KADİR DAYIOĞLU


 CUMHURİYET’İN EN BÜYÜK YATIRIMLARI

Yaşı 76’dan gün almaya başlayan, yarım asırlık mühendisim. Bir dönem, ülkenin imar ve inşasına şahit oldum. Dönemimde ve öncesi yapılanları vermeye, ısrarla devam edeceğim. Zira aksi kendimi de inkardır… Umarım kusura kalmazlar.


Osmanlı’dan Cumhuriyet’e devrolan fizik, beşeri, ekonomik miras bilinmeden, Cumhuriyet döneminde neler yapıldığını bilemezsiniz. Önünüzde bulduklarınızı da, Osmanlı’dan kalanlar sanırsınız.

***

AK Parti iktidarı kendilerinden önce yapılanları, “sıradan” işler cümlesinden görüp, ne yapıldıysa bizim dönemimizde yapıldı algısını oluşturmaya devam ediyor. Tabii, bu “algı yönetiminin” etkisi altında kalan da çok oluyor.

***

Yaşı 76’dan gün almaya başlayan, yarım asırlık mühendisim. Bir dönem, ülkenin imar ve inşasına şahit oldum. Dönemimde ve öncesi yapılanları vermeye, ısrarla devam edeceğim. Zira aksi kendimi de inkardır… Umarım kusura kalmazlar.

***

AK Parti Genel Başkanı Sayın Erdoğan, Sakarya Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi ile yapımı tamamlanan diğer projelerin açılışında konuştu; “Türkiye, Cumhuriyet tarihinin en büyük eserlerine bizim dönemimizde kavuşmuştur." (SÖZCÜ, 02.07.2021). Acaba öyle mi? Türkiye geçmişte benzeri ve aynı hacimdeki eserleri hiç görmedi mi?

***

Tabii Tayyip Beyin “en büyük eserlerden” kastının ne olduğunu, en azından ben bilmiyorum. Olsa olsa bu dönemde yapılan en büyük yatırımlar şunlar olabilir: farklı nitelikte duble yol, 3. köprü, Gebze geçişi, İstanbul-İzmir otoyolu. Kuzey Marmara otoyolu, hızlı tren, 3. Havaalanı, Pozantı-Niğde-Ankara otoyolu…

***

Bunların toplam tutarını bilmiyoruz ama en baba yiğidinden 20 milyar dolara çıkar. Bilemedin, 25 milyar dolar deyin. 2002 öncesi tamamlanan şehir/ilçe/belde/köy elektrifikasyonun 20-25 yıl kira bedeli (EDAŞ, 18 Dağıtım şirketi. Aslında 21 EDAŞ var) ne, biliyor musunuz? Yaklaşık 13 milyar dolar. Yine, bu dönemden önce yapılan otoyol ve iki köprüden elde edilen gelir, 20 yılda yaklaşık 8 milyar dolar. Etti mi, 22 milyar dolar. Vallahi billahi bu para ile bu yatırımlar rahat yapılırdı.

***

Kaldı ki; bu yatırımların önemli bir kısmı “kamu-özel işbirliği” ya da “Yap-İşlet-Devret” türünden yatırımlar yapım süresice, kamu maliyesinden beş kuruş harcanmadığını söylemişlerdi. Tam bu noktada şunu sormak lazım: yaklaşık 20 yıllık AK Parti iktidarı döneminde kamu tarafından toplanan 2,5-3,0 trilyon dolar gelir nereye harcandı? Evet, bu kaynak nereye harcandı? Bu miktar kendilerinden önceki seksen yılda harcanan kamu kaynağının da 2,5-3,0 katı

***

Peki bu seksen yılda ne yapıldı? Bir tek elektrik direği, bir metre telin olmadığı Türkiye’nin il, ilçe, belde ve köylerinin/mezraların elektrifikasyonu tamamlandı. Tabii, 2002 itibarıyla, inşa halinde olanlarla birlikte 40 bin MW elektrik kurulu gücü vardı. Bu gün ise, 95 bin MW

***

2003 öncesi 40 bin MW güç, bugünkü “puant/pik” gücümüzün karşılığı. Acaba, “pik gücün” iki katı “kurulu güç” yani bu denli kapasite fazlası “rasyonel mi ya da kabul edilebilir mi? Yedek ve arıza halini; hammadde teminde zorluğu anlarım. Diyelim, bunun için 25 bin MW’lık fazlalık gerekir. Peki, 30 bin MW (ki, karşılığı yaklaşık 50 milyar dolar) güç gereksiz yere mi yapıldı?

