On yedi yıl önce kaleme aldığım “Alaçayır” ile ilgili yazımı şöyle noktalamıştım: “Sayın Başkanım Özhaseki, hiç gecikmeden, böyle bir geziye ne dersiniz? Hem önümüzde düşünme, planlama yapabilmek için uzun bir kış var…”
Öyle ya o günden bugüne Özhaseki ve Çelik Başkan geldi-geçti… Şimdi, Büyükkılıç Başkanım görevi devraldı… Tabii, bu sürede on sekiz de kış geçti. Davetimize de icabet etmediler. Eeee… O yıllarda hemhal oldukları insanlar farklıydı. Onlarla, “aynı menzile farklı yollardan gidiyorlardı!”. Bizi “nitsinler”!..Netice, sıfıra sıfır elde var sıfır… Tekir habitatının yok olma süreci devam ediyor.
Yazım şöyleydi…
Alaçayır, Kıranardı’nın önemli yaylalarında… Her yaz, bu yöreleri gezerim… Bu, âdeta bende tutku oldu… Burası, neredeyse, Öküz Çukur’undan başlar, Kıranardı’na kadar iner… 1980 öncesi bu yörede bir aya yakın “ot” hasat edilirmiş… Şimdi ise, ölüme terk edilmiş, bozkıra dönmüş, yöre hayvancılığı neredeyse ölmüş… Bunu, bir gezimde, Kıranardlı yaşlı bir amca söylemişti…
“Neden 1980 öncesi?” Dediğim dediğimde, ilginç olduğu kadar da düşündürücü bir yanıt almıştım… Efendim 12 Eylül 1980 ara döneminde, ismi lazım değil, vekil belde belediye başkanının da gayretiyle! Bu yörenin pınarlarından toplanan su, Komando Tuğayı’na götürülmüş… Vekil reis [Merhum Vergi Dairesi Müdürü Ahmet Duru ismini verdiler o zaman] resmi yazıda ne demiş biliyor musunuz? Yaklaşık şöyle; “Bu sulara kasabamızın ihtiyacı yoktur, arz ederim!” Sonuçta, bu pınarların beslediği doğal hayat yok olmuş, gitmiş…
Şimdi ise 2004 yılındayız… Aldığımız duyumlara göre Tuğay’ın su ihtiyacı daha farklı bir biçimde, daha kapasiteli kaynaklardan karşılanmaya başlamış… İhtiyaçları kalmamış… Doğal hayatı besleyen pınarların sularını, bir rivayete göre şimdi Talas kullanıyormuş… Bu suları, Talas’ın dişinin kovuğuna yeter mi? Bilmem…
Bilindiği gibi Kayseri’de yeni bir dönem başladı… Büyükşehir sınırları genişledi… Bu yaylalar da, bu su havzaları da Büyükşehir’e dahil oldu… Dolayısıyla bu konuya özellikle KASKİ’nin dikkatini çekmek isterim…
Tekir Göleti, Müşker Suları, Öküz Çukuru, Çaylak Çukuru, Alaçayır’dakiler de dahil bu yörenin pınarları, [Bağlar da dahil] özellikle Hisarcık ve Kıranardı’nın “can suları”dır… Bu sular bu beldelere hayat veriri… Bu suları farklı amaçlar için kullandığınız taktirde, bu iki güzide beldemizde - ki ben de dahilim- yaşayan insanları ölüme terk edersiniz…
Şimdi dönüyorum sevgili Başkanımız Mehmet Özhaseki’ye… Sayın Başkanım; görev alanınız neredeyse, [İlk aşamada] on kat arttı… Yoğun bir planlama içerisine girdiniz… Bu bağlamda bu yörenin içme, kullanma sularının ve yine bu yörede bulunan doğal su kaynaklarının, DSİ ile birlikte KASKİ’in görev ve ilgi alanında olduğunu biliyoruz…
Öküz Çukuru’na yapılacak gölet için DSİ’ce yapılan zemin etüt çalışmalarının iyi sonuç verdiği ve bu çalışmaların tamamlanmak üzere olduğunu da istihbar ettik… Umarım, önümüzde ki yıl için, bu Gölet’in yapımı “Programa” alınır/aldırılır… [Biliyorsunuz, bu gölet bittiği günden beri su tutmuyor].
Sayın Başkanım,
Belki; “Ya hu!.. Bu isimler, bu yöreler bana çok yabancı, bu Kadir Dayıoğlu da nelerden, nerelerden bahsediyor!” diyebilirsiniz… Buraları, bu yöreleri bilemeyebilirsiniz… Çok da doğal karşılarım… Tabi, arzu ederseniz ya da tensip buyurursanız; DSİ, KASKİ yetkililerini, Hisarcık ve Kıranardı Belediye Başkanlarını yanınıza alıp, şöyle bir bu yörelerde bir dolaşmanızda yarar var olduğu düşüncesindeyim. Yetkililer mahallinde size bir sunum yapsınlar… Şayet arzu ederseniz, “Pınarlara, parklara, bahçelere özgürlük” sloganını şiar edinen bu fakir de bu sunuma katılmak ister…
Bu gezi ya da sunum belki de, yapılacak planlama çalışmaları için bir ilk adım olur… Ve bu ilk adıma, tanıklık yapmaktan da mutluluk duyarım… Sayın Başkanım, hiç gecikmeden, böyle bir geziye ne dersiniz? Hem önümüzde düşünme, planlama yapabilmek için uzun bir kış var…


