KADİR DAYIOĞLU


ABD/İSRAİL-İRAN SAVAŞI

Şimdilik savaş, “kaleden kaleye şahin”, pardon “füze” uçurmakla geçiyor.


ABD/İsrail-İran savaşı devam ediyor. Sizlere, harita önüne çıkıp, elime sopayı alıp, bir İran/ABD/İsrail ve savaş uzmanı gibi olayları anlatacak değilim. Bildiklerimi, gördüklerimi, duyduklarımı aktaracağım.

**

Şimdilik savaş, “kaleden kaleye şahin”, pardon “füze” uçurmakla geçiyor. “Kurşun hedef dinlemez!” misali, füzeler bazan hedefi şaşırıyor, masum insanların bulunduğu yerlere de vuruyor. Sonuç, “Pirus Zafer” olur mu? Bilemem…

**

Bundan istifade, İsrail, Lübnan’a kara harekatını başlatmış. Dostlar bu ortamda havada “uçuşan” haberlere pek itibar etmeyin. Kuşku ile bakın. Çoğu dezenformasyon da olabilir.

**

İsterseniz, “Pirus Zaferi” bir anımsayalım: "Pirus zaferi", “ismini Makedonyalı kral Pyrrhus'tan (Pirus) almaktadır. Pyrrhus'un ordusu, MÖ 280'de Heraclea Muharebesi'nde ve MÖ 279'da Asculum Muharebesi'nde Romalıları yendiği halde, geri dönüşü zor kayıplar vermiştir. Galip kral, savaş alanını gezerken, gördüğü manzara karşısında, ağzından, ‘Pirus Zafer’ çıkmış.”

**

Tabii, ABD-İsrail ve İran ekonomileri için olumsuz sonuçlar verecek. Kim bilir ama çok zor, İran’da molla rejiminin değişimi için döşenen kilometre taşları olacak. Bu işin ayrı tarafı.

**

Asıl “Pirus Zafer”, bu işin içinde olmayan ama ekonomisi kırılgan, Merkez Bankası stokları yeterli olmayan, yazın “her gece mehtaba çıkıp”, kışın bir kovuğa sığınan ülkeler için olacak. Enflasyon olarak yansıyacak, emtia özellikle gıda fiyatları artacak, kamu açıkları büyüyecek, ek vergiler gelecek. Yani, şehrimizde dendiği gibi; “Yırtılan tüfekçi Bekir’in yakası!” olacak, her zaman olduğu gibi. 

**

Tam bu sırada, iktidar yanlısı gazeteci Cem Küçük “X” hesabından; "Korku pompalamaya gerek yok. Türkiye, İran değil. Türkiye İran'dan 10 kat kuvvetli bir ülke. Keşke İsrail bize saldırsa da gününü görse", demiş. Helal olsun, başta kendisi giderse, şu yaşımda, peşinden gitmeye İsrail’i yok etmeye varım? 

**

İsterseniz, bir bilgi vereyim. İran, Hürmüz boğazını kapattı. Petrol, doğal gaz ve diğer mal taşıyan gemilerin giriş-çıkışına izin vermiyor. Geçmek isteyenleri vuruyor. Peki, bizim Hürmüz ile ne ilgimiz var!” diyeceksiniz.

**

Haklısınız, öyle ya, Karadeniz’den harıl harıl doğal gaz, Gabar’dan petrol çıkıyor. Çıkan petrolün bir özelliği var; “Rafine etmeden kullanılabilecek!”, türden. Bu son cümle bana ait değil, geçmiş İçişleri Bakanı Soylu Bey’e ait.

**

Bir de, yakında, Mersin’de ki nükleer santral devreye girecek. Ha unutuyordum, “yerli ve milli” otomobilimiz TOGG, yurdun her yerinde geziyor. Muhtemelen uçak gemimiz, denizlerde devriye geziyor. 

**

Hatırlar mısınız? Rusya doğal gazı keserse “tezek yakarız!” “geyiği” günlerce medyamızı meşgul etmişti. Tabii, bunun üzerine bir başka “geyikler” devreye girdi sosyal medyada. Öyle ya, bizler Hoca Nasrettin, Neyzen Tevfik’in, Şair Eşref’in torunlarıyız. 

**

Bu “geyikler” yapılırken, hayatta olsalardı, herhalde: “Köy yerinde, kırsalda doğal gaz falan yok, ‘tezek’ kullanılıyor zaten odun ve kömürle birlikte. Ama şehirde ‘tezeği’ nereden bulacaksın arkadaşım? Son yılların klasikleşmiş geyiğidir: hayvancılık öldü. Hayvancılık yoksa, tezek de yok. İnsan ‘b.ku’ yakacak değiliz herhalde?

**

Hadi hepimize yetecek hayvan ‘b.kunu’ bulduk, şehri tezek kokutmayı göze aldık ve gittik apartmanın kömürlüğüne depoladık. Nerede yakacağız yahu? yeni dairelerde baca deliği yok! yapılan bacalar da göstermelik, çeker mi çekmez mi belli değil. Isınalım derken bir lodosta karbonmonoksitten ‘mortingen şıtraze’...”, derlerdi. (Ekşi Sözlük)

**

Yine Ekşi Sözlük, “mortingen şıtraze” şöyle vermiş. Bizim, “… yoluna gitti Niyazi!” gibi.  Argo olarak birisinin öldüğünü belirtmek için kullanılır. Kısaca “mortingen” de denir, “strasse” Almancada cadde demek. Ama mortingen Almancada herhangi bir şey demek değildir. “

**

Baksanıza, savaş etkisi yokken TÜİK, yüzde 31,5 ve Şubat enflasyonunu yüzde 2,9 açıkladı. ENAG ise, bu rakamların, neredeyse iki katı…

**

Tabii, bu savaşın ilk sonucu hemen akaryakıta yansıdı. Mazotun litresine 6 lira, benzininkine 2 lira geleceği haberi basına düştü. 

**

Tabii, abi, ben anlayamadım bu işi. Bildiğim kadarı ile ülkemizin 30 milyon ton/yıl’a yakın rafineri kapasitesi var. Gabar’dan petrol ve Karadeniz’den doğal gaz fışkırıyorsa, bu zamlar neyin nesi be birader. Ayrıca, elektrik santralları kurulu gücü 100 bin MW’ı aştı. 

**

Pik saatlerde ancak, 60 bin MW’ın kullanıyoruz. Demek ki, elektrik santralları kapasite yetersizliği konusunda da bir sıkıntı yok. Döviz rezervlerimiz de 100 milyar doların üzerindeymiş. Böyle açıklıyor, yetkililer.

** 

Bir de Mersin Akkuyu nükleer santralı devreye girerse, “yeme de yerinde yat!”. O nedenle, biz de ustamız merhum Çetin Altan’ın dediği gibi; “enseyi karartmayın”.