlu” gibi tehlikeli sözleri söylemeye kalkmayın... Nenize, gerek!..  

Bunu bilen büyüklerimiz: Yapma, karışma!”, “görmedim, duymadım, bilmiyorum”, “neme gerek!”, “gelen ağam giden paşam!”, “köprüyü geçene kadar ayıya dayı diyeceksin!”, “etek öpmekle ağız pislenmez!”, “it ile dalaşmaktansa, çalıyı dolaşmak daha iyidir!” türünden veciz sözler söylemişler... 

***

Mesela; “iki kere iki kaç eder!” diye sual olunduğunda, sakın ola ki, hemen, “dört eder” demeyin… “Alırken mi satarken mi?” diye soru ile yanıt verin… Bu sayede hem zaman kazanmış ve hem de muhatabınızın gerçek niyetini öğrenmiş olursunuz... 

***

Rivayet olunur… Rusya’da “İstatistik Kurumu”na başkan arıyorlar… Sınavın birinde taliplilere sormuşlar:“İki kere iki kaç eder?” Her kes, “dört” demiş. Ama birisi istisna; “Siz ne isterseniz o olur efendim!”. Ne mi olmuş? Bunu başkan yapmışlar.

***

Düz mantık da denilen Aristo Mantığı’nın günümüzde ki en büyük temsilcisi “AK Partililer”... Allah! Başımızdan eksik etmesin, bunları... Sayelerinde her şeye sahip olmuşuz. Demokrasi ve özgürlükler de bunların döneminde pik yapmışız. Öyle ya bu ülkede yargı bağımsız, piyasa kendi kuralları içerisinde işliyor; üniversiteler özgür ve özerk. Düşünceyi ifade özgürlüğü had safhada…

***

Bir de öğrendik ki; bunlardan önce bir şey yokmuş bu ülkede… Mesela, buzdolabı… Mesela elektrik. Bunlardan önce mum vardı, mum… Tabii, buna inanlar şunu soramıyor: Anladık arkadaş; “Bir şey yoktu da 60 küsur milyar dolarlık özelleştirme neyin nesiydi?” Mesela, “Sultan Hamid”’ten kalan varlıklar mıydı, satılan/kiraya verilenler?

***

Eminim şunu da diyeceksiniz: “Aya dört şeritli otoyol yapacağız desek inananlar!” var tespitinin özneleri neden buna da inanmasın ki? Biliyorsunuz bunu da “Damat Bey” söylemişti.

***

Yine tabi, yukarıdan mülhem yerel büyüklerimizde benzeri şeyler söylüyor. “Kayseri’de bunlardan önce bir şey yoktu!” Bir istisna; “sağ ve sol mafya!” Mafyadanda Kayseri’yi bunlar kurtardı. Mafyanın olduğunu bilenler herhalde isimlerini de biliyordur. Amma lakin bir türlü açıklamadılar bunların kim olduğunu. Mesela, bu eşhas şu anda ne yapıyor Kayseri’de mi? Yoksa, “sizlere ömür mü?”

***

Hatırlanır mı bilmem… Rahmetli Özal, Süleyman Bey için, “o benim arkadaşım!” falan demişti de kıyamet kopartmıştı Babamız… Yanıtı;  “Nereden arkadaşım oluyor, o benim maiyetimde çalışmış bir bürokrattı!”… Vakta ki Özal ölüp, Çankaya boşalınca, Baba’nın, kırk yıllık arkadaşı olmuştu; “Değerli bir arkadaşımı kaybetmenin üzüntüsü içerisindeyim!” falan demişti...

***

Şimdi de öyle… Davutoğlu ve Babacan’ı siyaset sahnesine çıkartan… Onlar “birer” hiçken, Bakan yapan Tayyip Bey? Yani bunlar, Sayın Erdoğan’ın  maiyetinde çalışan birer kişiydi. Bakalım, bundan sonra ne diyecek? Mesela; “Kardeşim Esat!”, “Katil Esed!” olmuştu… Şimdiki Suriye açılımında acaba “Katil Esed, kardeşim Esat”’a dönecek mi?

***

Yine biliyor musunuz? Sayın Erdoğan;"Biden daha önce sizi kızdıracak sözler söyledi. Şimdi ise arkadaş gibisiniz. Ne değişti?" sorusuna;"Siyasette dün dündür, bugün bugündür. Siyasette 24 saatte çok şey değişebilir" (Basından) şeklinde yanıt verdi.

***

Politikanın gereği bu ise; “Katil Esed neden kardeşim Esat olmasın ki?”

***

Dedim ya; Bir olay baktığın yere bağlı; bir olayı nasıl görmek istiyorsan öyle görürsün… Bir örnek verecek olursak: bir dik silindire tepeden bakarsanız daire, yandan bakarsanız dik dörtgen görürsünüz. Ama doğada da bir gerçek var: “Aynı suda iki kez yıkanılamaz!” Bakalım, bu 180 derece dönüşlere muhterem ahali nasıl tepki verecek. Göreceğiz.