Sevgili dostlar. Formel bir ekonomi/iktisat tahsili yapmadım. Ama çok meraklıyım, sürekli ciddiye aldığım Mahfi Eğilmez, Ege Cansen, İlhan Kesici, Veysel Ulusoy gibi iktisattan az çok anlayanları takip etmeye çalışır bir şeyler öğrenirim, bu yaşta…
Tabii, ekonomi/iktisat tahsili yapan, kendi ifadesi ile “ekonomiyi” iyi bilen; “faiz neden, enflasyon sonuç… O nedenle faizi behemal düşürmek gerekir!”, diyen Tayyip Bey’den, saydığım eşhas, zaman zaman ayrılırlar; ters düşerler. Nitekim bir uyuşmazlık benzeri de geçenlerde yaşandı; Merkez Bankası döviz rezervi… Muhalefet, adı üstünde muhalefet yapacağından, sürekli; “128 Milyar Dolar nerede?” diye soruyor ve bunu dağlara taşlara yazıyor.
Tabii, iktidar kanadı, “farklı yollardan” açıklama yapsa bile, muhalefet bir türlü kavrayamıyor, anlayamıyor. Ha bire, “128 Milyar Dolar nerede?” sorusunu soruyor. Siz anlama özürlüyseniz, Ne yapsın, Sayın AK Parti Genel Başkanı Sayın Erdoğan… O da, nâçar kalıyor ve de haklı olarak; ile “zil takıp oynuyorlar!” diyor.
***
Sayın Erdoğan, Brüksel ziyareti öncesi gazetecilere yaptığı açıklamada; “Merkez Bankası'nın rezervlerinin 100 milyar dolar seviyesine ulaştığını” söyledi; "Rezervler düşüyor diye zil takıp oynayanların bu oyunları da bozulmuş oldu" dedi.
***
“Komünist dönemden kalma bilgilere sahip bir mühendisim. Büyükşehir Belediyesi’nin bir yetkilisi, yarı şaka yarı ciddi, böyle demişti yüzüme bir tarihte. Haklıydı… Bizler elektrik mühendisliğinde okurken, “yarı iletken” kavramı ve uygulaması yeni yeni ülkemiz gündemine giriyordu. “Lambalı” elektronik devreler kuruyor, sorular çözüyorduk.
O nedenle dedim; “Komünist dönemden kalma bilgilere sahip bir mühendisim!” Ama bu kadar kısa sürede neredeyse “128 milyar dolar”a yaklaşan rezervin nasıl oluştuğunu merak ettim. Herhalde; “ol denince olmadı!” Öyle ya, “merak” başına iş getirse de, mühendisliğin önemli adımlarındandır, şüphe, gözlem ve deney gibi…
***
Tayyip Beyin açıklamasına, hemen itirazlar geldi… Bunların bir kısmı da yukarıda isimlerini verdiğim eşhastı… Sanırım, onlar da 19. yy, bilgilerinde kaldıkları için iktisatta ki yeni gelişmeler hakkında pek bilgileri yok ki, hemen itiraz ediyorlar. Bunlardan birisi de, eski bürokratlardan, Mahfi Eğilmez üstadımız. Hemen şu açıklamayı yaptı:
“28 Mayıs 2021 itibarıyla TCMB'nin brüt rezervi 93,7 milyar dolar, net rezervi 13,6 milyar dolar, ‘swap’ hariç net rezervleri ‘eksi’ 56 milyar dolardır. Merkez Bankası rezervlerini güncellenmiş olarak aşağıdaki siteden izleyebilirsiniz”, dedi ve şu kaynağı adres gösterdi. Adres de TCMB (https://tcmb-reserves.github.io)
***
Bir başka ekonomist Prof. Veysel Ulusoy da Eğilmez gibi aynı rakamı verdi. O da Eğilmez’in kervanına katıldı. Yine bir ekonomist olan İYİ Parti Genel Başkan Yardımcıları’ndan Prof. Dr. İsmail Tatlıoğlu da benzeri bir açıklama yaptı. Tabii, CEHAPE zihniyeti durur mu? Onların da çok bilmiş, eski Hazine Müsteşar Faik Öztrtak da…
***
Tabii, bunlar eski kuşak ya da yakıştığı için söylüyorum, “eski tüfek!” Biliyorsunuz, bu ifade, genellikle, 1950 öncesi komünistleri için söylenirdi. Behice Boran, Mihri Belli, Zekeriya ve Sabiha Sertel gibi...
***
Peki, yeni kuşak Ali Babacan’a ne oluyor? Öyle ya, en taze bilgiler onda; yaşı da küçük… Demek ki, o da, ODTÜ’de okurken “eski tüfeklerin” etkisinde kalmış, “rezerv hesabından” bihaber… O da hâlâ, net rezerv, “eksi 60 milyar dolar” falan diyor, aklı ermeden.
***
Büyüme ile ilgili yeni bir kavram öğrendim, Eğilmez’den bu vesile ile… Ama bu da sanırım, “Nuh Nebi’den kalma!” Neymiş bu büyüme? “Önce Zenginleştiren Sonra Yoksullaştıran Büyüme”ymiş (Haziran 09, 2021).
***
Ne demekse? Hem büyüyeceksin ve de hem yoksullaşacaksın? Bu “paradoksun” bir izahı olmalı? Yoksa bu; “gelir dağılımı bozukluğu” ya da “Lorenz Eğrisi” ya da “Gini Katsayısı” ile ilgili olmasın?
***
Tabii, 1960’ların, sol görüşlü hocalarının (Mesela İdris Küçükömer, Gülten Kazgan, Sencer Divitçioğlu) etkisinde kaldığımdan, yeni kuşak iktisatçılardan ve iktisadi gelişmelerden habersiz olduğumdan, ancak böyle izah edebildim.
***
Eğilmez; “Ülke daha fazla üretip daha fazla ihraç eder hale geldiği halde dış ticaret hadleri bozulduğu için daha az tüketebilir duruma gelmişse bir başka ifadeyle ülke büyümüş ama refahı azalmışsa buna yoksullaştıran büyüme”, diyor (Jagdish Bhagwati'nin yoksullaştıran büyüme tezi). Türkiye’de daha değişik bir yoksullaştıran büyüme süreci yaşanıyor.”
***
Sanırım bu Adam, Cansen Ustamızın ifadesi ile “iktisadın Tanrısı”, bir “Ahlak Profesörü”, Adam Simith döneminden kalma bir dinozor… Onun da, günümüz iktisat ve ekonomisinden haberi yok.
***
İnanın kafam karıştı… Kesici Üstadımızın anlattığı Erzurumlu bakkal amca ile anekdot, aklıma geldi. “Deftere bakirem, Hac farz olmuş. Cebe bakirem, zekata muhtaç durumdayım!”. Herhalde, Eğilmez’in verdiği, Nuh Nebi’den kalma, teorinin bir örneği de olsa bu…


