Biraz sıcak, biraz da “pandemi” nedeniyle, bağa erken göçtük… Adeta, kaçtık… Bizim Hisarcık, diğer yerlere nispeten soğuk olduğu için, gün dönümünden yani 21 Haziran’dan önce pek göçmezdik… Bu yıl, bir ay erken göçtük.
***
Gün dönümden sonra, ağız tadı ile iki ay yazımız olur. Bu süre, anormal bir durum olmazsa, kurak geçer… Aslında bu karasal iklimin bir sonuncusu. Yine hatırlarsanız, İç Anadolu için coğrafya kitaplarında, “yazları sıcak ve kurak; kışları soğuk ve yağışlı geçer” yazardı…
Şimdi ne yazıyor, bilemiyorum!.. Ama kış ve baharın yağışın azaldığını biliyoruz. O nedenle, yeraltı ve yerüstü sularını “etkin ve verimli” kullanmak zorundayız. Tabii, bu konuda, belediyelere büyük bir görev düşüyor. İyi bir “Su Yönetimi” birimi oluşturmaları gerekir.
***
Mesela, bağlar yavaş yavaş kanalizasyona bağlanıyor… Atıkları, belirli yerlerde, bağlar eteğinde, bazı yerlerde toplayıp, bir arıtmadan geçirip, arıtılan sularla park/bahçe sulaması yapıp, katı atıklar gübre olarak kullanılamaz mı? Ben olsam, pilot bir bölgede bu uygulamayı yaparım, iyi sonuç alınırsa, genelleştiririm.
***
Bu vesile ile Memduh Başkana bir anımsatmam, bir önerim olacak. Değerli Başkanım biliyorsunuz, Yamula İşleticisi, Kayseri Elektrik Üretim AŞ’nin, “görev süresi” 2025’de bitiyor. Ondan sonra, işletme hakkı kamuya geçecek.
Ya onlar işletecek ya da 20-25 yıllığına, işletme hakkını özel bir şirkete devredecek. Tam bu noktada Yamula’dan Kayseri’ye içme suyu temin etmek, enerji üretimini ikinci plana itmek ve sulamaya ağırlık vermek için şimdiden teşebbüse geçerim, “vakit geç olmadan!” Zira enerji üretimi için, “ihale edilirse” ileri de bir bardak içme suyu ve bir bidon sulama suyu alamazsınız bu baraj gövdesinden… Şimdiden uyarıyor, “vakit geç olmadan!”, diyorum.
Ha. Hiç mi elektrik üretilmesin? Elbette enerji amaçlı kullanılsın. Mesela, puant (pik) santral olarak. Güce ihtiyaç olduğu saatlerde santral çalışır, diğer zamanlarda durdurulur. Bu konuya, özellikle dikkat çekmek istedim.
***
Bu uyarıdan sonra, konumuza gelmek istiyorum. Sanırım, Kasım başına kadar bağda oturmaya niyetimiz var… Zaten, elmaları da ekim 15’inde falan “indiririz”. Bu yıl da fena değil elma… Böyle giderse, sıcak vurmazsa iyi hasat yapacağız. Tabii, sulama bağlamında, biraz da bu, Melikgazi sulama servisine bağlı… Bakalım, su alabilecek miyiz?
***
Umarım, Koçdağı eteğindeki “Öküz Çukuru Göleti” sızdırmazlığı, bu yıl, hallolur da, seneye rahatlarız. Tabii, KASKİ, Erciyes Tesislerine su temini için pınarlara el koyuca, doğa da beslenemez oldu. Bu mevsimde, gürül gürül akan sulara hasret kaldık. Sulara, bir elde, Kenti Ormanı için kondu…
***
Tabii geçmişin, vizyonsuz, laf dinlemez KASKİ yöneticileri, eserleri ile övünebilirler… Umarım, şimdiki genel müdür, bunun farkında… “Pınarlara dokunmayın!” dedik ama laf dinletemedik…
***
İnanın, “Hızlı Treni görmeden göçüp gideceğimden korkarım!” diyen merhum Veli Altınkaya dostumuz gibi, ben de; “Öküz Çukuru’ndan, şöyle bir ağız tadı ile Ağustos ortalarında, bahçeyi sulamadan gidersem, gözlerim açık gidecek!”, diyorum.
***
İnanın çok emeğim var, kazma vurulduğundan beri “Gölette” ama maalesef, gerek Melikgazi Belediyesi ve gerek Büyükşehir ve gerekse de KASKİ bu su yapısının öneminin hala farkına varamadı…
***
Evet… Dönelim başa… Büyüklerimiz; “gün dönmeden yaz gelmez bu yerlere!”, derlerdi. Nitekim rahmetli peder de gün dönmeyince çıkartmazdı, “mest-lastiğini”.
***
Küresel ısınmadan olsa, mevsimler sapmaya hatta ilk ve son bahar ortadan kalkmaya başladı, gibi… Bizimkisi, “Kara talihimden yine bu yılda/ Baharı görmeden yaz geldi geçti” geçti hüzzamının dediği gibi oldu. Biliyorsunuz bu eserin bestecisi merhum Kadri Şençalar, söz yazısı ise, Necdet Atılgan…
***
Bu kış kurak geçti… Bahar da öyle… Nitekim, kuraklık üzerine ayaz gelince ağaçlar, bitkiler zorda kaldı meyveler de dahil “kastı-kavurdu!”, “içesine” kayısı, erik ve ceviz yine yok bu yıl…
Yakın bir gelecekte, ürün vermiyor diye, kayısı, erik, badem, ceviz türü ağaçlar dikilmez, olanlar da kuru giderse, bu bölgede bu tür meyvelerin köküne de “kibrit suyu” dökülmüş olacak. Bunlar, nesli tükenen ağaçlar sınıfına girecek…
***
Formel bir ziraat, tarım eğitimi almadım ama yarım asrı aşan gözlem ve deneyimlerim beni bu yoruma itiyor…


