KADİR DAYIOĞLU


   ARAÇ TRAFİĞİ İSYAN ETTİRİYORMUŞ!..

Baktılar olmadı, bu kez birkaç kez Cumhuriyet Meydan düzenlemesi yaptılar, merkezdeki sorunun kaynağını burası sandılar. Ama olmadı… Hemen arkasından Yoğunburç geçidini yaptılar, o da sadra şifa olmadı.


Başlık, Davut Güleç dostumuzun haberine ait… Kent işi yollardaki araç trafiği sürücüleri isyan ettiriyormuş. Olacağı, belliydi. Kayseri’nin muhterem ahalisi yeni yeni farkına varmaya başladı. Uzun zamandır üzerinde durduğum konunun somutlaşmış halini Güleç, haber yapmış.

Davutçuğum gelinen noktaya, mühendislikte, “çözdükçe düğümlenme!”, denir. Çözdüm sanırsınız ama bakmışsınız bir düğüm daha atmışsınız. Hep böyle oldu. Hatırlayın, minibüsler kalkınca, dönemin yetkilileri, trafik sorununu önemli ölçüde çözeceğiz, demişlerdi. Sanılıyordu ki, minibüs önemli bir etken. Tabii, doğanın boşluk kabul etmediği gibi, bunların yerini, daha hantal, Halk Otobüsleri aldı…

Baktılar olmadı, bu kez birkaç kez Cumhuriyet Meydan düzenlemesi yaptılar, merkezdeki sorunun kaynağını burası sandılar. Ama olmadı… Hemen arkasından Yoğunburç geçidini yaptılar, o da sadra şifa olmadı.

Arkasından tramvay geldi. “Tamam ulaşım sorunu çözüldü!” dediler o ise, daha da karmaşık hale getirdi trafiği. Baktılar olmuyor; “battı-çıktılar”, “alt-üst” geçitler, yonca yaprakları, “alt-üst” yollarla çözeriz sandılar, onlar da tat vermedi…

***

Tabii, hemen park yeri artırınca trafik çözülür sandılar. Kent merkezine sayısız otopark yaptılar o da işe yaramadı. Tutmasak, Camii Kebir’in batı karşısına da bir katlı otopark yapacaklardı, uyarılarımız üzerine vazgeçtiler. Benzeri bir hatayı da Dedeman Ortaokulu arsasına yapacaklar. Şimdilik durdular. Her otopark, akış yönünde ilave kapasite yaratacağını hesaplayamadılar. Oysa merkezi rahatlatmak istiyorsak, park imkanını kısıtlı hale getirmek lazım.

***

Şunu sorduk: Kalemkırdı Camii’ni kaldırdınız, yerine Hunat katlı otoparkı yaptırttılar, sorunu ne kadar çözdü? Hiç merak etmediler. Bunun hemen diyagonaline yani Ortaokul’un arsasına da bir otopark düşünüyorlar. İlkinin yarattığı sorunun üzerine sorun ekleyecekler, haberleri yok…

***

Tabii, farkına varamadıkları sorun şu: Engeller (mesela ışık) kalkınca haliyle trafik hızı artınca, belirli yerlerde yığılmalar da peşinden geldi… Sorun noktalarına doğru trafik akmaya başladı. Buna ulaşımda; “tavşan zıplaması” diyorlar. Bir de artan hıza, “yol geometrileri” uygun olmayınca, düğümlenme daha da belirgin hale geldi.

***

İddia ediyorum: Meydan merkezli, 2 km. yarıçaplı, alan içerisindeki, hiçbir yolun ama hiçbir yolun, yol geometrileri, artan hız ve trafiğe uygun değil. Uygun diyen varsa, beri gelsin.

***

Bir kere, uygunluğa, imar adaları, imar parselleri izin vermez. Mesela, Mustafa Kemal Paşa Bulvarı’na, ya da Sivas Bulvarı’na, dik çıkan bir tali yollar ile buralara doğrudan bağlantılı park yerleri olmamalı.

