CHP’li, az da olsa AK Partili belediyeler (Talas gibi)hariç İktidar ve muhalefetin, “100. Yıl” duyarsızlığı karşısında, toplumu, üzüntü, endişenin kapladığı bir anda halk patladı.29 Ekimi, kızı kızanı, pusetteki çocuğu, yaşlısı, genci ile coşku ile kutladı… Televizyonlardan izledim, görünce, inanın şaşırdım… Gördüklerime inanamadım. Bunun binde birini bile beklemiyordum…
***
Gösteriler, “Atatürk Bayramı’na” dönüştü. “Çok şükür!” dedim… Bu günleri bize gösteren başta Tayyip Bey olmak üzere, AK Parti’ye, muhalefete, sivil ve asker bürokratlara binlerce teşekkür ettim…
***
Tabii, Atatürk’ün eseri olan, Atatürk’ten hiç haz duymadığı belli,başlarında Ali Bey’in bulunduğu Diyanet İşleri’ne de… Aman Erbaş Bey, görevine devam etsin. Çok iyi yolda… Allah başımızdan eksik etmesin… O göreve devam ettikçe, millet daha da kenetleniyor.
***
AK Parti öncesi, sivil ve askeri bürokratların ilgi alanına giren, AK Parti döneminde ise, unutturulmak istenen milli bayramlara, halkın sahip çıkmaya başlaması, büyük bir devrim… O nedenle, “sağ olasın AK Parti!” diyorum… Bizlere, unutmaya başladığımız Atatürk’ü, onun en büyük devrimi “laik Cumhuriyeti”yeniden keşfettirdiği, yeniden anımsattığı için…
***
Evet… Milli Bayramlar halk katına inmeye başladı. Halkın kutlama alanına indi… Tabii, halkın tamamının buna sahip çıktığını söyleyemeyiz… Ama onların da, çevremizde yaşanan acı ve kanlı olayları gördükçe, “laik Cumhuriyet’in ipine sımsıkı sarılmaya başlayacaklarından!”, Mustafa Kemal Atatürk’ü keşfedeceklerine eminim…
***
Hep diyorum, demeye de devam edeceğim. Mustafa Kemal Paşa, hiçbir şey yapmadıysa bile, Osmanlı’nın geri kalmış, “asker ve vergi” deposu olmaktan öteye bir işlevi olmayan Anadolu bozkırında yani Anadolu Beylerbeyliği’nde, bir “Türk Devleti” kurması… Bu yetmez mi?
***
Hiçbir ırkı mülahazaya dayanmadan, bu topraklara vatandaşlık hukuku/bağı ile bağlı olan herkes “Türk” kabul ederek söylüyorum; Atatürk karşıtlarının sıkıntısı, kurulan “Türk Devletinden”. Bir kısmı bilinçli, bir kısmı da “kulağına üflenenlere” inanarak yapıyor bunu.
***
“Kulağına üflenerek” karşıt olanların, bir kimlik sorunu olmadığına inanırım. Ama çok azınlıkta fakat etkili olanların bir “kimlik sorunu” olduğundan şüphe etmiyorum.
***
Gazi’nin nasıl bir devlet kurduğunun ipuçları “10. Yıl Nutku”nda verilmekte… Atatürk, “Ne mutlu Türküm diyene!” derken adeta trans halinde, kendinden geçiyor. İsterseniz bir kez daha anımsayalım “Nutku”n bazı kısımlarını.
Türk Milleti!
…Bu anda büyük Türk milletinin bir ferdi olarak bu kutlu güne kavuşmanın en derin sevinci ve heyecanı içindeyim.
Yurttaşlarım! Az zamanda çok ve büyük işler yaptık. Bu işlerin en büyüğü, temeli Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan Türkiye Cumhuriyeti'dir. Bundaki muvaffakiyeti Türk milletinin ve onun değerli ordusunun bir ve beraber olarak azimkârâne yürümesine borçluyuz.
Fakat yaptıklarımızı asla kâfi göremeyiz. … Bunun için, bizce zaman ölçüsü geçmiş asırların gevşetici zihniyetine göre değil, asrımızın sürat ve hareket mefhumuna göre düşünülmelidir. Geçen zamana nispetle, daha çok çalışacağız. Daha az zamanda, daha büyük işler başaracağız.
Bunda da muvaffak olacağımıza şüphem yoktur. Çünkü, Türk milletinin karakteri yüksektir. Türk milleti çalışkandır. Türk milleti zekidir. Çünkü Türk milleti millî birlik ve beraberlikle güçlükleri yenmesini bilmiştir. Ve çünkü, Türk milletinin yürümekte olduğu terakki ve medeniyet yolunda, elinde ve kafasında tuttuğu meşale, müspet ilimdir.
… Büyük Türk Milleti, on beş yıldan beri giriştiğimiz işlerde muvaffakiyet vadeden çok sözlerimi işittin. Bahtiyarım ki, bu sözlerimin hiçbirinde, milletimin hakkımdaki itimadını sarsacak bir isabetsizliğe uğramadım.
… Asla şüphem yoktur ki, Türklüğün unutulmuş büyük medenî vasfı ve büyük medenî kabiliyeti, bundan sonraki inkişafı ileâtinin yüksek medeniyet ufkunda yeni bir güneş gibi doğacaktır.
Türk Milleti!
Ebediyete akıp giden her on senede, bu büyük millet bayramını daha büyük şereflerle, saadetlerle huzur ve refah içinde kutlamanı gönülden dilerim.
Ne mutlu Türk'üm diyene!


