Sayın Özhaseki geçmişi “yok sayıp” ya da “küçümseyip, dönemlerini “saadet dönemi” olarak anlattığı süre, ben de “tekrar” da olsa anımsatmaya devam edeceğim, dönemlerini ve öncesini. Ya hu, “karınca kararınca” benim de katkı verdiğim bu şehirde, “yok sayılmak”, başkalarını bilmem ama benim için azap verici. Aksi, geçmişte bu kente, bu ülkeye hizmet veren kişi ve dönemlerin inkarı anlamına gelir. Buna da gönlüm razı olmaz. Bu “retçi” anlayış hiç hoş değil ve hem de “kabak tadı” verdi artık.
***
Başkan Özhaseki; “30 yıl öncesi Kayseri’si ile dönemlerindeki Kayseri’yi karşılaştırmış, “nereden nereye!” demiş! Doğrudur, “köçek Şükrü Beyi”, “Şiremenlinin Çalgıcıları”, meyhanesi, kerhanesi, pavyonları, içkili lokantaları, “su selası içkilerin içildiği düğünleri” ile olan pırıl pırıl, cıvıl cıvıl bir kentte bu gün, “Buyrun hacıabi!” sesleri egemen…
***
Tabii, otuz yılda yapılan, birer beton yığınından öteye geçmeyen yapıların, “yapılabilirliği”, “kent estetiğine” ne kadar darbe vurduğu da ayan beyan ortada. Bununla ilgili ilk yazımı dün vermiştim. Şimdi devamını veriyorum.
***
Mesela, çok övünülen, Kadir Has Stadı… 32 bin kişilik statta neredeyse, beş bine yakın seyirci kale ve taç çizgisini göremiyor. Bu nasıl proje? Bir de tribünler neden çok dik? Ayağa kalkan, neredeyse önündekinin üstüne düşecek. Mesela, çoğu örnekte olduğu gibi tribünler daha “yaygın” olamaz mıydı? Öyle ya, arazi çok müsaitti. Yoksa “statik açıdan” “açıklığı geçebilmek için” mi bu denli “dik” yapılmıştı? Tabii, statik hesaplarına bakmak lazım. Unutmayın, bu statta hiç bir “estetik endişe” göz önüne alınmamış.
***
Hatırlar mısınız, Sayın Başkanım? Açılış maçı ertesi bunu yazınca; “hesapladık, sonuçta beş bin kişi kadar göremiyor!”, sözünü zatınız etmişti. Bir projede bu kadar büyük sapma olur mu?
***
Değerli başkanım, stat açılalı neredeyse, on beş yıl olacak; kaç uluslararası müsabakaya, kaç derbi maçına sahne oldu? O günlerde söylenenleri bir hatırlayın bakalım. “Balık hafızalı” “Kayseri’nin ahaliyi muhteremesi” hatırlamayabilir ama “google amca” unutmaz. Bir de övüneyim, “arşivim!..”
***
Unutmayın, maçlar “hışırdım gibi yağacaktı!”. Geçen bu sürede, maç başına kaç kişi izledi? Bunların olmayacağını bilen –kusura kalmayın biraz daha övüneyim- ben, şu soruyu sormuştu o zaman; “Kapasitesi neden 22 bin değil de 32 bin?”
***
Kendisini dönemimizin (Korbüyzeri) sanan, ömründe bir “çizgi” çizmemiş mimar yetkilinin yanıt neydi biliyor musunuz? “Uluslararası standart böyle. Yoksa FİFA ve UEFA maç vermez buraya!” Peki UEFA, FİFA’yı bir yana bırakın, TFF, kaç maç verdi, lig maçları dışında buraya?
***
Değerli Başkanım, Abdullah Beyin hatırına, açılış yıllarında birkaç maç dışında, hangi derbi, şampiyona, uluslararası müsabakalara ev sahipliği yaptı Kadir Has Stadı? Söz stattan açılmışken, bir anımsatma daha yapayım. Küçümsediğiniz, dudak büktüğümüz, ranta çevirdiğiniz “Atatürk stadı” (1960) gibi, bir Ankara 19 Mayıs ve bir de İstanbul Dolmabahçe stadı vardı. Eskişehir’de, Gaziantep’te, Bursa’da bu nitelikte stat yoktu, 1960’larda… İzmir Alsancak Stadı, bizim eski “Sümer Sahası” gibiydi, sadece etrafı duvarlarla çevriliydi. İzmir’de Olimpik Stat 1970’lerde Akdeniz Oyunları için yapıldı (1971).
