Meşhur 11 Eylül “İkiz Kuleler” saldırısını hatırlamayan yoktur sanırım.
Üzerine kitaplar yazıldı, filmler çekildi.
Kimilerine göre ABD’nin Orta Doğu’ya dalması için bir kurgu idi.
ABD bu saldırı sonrasında işi daha da azıttı.
Orta Doğu’da 1 Trilyon dolardan fazla para harcadı.
Ve… Son olarak Afganistan’dan çekileceğini duyurarak “Pimi çekilmiş Bomba” olarak Taliban’ı ortalığa saldı.
ORTA DOĞU’DA ACI BİTMİYOR
Ne yazık ki Orta Doğu’nun kaderi bu sanırım.
Kan ve Gözyaşı bir türlü dinmek bilmiyor.
Kutsal olduğu kadar değerli olan bu topraklarda Emperyalistlerin başta Petrol olmak üzere bir çok konuda egemen güç olmak adına insanları Sunni-Şii gibi tasnifleyerek birbirlerine kırdırmaları ne dünün, ne bugünün, ne de yarının kolay kolay çözümleyebileceği meseseler değil.
Savaş çıkartarak, insanları kamplara bölerek, etnik kimlikleri farklılaştırarak yarattıkları Silahlar için Pazar payından büyük kazanımlar yapanlar 10 bin Km öteden gelip bu bölgeyi dizayn etmek adına ellerini ataşe vurmadan maşaları sayesinde ortalığı kan gölüne çevirmekten, milyonlarca insanın ölümüne sebep olmaktan geri durmuyorlar.
HEP SORUNLU BÖLGE
Tarihin birçok bölümünde bu bölge hep sorunlu topraklar olarak dikkat çekti.
Çok uzaklara gitmeye gerek yok.
Son 40 yılda önce Irak’ın Kuveyt’i işgal etmesi ile yaşanan olaylar olmak üzere ardından başta İran-Irak arasındaki Körfez savaşı ile tırmanan gerginlikler “Arap Baharı” adı altında yaşananlar hep gözyaşı ile bitti.
Mısır’da, Irak’ta, Libya’da, Afganistan’da yaşananlar ortada.
Suriye’ye dair yaşananların ise halen kader ortağı durumundayız Türkiye olarak.
Adı ne olursa olsun “İster Demokrasi”, ya da “Barış Getirmek” adına Emperyal güçlerin girdiği hiçbir bölgede en az 20 yıl kan ve gözyaşı durmuyor.
Ülkeler talan ediliyor.
İnsanların hayatları kayıyor.
DEĞİŞEN NE VAR?
O günden bugüne ne mi değişti?
Aslında hiçbir şey.
Terör bildiğiniz gibi tam gaz.
Orta Doğu kan ve gözyaşına boğulmuş durumda.
Komşularla Sıfır Sorun’lu günlerden, herkesle sorunlu bir ülkeye geldik son 20 yılda.
BU KAFA İLE GİDERSEK…
Türkiye bölgenin yıllardır asıl aktörü durumunda idi.
Sınır Ötesi operasyonları ile dosta düşmana gözdağı veriyor, korku salıyordu.
Kapıları, peceleri, sınırları açtığımız gün artık biz baş aktör değil, figüran durumuna düştük bu bölgede.
Nasıl İran, Irak, Libya, Suriye talan edildi ve parça parça edildi ise şimdi aynı senaryo Doğu Anadolu bölgesi ve diğer parçalanan ülkelerin bileşenleri ile bir başka İsrail-Ermenistan destekli yeni bir ülke adına kovalanıyor.
OLAYIN BOYUTUNU DEĞİŞTİRDİLER
İl Sağlık Müdürü Ali Ramazan Benli, Kayseri'nin pandemide 4. dalgayı yaşadığını söyleyerek, "Yoğun bakım yatışlarımızda ise yüzde 95'ini aşı süreci tamamlanmamış insanlar oluşturuyor. Canlar kayboluyor, üzülüyoruz.
Şuan Kayseri'de 18 yaş üstü 1. doz aşılanan kişi oranımız yüzde 82'ye yaklaştı. Bu çok iyi bir oran. Ancak; verileri analiz ettiğimizde şunları gözlemliyoruz. Hastane yatışlarımızda aşısızların oranı, aşısı tamamlanmamışların oranı yüzde 70'lere varıyor. Yoğun bakım yatışlarımızda ise yüzde 95'ini aşı süreci tamamlanmamış insanlar oluşturuyor. Canlar kayboluyor, üzülüyoruz" dedi.
Görülüyor ki olayın boyutu 11 Eylül’den sonra başka bir platforma çekilmiş durumda.
Kazanan kim mi?
Yine Kapitalist sistem, yine Emperyal güçler…
KÖR OLMAK LAZIM!
BOP ile başlayan ve bu günlere gelinen zaman dilimi içinde yaşananlar sonrasında ülkemize gerçekleştirilen gizli istilayı ve kapımıza kadar dayanan tehlikeyi görmemek için kör olmak lazım.
Bu kadar etnik kimlik ile Türk kimliğini asimile etme oyununa içerden ve dışardan kimse alet olmamalı.
Birileri çıkıp artık bu çirkin tezgaha “Dur” demeli…
Bunun zamanı geldi de çoktan geçiyor bile…


