KADİR DAYIOĞLU


AKILLI VE APTAL!..

Bu aynı zamanda, refahın da anahtarı. Unutmayalım, demokratik standartları yüksek ülkeler, refahın zirve yaptığı ülkelerdir.


Kendisini akıllı, çevresindekileri aptal gören insanlardan geçilmiyor. Hem de mebzul miktarda… Bazen, kendimden şüphe ediyorum. Acaba, sanıldığım kadar aptal mıyım?

***

Ege Cansen ustamızın, Hürriyet Gazetesi’nde çıkan bir yazısını, arşiv tararken buldum. (29 Mart 1997). Yazının başlığı; “Amma Gerzek Var Yahu!”Bazı bölümlerini aktarmak istiyorum. Günümüze uysa da uymasa da...

***

Üstat; “Acaba kendini akıllı ve bilgili sanan ben, yazılarımı okuyanlara ve konuşmamı dinleyenlere, aptal intibaı mı bırakıyorum?”, der. 

***

“Neden olmasın.

***

İçine düştüğümüz çelişkiden kurtulmamız gerekir. Kendimizi pek akıllı, karşımızdakini aptal görerek ve bunun böyle olduğuna samimiyetle inanarak, demokrat olamayız. Kişilerin demokrat olmadığı bir toplumda da demokrasi olmaz. Olsa olsa zorbalık rejimi olur.

***

Böyle bir rejimde, sopa kimin elinde olacak, yarışması vardır. Sopa kapma yarışması, demokrasi mücadelesi değildir. İkisini birbirine karıştırmamak gerekir.

***

Sopa kapma yarışmasının sertleşmesi kaçınılmazdır. Çünkü sopa birinin elinde ise, mutlaka birilerinin kıçına inecektir. Herkes de, kıçına sopa yememek için gayret gösterecektir.

***

Tam bu noktada bir şeye açıklık getirmek gerekir: Demokrasi, akıllıların işbaşında olduğu bir yönetim değildir. Bu nedenle, kendimiz gibi çok çok akıllı (!) insanların dediğinin olması şart değildir. Tam tersine demokrasi, ortalama insanların yönetime hakim oldukları bir İdare tarzıdır.

***

Bu işleyiş demokrasileri, yavaş işleyen, büyük atılımlara imkan vermeyen bir yönetim haline getirmiştir. Ancak demokrasilerin bilinen bu dezavantajına karşılık, çok önemli bir avantajı vardır: Demokratik ülkelerde çok büyük hatalar bu yüzden yapılmaz.

***

 Neden?

***

Çünkü, yönetimde bulunanların yetkileri kısıtlıdır. Karşısında onların icraatlarını denetleyen kuvvetler mevcuttur.

***

Bu kuvvetler bazan hayırlı işlere engel olabilirler ama esas işlevleri, toplumda ve ülkede yaşamsal derecede hasar yaratabilecek büyük günahların işlenmesine engel olmaktır. Bunu da hiç yabana atmamak gerekir.” Diyor ve yazının başına dönüyor:“Hep karşı tarafı aptal, geri zekalı, bilgisiz, art niyetli görüyoruz. Kendimizi de pek akıllı... İşin kötüsü ben de öyle görüyorum.

***

Sonra bakıyorum, kendilerini çok akıllı, başkalarını gerzek görenler, bana hiç akıllı gözükmüyor. Hatta bir kısmının aptal olduğu hükmüne varıyorum. O zaman dehşete düşüyorum.”

***

Cansen, her zaman olduğu gibi yazısını şu son sözle noktalıyor:

“Sopa yemek istemeyen, sopa atmayı düşünmemelidir.”

***

Doğru söze ne denir?, diyelim ve özet babında bir ekleme yapalım: Üstadımızın dediği gibi, demokrasi, şimdiye kadar uygulanan rejimlerin en iyisi. Henüz, daha iyisi tanımlanamadı. Nedeni ise şu? Demokrasilerde, kamu çarkı, “denge ve denetim” nedeniyle yavaş döner. Ama geriye dönüşü olmayan çok az hata yapılır. 

***

Başındaki sıfat ister liberal, ister sosyal olsun demokrasilerin temelinde bireysel hak ve özgürlükler var. Çoğulcu, saydam, hesap verebilir, katılımcıdır. İnsanlar, saygı içerisinde özgürce yaşar. Yani, kimseyi sevmek zorunda değilsiniz ama saygı duymak zorundasınız.

***

Bu aynı zamanda, refahın da anahtarı. Unutmayalım, demokratik standartları yüksek ülkeler, refahın zirve yaptığı ülkelerdir.