***
Sayın Başkan, 1980’lerin başında, Aytaç Durak, Adana’ya başkan adayı olunca; Koskoca bir köy olan Adana için; “Adana’yı Kayseri gibi imrenilecek şehir yapacağım!”, demişti. Durak Başkan haksız değildi. Zira Kayseri, 1930’lu, 40’lı ve 70’li yıllarda imar planı yaptırtmıştı; 1950’de türünün “ilki” Küçük Sanayi Sitesi kurmuştu (eski sanayi); köklü “içme suyu şebekesini” yapmıştı; sizin bugün perişan ettiğiniz geniş caddeler (Sivas Bul, Çevreyolu, MKP Bulvarı) ile Talas Bulvarı, Erciyes Bulvarı, Ahmet Gazi Ayhan Bulvarı, Hacılar Bulvarı, Atatürk Bulvarı, İnönü Bulvarı, İstanbul Caddesi (Osman Kavuncu Bulvarı) vs. o dönemlerde açılmıştı.
***
Belediye imkanları ile Kanalizasyona sizden önce başlanmıştı (1965 olacak); köklü elektrik ve su projeleri (merkez) sizden önce yapılmıştı. Uygulaması da… Devasa Gültepe Parkı yıllar yıllar öncesinin eseri… Mezarlık, 1950’lerin başında… Fuar alanı o yıllarda kamulaştırılmış ve fuar kurulmuştu. İnönü Parkı’nın hikayesi 1960’lara gider.
***
Yine, 1960’ların sonunda, ülkemizin hiçbir yerinde olmayan “Şehirler Arası Oto Terminali” açılmıştı, hem de yarışma projesi ile. Bırakınız diğer şehirleri İstanbul’da da, Ankara’da da, İzmir’de de yoktu böyle bir terminal. Biblo gibi tesisi yıktınız; arsasını kaç sattığınızı iyi bilmeniz gerekir.
***
Unutmayın; Kocasinan Parkı’na halefiniz Hüsamettin Çetinbulut başlamıştı. OSB’ler, Küçük Sanayi Siteleri sizin eseriniz değil. Serbest Bölge kurulması girişimi de… Hele hele Demiryolu (1927), Sümerbank (1935), Hava İkmal (1927), Anatamir, Dikimevi, Bünyan HES, Kayseri, Bünyan ve Talas’a elektrik gelmesi (1930), Sızır HES (1960) , Şeker Fabrikası, Kapalı Salon, Kapalı Yüzme Havuzu vd. yapıldığında, KİT’lerin Bölge Müdürlükleri açıldığında çoğumuz anamızın karnına henüz düşmemişti.
***
Başkanım, sizden önce Kayseri, ülkemizin gözde şehirlerinden birisiydi. Ve çoğu kriterde “ilk 10” içine girerdi. Kayseri şehirken Antalya, Muğla “kuş uçmaz kervan geçmez” yerler mesabesindeydi. Gaziantep, “Kilis” ile anılırdı… Çok renkli, çok sesli, “cıvıl cıvıl” bir kentti, Kayseri. 1994’ten sonra bu özelliklerini yavaş yavaş kaybetti. Şimdi; “Hacıabi!” sloganının egemen olduğu bir kent haline geldi.
***
Yine unutmayın, bu kent “ilklerin şehri”. Geçmişi yok saymayın. Haksızlık edersiniz. Mesela belediyeniz Kayseri’ye “ilk televizyonu” getirdi (1974). 1967-1968 yılında Talas Amerikan Koleji kapanınca, yerine ikame TED Koleji’nin (yatılı) arsası belediyeye ait ve ilk finansmanını da Elektrik Şirketi yaptı (1967). Peki, o güzelim Talas Amerikan Koleji bugün ne olarak kullanıyor, biliyor musunuz? Medrese…
***
Ha. Hızlı tren mi? Bundan da söz ermişsiniz konuşmanızda. Anlaşılan, daha kredi konusunu halledememişsiniz. Oysa, geçtiğimiz 30 Ağustos’ta, Ankara-Yozgat-Sivas hızlı treninin “deneme sürüşüne” başlayacağı söylendiği günde bu konuyu ilgili bakanla görüşecektiniz. Tam iki ay geçti, anlaşılan bir ilerleme yok. Bakalım, bu da eski sözlerden bir söz, eski “gaz almalardan bir alma” gibi mi geçecek, kent hafızasına?
***
Hem unutmayın; geçmişte verilen sözlere bakınca Kayseri hızlı treni, Sivas ve Yozgat ile eş zamanlı devreye girecekti. Önce bir arşive bakın, sonra yazılarıma… Bırakınız, eş zamanlı bitmesini, bir kredi dahi bulamamışsınız… Anlaşılan, bu filmi başa sarıp, “unutma illetli Kayseri’nin muhterem ahalisine” yeniden seyrettireceksiniz. Bakalım, “Ashabı Kehf” uykusundaki ahalimiz bu filimi yeniden mi seyredecek yoksa, sandıkta gereğini yapacak mı? Mesela, otoyol bağlantısı ne oldu? Mesela Yamula gövde ve pompaj sulaması ne alemde?