 ***

Bu kurulu gücün yüzde 78’inin özel kesime ait olması, dikkate değer. Acaba, bunların işletme, bakım ve finansman giderleri, alım garantileri ile birlikte EDAŞ’ların “kayıp ve kaçaklarını” karşılayabilmek için mi elektrik fiyatlarına sürekli zam geliyor? Öyle ya, 50 milyar doların bir maliyeti olmalı; bu da birim üretime yansımalı. Tabii, bunu karar vericiler değil de “ahali” ödeyecek.

***

Gelelim karayoluna… Bu konuda da, kamuoyunda oluşan imajı sarsmak için bazı bilgiler vereceğim. Osmanlı’dan, Cumhuriyet’e, “karayolu niteliği” taşıyan, yol, pek devrolmadı. Bunun altını çizin. 2002 yılı sonu itibarıyla (ihalesi devam edenler hariç) 61.368 km. “karayolu niteliğinde” yolumuz vardı. Cumhuriyet ise duble ya da otoyol ile başlayamazdı işe. Aksi, anakronik bir haldir, zamanları karıştırmaktır. Peki, 2020 sonunda karayolu uzunluğu nedir? Tahmin edin bakalım, Yanıldınız. 65.110 km. İnanmadınız değil mi? O zaman www.kgm.gov.tr’ye başvurun. 

***

Yirmi yılda ilave yol 4 bin km. kadar. Sadece nitelik değiştirdi o kadar. Bir bölümü “çift yola” dönüştü. Tabii, burada soru şu: Çift yola çevrilirken kamulaştırma bedeli ödendi mi? Yoksa, kamulaştırmalar da 61 bin km. yol yapılırken mi yapılmıştı? Evet, büyük ölçüde öyle oldu. Bu süre zarfında, farklı nitelikte 300 bin km’nin üzerinde köy yolu yapıldı. Bunu da bir yere yazın.

***

Doğal gaz bu ülkeye, 2002 öncesi geldi. Hatırlarsanız, bunun yüzünden bakanlar yargılandı. Gayet tabii, dağıtımı sonraya sarkacaktı… Öyle ya, olmayan şeyin dağıtımı nasıl yapılacaktı ki? Çukurova, Ege vs. sulamaları; GAP projesi ve Urfa Tünelleri de bu döneme denk gelir. Merhum Demirel; “dağları değil, çağları deldik!” sözünü bu vesile ile söylemişti. Herhalde, “gapı gaptırmam!” sözünü de anımsamışsınızdır.

***

AK Parti öncesi, 28 milyon ton/yıl kapasiteli rafineri yapıldı. PETKİM, TEK, Demiryolları, SEKA, MKE, SEK, Et Balık, Seydişehir Alüminyum tesisleri, Karadeniz Bakır İşletmeleri, TKİ, ETİ Bank, Sümerbank, demir-çelik fabrikaları, barajlar –ki, biliyorsunuz Demirel’in bir ismi de Barajlar Kralı-, otoyollar; şeker, çimento, un fabrikaları, gübre fabrikaları; “iki köprü”, otomotiv tesisleri, Tayyare Fabrikaları, cer atölyeleri, traktör fabrikaları, lastik fabrikaları, kablo/iletken/trafo fabrikaları, tekstil/giyim sanayi, limanlar, soda tesisleri, üniversiteler, okullar, “salgınla mücadele”, hastaneler, Sağlık Ocakları, ilaç sanayi, aşı üreten “Hıfzıssıhha”. Tüm bunlar çoğu, bugün kullanılan kaynağın üçte bir ile yapıldı, seksen yılda. Bir kısmı da özel kesime ait…

***

Daha sayacaktım ama yerim kalmadı. Fakat tüm bunların da üzerinde, Türkiye Cumhuriyeti kuruldu; “devrimler” yapıldı; virane bir köy görünümündeki Anadolu “imar ve inşa” oldu. “Tel dolap” yerini buzdolabına; karasaban yerini traktöre terk etti; tarımda kendi kendine yeten “yedi ülkeden” biri oldu.

***

Lozan ve (Möntrö) imzalandı, Hatay ilhak oldu; Kıbrıs çıkartması yapıldı;  “Ne mutlu Türküm diyene!” sözü dağlara taşlara yazıldı. Neyini beğenmiyorsunuz bu dönemin? Doğrusu anlayamadım!..