MUSTAFA CENGİZ


ABD/İSRAİL’İN İRAN SALDIRISI BİZE NEYİ GÖSTERDİ?

Peki Türkiye bu işten ne ders çıkartmalı? İçimizdeki ayrılıkçı terör gruplarının, ister ismine terörsüz Türkiye de deseniz, siz ne yaparsanız yapın, fırsat doğduğunda düşman tarafında yer aldığı ve hatta ve hatta adamların İsrail bayrağı ile şov yaptıklarını gözlerimizle gördük mü? Ümmet adı altındaki Ortadoğu devletlerine güven duyulamayacağının bir kez daha teyit edilerek, herkesin herkesi anında sattığı teyit edildi mi? Birlik ve beraberlik için Millî değerlerin gençlere öğretilmesinin şart olduğunu ve şu anda gidilen yolun yanlış bir yol olduğunu, Mustafa Kemal Atatürk’ün çizdiği sınırlar ve yaptığı anlaşmalar ve tarihi uyarıları ile Türkiye’nin acilen “Fabrika Ayarları”na dönmesinin mazeretsiz tek gerçek olduğunu… Ve…. Türkiye’nin bir savaşa girmesi halinde bazı dindar geçinenler başta olmak üzere bazı kesimlere asla ve asla güvenilemeyeceğini bir kez daha görmüş olduk. Neymiş efendim. Türkün Türk’ten başka dostu yokmuş!...


Buyurun size 10 puanlık bir uzman sorusu:

ABD/İsrail’in İran saldırısı bize neyi gösterdi?

Sanırım herkesin kendine göre bir fikri vardır.

Bu konuya dair bu köşede önemli isimlerin ciddi bakış açıları ile gelinen noktayı ta ilk günden bu yana vermeye gayret ediyorum.

Zira bu konu sadece Orta Doğu’nun değil hem Türkiye’nin hem de tüm Dünya’nın en büyük sorunu durumunda.

Öyle ya da böyle iş uzarsa yangının Türkiye’ye de sıçrama ihtimali bir hayli kuvvetli zira. 

O nedenle havanda su döğmek yerine gerçekten neden-sonuç ilişkilerini ve ortaya çıkan tablo içinde gerçeklere dayanan tahlilleri ortaya koymak ve ciddi ciddi bu konuyu analiz etmek durumundayız.

Hazır mısınız?

Başlıyoruz. 

MÜSLÜMAN ÜLKELER 

NEDEN BU HALDELER? 

Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Hüseyin Baş, önce soruyor.

Müslüman ülkeler neden bu halde? 

Ne zaman dünyanın kader değişecek? 

Yöneticiler düzeldiği gün halkların kaderi değişecek…

Devamın da ise yine kendisi cevaplandırıyor; 

Haydut düzen İran'a saldırıyor.

Ne uluslararası hukuk, ne insanlık ne de başkaca herhangi bir değer umurlarında değil.

Anladıkları tek dil güç.

Ve İran bunu yaptı.

Her ne kadar ağır kayıplar verse de İran, ilk olarak füze gücüyle İsrail–ABD haydutluğuna karşı anladıkları dilden cevap verdi.

İsrail'in Demir Kubbesi kevgire döndü, ABD'nin savaş gemileri ve uçakları bir bir vuruldu.

BEKLEMEDİKLERİ 

BİR TOKAT YEDİLER

Gazze'de, Lübnan'da, Suriye'de, Irak'ta katliamlar yapan kibir abidesi caniler, beklemedikleri bir tokat yedi.

Bu haydut ikiliye atılan bir diğer tokat ve belki de füzelerden daha ağırı, petrol ticaretinin dolar yerine millî paralarla yapılması oldu.

Zaten bu savaşın başlıca başlatılma nedeni buydu.

DOLAR YOKSA,

ABD’DE YOK!

Tıpkı Venezuela gibi İran da petrol ticaretini ABD doları yerine millî paralarla yapma kararı alınca sömürgeci zihniyetin tahtı sallandı.

İran'ın Hürmüz Boğazı'ndan geçiş şartını dolar yerine yuan ile ödeme şartına bağlaması, Tel Aviv'i yerle bir eden füzelerden daha etkili oldu.

Çünkü İran bunu yaparak ABD'yi can damarından yakalamış oldu.

Çünkü dolar yoksa ABD de yok!

Bu, ABD'nin 2. Dünya Savaşı'ndan bu yana sürdürdüğü, kâğıdı boyayıp dolar adıyla dünyayı sömürme sisteminin de sonu demek; tarihi bir kırılma demek.

Bu tarihi kırılmanın mimarı, fikir babası ise ebedî liderimiz Prof. Dr. Haydar Baş…

Haydar Baş, Millî Paralarla Ticaret projesini ilk kez 2005 yılında Millî Ekonomi Modeli ile dünyaya ilan eden isimdir.

BRICS'e yön veren bu proje, son olarak 7-8 Şubat'ta Viyana'da gerçekleştirdiğimiz 11. Uluslararası Millî Ekonomi Modeli Kongresi'nde de 21 ülkeden gelen 50'den fazla akademisyen tarafından konuşulmuştur.

Prof. Baş, 2013 yılında Rusya Parlamentosu Duma'da yaptığı konuşmada kapitalizmi sessiz bir devrimle tarihe gömdüklerini söylemişti.

Şimdi o devrim artık sessiz değil; artık kapitalizm ve efendilerinin, Millî Ekonomi Modeli ile gümbür gümbür tarihe gömüldüğüne şahit oluyoruz.

SAVAŞ SUÇU İŞLİYORLAR...

Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Hüseyin Baş, devam ediyor ve ekliyor;

ABD/İsrail İran’a karşı savaş suçu işliyor. 

Bugünden itibaren daha büyük savaş suçları işleyecekler. 

Netenyahu’nun gece gece ağlamasının da muhtemel sebebi bu.

Bir sonraki aşamada İran’ın İslami merkezlere saldırdığını iddia edecek ve mezhep çatışmasını alevlendirmek isteyecekler. 

İnanıyorum ki bu oyuna gelmeyeceğiz.

Netenyahu’yu bilmem ama Trump gidici. 

Bu yıl sonunu göreceğini düşünmüyorum, görevden el çekecek gibi duruyor.

**

ÇOK FARKLI BİR 

BAKIŞ AÇISI DAHA…

Evet, Baş’ın bakış açısı ile durum bu şekilde.

Konu son derece önemli.

Bu nedenle bu konuya dair herkesin değerlendirmeleri de hali ile farklılıklar arz ediyor. 

ABD ve İsrail şakşakçılarının süngüsü düşmüş durumda.

İran sanırım herkese tarihi bir ders verdi Rusya-Çin-Kore’nin de desteği ile. 

Peki bu konuya dair Kutlu Parti genel başkanı Yusuf Halaçoğlu’nun bakış açısı ne?

Sebep-sonuç ilişkisindeki tespitleri neler Dünya düzenine dair?

BU SAVAŞ BİZE ŞU GÖSTERDİ: 

Diyor ki Kutlu Parti genel başkanı Yusuf Halaçoğlu “Son ABD/İsrail ile İran savaşı gösterdi ki” diyerek başlıyor sözlerine ve 12 maddeden oluşan bir tespitler zinciri ile olayın gerçek boyutlarını sebep-sonuç ilişkisini ortaya koyuyor. 

1- İslâm devletleri birleşemez

2- Kendi kendine yeten savunma sanayiiniz olmazsa, kimse size çıkarı olmadan destek vermez

3- Müslümanız diyenlerin gerçek Müslüman olmadıkları ve siyonizm savunucusu oldukları

4- Ortaçağdan kalma mezhepler arası düşmanlığın devam ettiği ve Müslümanların akıllanmadığı

5- Türkiye’nin bir savaşa girmesi halinde bazı dindar geçinenler başta olmak üzere bazı kesimlere güvenilemeyeceği

6- İçinizdeki ayrılıkçı terör gruplarının, ister ismine terörsüz Türkiye de deseniz, siz ne yaparsanız yapın, fırsat doğduğunda düşman tarafında yer alacağı

7- Ümmet adı altındaki Ortadoğu devletlerine güven duyulamayacağı

8- Birlik ve beraberlik için Millî değerlerin gençlere öğretilmesinin şart olduğu 

9- Liyakatli insanların yönetiminde ancak düşmana karşı başarı kazanılabileceği

10- Dua ile düşmanla baş edilemeyeceği

11- Ülkemizde İsrail sevicilerin sanıldığından fazla olduğu 

12- Aynı Allah’a, aynı Peygambere, aynı kitaba inanan Şiileri, milyonlarca müslümanı katleden, soykırım yapan siyonistlerden ve Epstein canavarlarından daha kötü gören sözde dindarlar gördük.

Aslında biz bu maddelerdeki durumları, Millî Mücadeleyi verirken de görmüştük. 

Belli ki yüz yıl geçmiş olmasına rağmen, geçmişten ders almamışız. 

Ders almadığımız ve bu konuda yeterli eğitimi vermediğimiz için maalesef tarih tekerrür ediyor.

NE KADAR ACI DEĞİL Mİ?!...

Durum ortada.

Sözüm ona hepsi de aynı dine iman edenlerin menfaatleri bağlamındaki bölünmüşlükleri ve acziyetleri ortada.

Güneş balçıkla sıvanmıyor.

Bir insanlık dışı saldırı daha bir kez daha gösterdi ki; 

Sözde dindarlar ile birlikte ülkemizde İsrail sevicilerin sanıldığından fazla olduğunu, Müslümanız diyenlerin siyonizm savunucusu olduklarını ve foyalarının meydana çıktığını en acısı da İslâm devletlerinin birleşme ihtimalinin ne kadar uzak olduğunu kavradık.

TÜRKİYE BU İŞTEN NE 

DERSLER ÇIKARTMALI?

Peki Türkiye bu işten ne ders çıkartmalı?

İçimizdeki ayrılıkçı terör gruplarının, ister ismine terörsüz Türkiye de deseniz, siz ne yaparsanız yapın, fırsat doğduğunda düşman tarafında yer aldığı ve hatta ve hatta adamların İsrail bayrağı ile şov yaptıklarını gözlerimizle gördük mü?

Ümmet adı altındaki Ortadoğu devletlerine güven duyulamayacağının bir kez daha teyit edilerek, herkesin herkesi anında sattığı teyit edildi mi?

Birlik ve beraberlik için Millî değerlerin gençlere öğretilmesinin şart olduğunu ve şu anda gidilen yolun yanlış bir yol olduğunu, Mustafa Kemal Atatürk’ün çizdiği sınırlar ve yaptığı anlaşmalar ve tarihi uyarılar ile Türkiye’nin acilen “Fabrika Ayarları”na dönmesinin mazeretsiz tek gerçek olduğunu…

Ve….

Türkiye’nin bir savaşa girmesi halinde bazı dindar geçinenler başta olmak üzere bazı kesimlere asla ve asla güvenilemeyeceğini bir kez daha görmüş olduk.

Neymiş efendim.

Türkün Türk’ten başka dostu yokmuş!...