KADİR DAYIOĞLU


AB KONUSUNDA NE KADAR SAMİMİLER?

Avrupa Birliği’ne (AB) girme arzusu, tekrar gündeme geldi… NATO liderleri, Litvanya'da düzenlenen zirveye katıldı. Tayyip Bey bir konuşma yaptı. Konuşmanın en fazla dikkat çeken kısmı, Türkiye’nin Avrupa Birliği ile ilgili talebi…


Avrupa Birliği’ne (AB) girme arzusu, tekrar gündeme geldi… NATO liderleri, Litvanya'da düzenlenen zirveye katıldı. Tayyip Bey bir konuşma yaptı. Konuşmanın en fazla dikkat çeken kısmı, Türkiye’nin Avrupa Birliği ile ilgili talebi… 

***

Avrupa Birliği Komisyonu Sayın Erdoğan'ın;"Önce gelin Türkiye'nin Avrupa Birliği'nde (AB) önünü açın, biz de İsveç'in önünü açalım" teklifini reddetti. Komisyon, AB üyeliği ile NATO üyeliğinin iç içe geçtiği fikrini kabul etmeyerek iki sürecin "ayrı" olduğunu ve "paralel" ilerlediğini vurguladı. (euronews, 10.07.2023).

***

TabiiTayyip Beyin, AB’ye girme konusunda ne kadar istekli, bilemiyorum. Ama geçmiş konuşmalarına bakınca, “Batı Kulübü”ne girmeye pek istekli olmadığını, dönemsel iç ve dış şartlar gereği hamle yaptığını düşünüyorum… 

***

Bir kere, parti tabanı, Cumhur İttifakı’nın bileşenleri, destek veren cemaatler vs. AB’ye giriş talebine karşı çıkacağını ya da sıcak bakmayacaklarını rahat söyleyebilirim.   AB gündeme gelince, tam yirmi bir yıl önce, bugünlerde “AB” başlıklı yazımı, kısmen ve ilavelerle paylaşmak istedim…

***

Görebildiğim kadarıyla, siyasi partiler içerisinde, AB’ye girme bağlamında ve olumlu anlamda net tavır koyan DEVA Partisi… Diğerlerinin “kırmızıçizgileri”, “ama” ve “ancak”ları çok katı… Sanırım; DEVA’nın, Saadet ve Gelecek’le birlikte yola devam etmemelerinin temel nedenlerinden birisi, AB ve müktesebatı…

***

Ha. Bu uyum, ülkeler için birden bire mi olur? Elbette olmaz… Uzun bir süreçtir ama menzil değişmez… Sizin kırmızıçizgilerinize göre düzenleme yapılamaz. Beklememek gerekir. Aksi, “mış” gibi yapıp, ipe un sermektir. Şimdiye kadar da ülkemizin yaptığı da budur…

***

Yazım şöyle; Avrupa Birliği bir kulüp, bir dernek, bir organizasyon... Değişmeyen siyasi, hukuki, sosyal ve ekonomik ve kriterleri var... Bunlar, şu ya da bu ülkeye; şu ya da bu hassasiyete göre değişmez... Buraya girmek isteyen bu şartlara uyar...Hele hele parti hassasiyetlerine göre bu kriterler, hiç değişmez!..

***

Bu kriterler aday ülkeler ve haliyle öncekiler için ana umdeler (Kopenhag) ve (Mastriç) zirvelerinde şekillenmiş... Ki, bu isimlerle anılırlar. Ana hatlarıyla da şöyle:

a) Serbest piyasa ekonomisi, b) İnanç özgürlüğü, c) Düşüncelerin serbestçe açıklanması, d) “Azınlık” haklarının korunması... Güncel olduğu için bunların bir alt başlığı olarak; e) Ölüm cezalarının kaldırılması, f) Ana dilde eğitim... Olay bu kadar açık ve net.

***

Bunlara ya da ana kriterlere, “Kabul ediyorum ama...”, “Kabul ediyorum ancak...” türü bir yaklaşımla yaklaşamazsın...Ya kabul eder girersin, ya da kabul etmez başının çaresine bakarsın... Kimse de sizi zorla içeri almaz.

***

Adamların, zorla girmemizi istedikleri falan da yok...Kabul edene de saygı duyarım, etmeyene de...

Bunun, “hainlikle”, “satılmışlıkla”, “vatanseverlikle”, “milliyetçilikle”, “mandacılıkla” falan ilgisi yok... 

***

Kimse de sığ ve ucuz sloganlara sığınmasın...Tribünlere oynamasın. Lider kaprisine, parti hassasiyetine, siyasal kurnazlığa terk edilemeyecek kadar ciddi bir konudur, Avrupa Birliği konusu...

***

Şahsen ben: AB’ye girilmesinin gerekliliğine inanan birisiyim... Kabul etmek zorunda değilsiniz. Müktesebatın, Türkçe versiyonunu birinci elden temin etmiş, okumuş birisiyim, hem de defalarca. İçerisinde; ahlak dışı, insanlık dışı akıl dışı bir umde göremedim…

***

Dostlar, ortada dolaşan, “komplo teorilerine”, “abuk sabuk yorumlara”, “ipe sapa gelmeyen” yaklaşımlara inanmam... Metinleri birinci kaynaktan okuyun… 

***

Gençler gençler, siz de inanmayın... Sizin de geleceğiniz, çağcıl Türkiye Cumhuriyeti’nde… Bir Ortadoğu ülkesi olmak; demokrasisi ve insan hakları sorunlu bir ülke; “Baas” türü, otoriter rejimler geleceğinize pranga vurmaktan öte bir şey değildir… 

***

Çoğulcu, katılımcı, saydam, hesap verebilir, laik Cumhuriyet hepimizin hayat iksiri… O nedenle, ipine sımsıkı sarılalım… Kurtuluş da burada; kurtuluş da girelim, girmeyelim AB Müktesebatının ülkemizde egemen olmasında…

***

Zira her dönem de hele hele gençlik çağlarında, bizler gibi, kurulan tuzakların farkına varamazsınız... Keşke imkan olsa da yirmili yaşlara tekrar dönebilsem...

***

Bizim kuşakları çok kandırdılar... 

Hiç olmazsa sizler kanmayın!..