***

Şunu söyledim, “bir elektrik mühendisi yol geometrisinden ne anlar!”, diye benimle kafa bulan, ömründe bir “mimari çizgi çizmemiş” yetkiliye: Şayet bir yerde sonradan konan duba, bilgi levha ve işareti, engel, yönlendirme vs. gibi uygulamalar varsa, orada “yol geometrisi” sorunu vardır!” Öyle ya, başında konmayan şeyler sonradan ne diye konur ki?

***

Mesela, Büyükşehir ve Melikgazi alt geçitlerinde, hız (50 km/h) tahdit levhaları vardı. O zaman, Başkan Özhaseki’ye şu teklifte bulunmuştum: Başkanım arabayı siz sürün ama emniyet kemeri takmayın ve 50 km/h hızla girin bakalım ne oluyor? Sonra bunu 40 km/h’e düşürdüler. Yine uyardım, 30 km/h’te karar kıldılar. Bununla yetinmediler çarpmada hızı kesecek boru mania ile ışıklı reflektör koydular. Tabii, mühendis mektebinde “yol geometrisi dersi” okumamıştım ama fizikte “merkez kaç kuvveti”, “merkezcil ivme” virajların yatayla yaptığı açı yani dever gibi kavramları okumuştum.

***

Yine mesela; yaya üst geçitleri ne için yapılır ki? Bir sorun var ki, bunu gidermek için yaya üst geçidi yapıyorsunuz. Sonuçta; pahalı çözümleri de peşinden getirdi, trafik hızının artması. Asansörlü, yürüyen merdivenli bir geçit kaça çıkar hiç hesapladınız mı? Mesela bir başkan yürüyerek, Fuar tarafına geçti mi, hiç? Bunlara rağmen, her yıl birkaç kaza olur, geçitlerde. Bariyerleri boyasalar bile, çarpma izi durur.

***

Yine uyarılarımdan birisi; Kayseri ölçeğinde, bu denli geniş yolları olan bir kentte “alt-üst”; “battı-çıktı”, “yonca yaprağı” yapılmaz. Şehri, labirente çevirdiler. Dediğim gibi, hız artarsa, yığılma, merkez ve yakınlarında olur.  Nitekim Güleç’in haberinde 3-5 dakikalık yerlerde, yarım saate yakın bekleme ya da gecikmelerden söz ediliyor.

***

Peki, ışıklarla yönetseydiniz trafiği ne olurdu? Varsayalım, gideceğiniz yer güzergâhında 15 ışık var. Hepsinde de kırmızıya yakalandınız. Birer dakikalık gecikme ile 15 dakika gecikirdiniz. Bilemedin 20 dakika. Ya şimdi, zamandan kazancınız ne oldu?

***

Dediğim gibi olsaydı, gereksiz yatırımlar Büyükşehrin kasasında kalır. Başka amaçlar için harcanırdı. Büyükşehirce yapılan kentiçi “alt-üst geçit”, “battı-çıktı”, “yonca” yapraklarının hiç birisinin fizibilite raporunun olduğunu sanmıyorum. Yok varsa, en azından “ön fizibilite raporun” göndersinler, özür dileyim.

***

Yönetmeliklerin ve mevzuatın öngördüğü biçim de “araç” ve “yaya” sayımının da olduğuna inanmıyorum. Raylı sistemin, trafiğe katkısı da ayrı bir konu.

***

İşte böyle… Yapılan imalat, atılmaz tüfek oldu. Bir işlem de yapamazınız artık. Başında düğme yanlış iliklendi. Bundan sonrasını söyleyeyim, şehrin merkezi “alt-üst geçit”, “battı-çıktı”, yer varsa “yonca yaprakları” ile donatılacak. Zira, eskiler yenileri tetikleyecek. Göreceksiniz. Sanırım ilk etapta Kartal Kavşağı’na katlı otopark yapılacak.

***

Hele bir de Millet Bahçesi bitsin, gözler görmedik cami devreye girsin, cenazeler buradan kalsın, siz o zaman seyredin gümbürtüyü. Araç odaklı, yayanın düşünülmediği bir ulaşım planlamasının geleceği yer burası; “çözdükçe düğümlenmek!”