KADİR DAYIOĞLU


AHIRA ÇEVRİLEN CAMİLER (3)

Peki, AK Parti döneminde yıkılan Cıncıklı Camii, Fatih Camii, Eski Terminal Camii, Kalemkırdı; Yamula baraj gölü altında kalan; “Çevril, Hırka, Kuşçu, Taşhan camilerine ne diyeceğiz?


İsterseniz konuya Kayseri bağlamında girelim. 1900’lerin başında Kayseri’de “ecdat yadigârı” eserlerin durumu neymiş bir görelim. Vereceğimiz örnekler Selçuklu dönemine ait. Kaynak da Halil Edhem’in   (Eldem) 1918 yılında kaleme aldığı; “Kayseri Şehri”. Yayına tarihçi Prof. Dr. Kemal Göde hazırlamış ve Kayseri Büyükşehir Belediyesi yayınları arasından çıkmış (2011). Başkan da Mehmet Özhaseki. Umulur ki Başkan, yayınladıkları kitabı okumuştur.

***

Hoca Hasan Medresesi: “…Bu medrese harap bir durumda olduğu gibi, aynı vâkıfın eseri olan imâret ve han da haraptır. Yalnız aynı vâkıfın câmii bir dereceye kadar sağlam durumdadır. Senelerce önce medresensin önüne bir ev yapılarak, güneye bakan kapısı kapatılmış ve bu evin sahibi kitabesini de indirerek evinin bir köşesine koymuştur.” (s.29)

***

Gıyâsiye ve şifâhiye Medreseleri: “…Yenice Hacı İkiz Mahallesinde bulunan bu bina, uğradığı her türlü yıkıp bozmalara rağmen, giriş bölümünün bir koruyabilmiş olup, bundan adı geçen binanın çok güzel olduğu anlaşılmaktadır.” (s.43). Göde’nin notu: “Halil Edhem’in gördüğü yıllarda yıkık olan medrese, aslına uygun bir şekilde Vakıflarca onarılmıştır. (s.43)

***

Huand Câmii: “…Birinci bölüm namaz kılınan iç kısım olup, ortası önce açık iken, sonradan, binanın yapı usulüne aykırı olarak bir kubbe ile örtülmüş ve cümle kapısına direkli ve çirkin kule gibi bir şey oturtulmuştur. Kapının sağ tarafında görülen minare de sonradan yapılmıştır.” (s. 58-59)

***

Çifte Kümbedler: “…Türbenin içi tamamen yıkıktır. Bir zamanlar bu kümbedin karşısında başka bir kümbed daha bulunduğundan ‘Çifte Kümbedler’ adı verilmiştir.” (s.70)

***

Hacı Kılıç Camii Medresesi: “…Medrese bölümünün yanında Güherçile Fabrikası bulunup 1322 (1906) yılında, burası fabrikanın odun kömür deposu olarak kullanılmaktadır.” (s.71-72)

***

Sahabiye Medresesi: “…Taçkapının yukarı bölümü bütünüyle yıkılmış ve yalnız medresenin yapılış tarihi ait kitabeyi içine alan mermer levha kalmıştır. Bu çok güzel girişin önüne bir takım adi duvarlar ve evler yapılarak, manzarası böylece bozulmuştur. Binanın içi de yıkıktır.” (s.76). Göde’nin notu: Bugün sözü edilen duvar ve evlerden eser yoktur; Bugün Cumhuriyet Meydanı’na ve odaları işyeri olarak kullanılan medrese, aslına uygun olarak onarılmıştır. (s.76)

***

Şâh Cihan Hâtun Türbesi: “…Anılan aslanların kafaları bilerek kırılmasına bakılırsa, kapının sağ tarafındaki yüzünün ortalarına doğru, bir büyük hurma yaprağına benzeyen bir nakış, bunun altında bozulmuş iki kuş… görülür… Bir eşi daha olmayan bu değerli âbidenin iyi korunmasına ne yazık ki, hiç özen gösterilmemiştir.” (s.81)

***

Sırçalı Kümbed: “…Türbenin yukarısında, önce bir koni bulunduğuna şüphe yoktur. Fakat bu yıkılmış olup, şimdi yalnız içindeki kubbenin harçlı taş duvarı gözükür. Sırçalı kümbed denmesinin nedenini anlayamadık. Sırça’dan amaç çini olduğundan, belki eskiden türbenin içi çinilerle işlenmiştir. Fakat, şimdi bundan iz kalmadığı gibi, Türbenin içi de yıkık durumdadır. (s.82). Göde’nin notu: Adı geçen kümbed, bugün Endüstri Meslek Lisesi [Erkek Sanat Enstitüsü] bahçesinde aslına uygun bir biçimde onarılmış. (s.82)

***

Köşk Medrese: “…Bu tonosların ortasında oturmaya ait odalar olabilir. Fakat bugün bundan hiç iz kalmamıştır.” (s.85). “…Türbenin gerek içi ve gerekse kapısı yıkılmıştır. Bazı yerler yukarıdan aşağıya çatlamıştır.” (s. 86)

***

Emîr Ali Türbesi: “…Güneye bakan türbesi yıkılmıştır.” (s.90)

***

“…Yukarıda sayılan binalardan başka, Kayseri’de Osmanlı devrine ait, önemli eserler de vardır ki, bunlar ayrıca incelenmelidir. Çeşitli devirlere, ait olmak üzere, kısmen büsbütün terk edilmiş ve yıkılmış ve kısmen yıkılmaya yüz tutmuş, fakat onarılabilir birçok kümbedler de görülmektedir. Bu cümleden olarak; Fevzizâde Kümbedi, Dede Kümbed, Kırmızı Kümbed, Şeyh Camii Kümbedi, Beşparmak Kümbedi ve bunun gibi binalar, bunların arasında olup bazısında kitabeler de vardır.” (s.102). Göde’nin notu: Bugüne kadar ayakta kalan kümbedlerin hemen hemen hepsi asıllarına uygun bir biçimde onarılmıştır.” (s.102)

***

Kayseri ile ilgili son bir örnek de “Kayseri Sancağı 1922” (Dr. Hıfzı Nuri Bey, yayına hazırlayan Zübeyir Kars. Kayseri 1995) isimli kitaptan: “Kürtler, Yeni Daire, Küçük Huvand, Büyük Huvand, İmam Sultan, Eski Saray, Yeni Saray, Serçeoğlu, Sahabiye, Gözübüyük Kozanoğlu, Akçakoyunlu, Hacı Tatlı, Yağmuroğlu, Hace Hüseyin, Hacıkılıç, Şifaiye diğer adı [Gıyasiye, Çifteler] Nuriye, Kazgancılar [Hatuniye, Şamiye]  Kocabey, Dört Durak, Boğazlıyanlı, Kümbet, Gülük adında 25 medrese ise de terk edilmiş ve viran bir haldedir.” (s.29)

***

Peki, AK Parti döneminde yıkılan Cıncıklı Camii, Fatih Camii, Eski Terminal Camii, Kalemkırdı; Yamula baraj gölü altında kalan; “Çevril, Hırka, Kuşçu, Taşhan camilerine ne diyeceğiz? Bir de su altında kalmayıp, köyler boşaltılınca kullanılmayan camilerin akıbeti ne olacak? Son bilgileri Kültür ve Turizm eski müdürümüz Şükrü Efe’den aldım. Bunlar için gerekçeler makul ve mantıklı da, “tek parti” dönemi için bu, neden kabullenilmez ki? Yoksa rövanş mı alınmak ya da o dönemin parantezi kapatılmak mı isteniyor?