Corona 19 virüsü, bütün dünyada insan sağlığını, ölümle sonuçlanacak derecede etkilediği gibi sosyal hayatın normal akışını da büyük ölçüde değiştirdi. Türkiye’nin turistik bölgelerinde bile yapılması toplum sağlığı bağlamında yasaklanan konserler, ülkenin her tarafında iptal edilen konferanslar, her türlü toplantı ve dışa dönük sohbetler hatta yapılamayan ya da seyircisiz gerçekleşen spor müsabakaları bunun küçük bir örneği denilebilir.
Farklı nedenlerden dolayı yeterince kitap okunmadığı sık sık vurgulanan ülkemizde; henüz tanımı bile yapılamayan söz konusu virüs, kültür hayatımıza da olumsuz yönde ağırlığını koydu. Söylenebilir ki; kağıt fiyatlarının önemli ölçüde artması, alım gücünün düşmesi, çoğu iş yerlerinin pandemi nedeniyle kapanması nedeniyle artan işsizlik ve diğer ekonomik sıkıntılara tuz biber oldu.
Kitap fuarlarının sosyal mesafeyi koruma amaçlı açılamaması, yazarların kitaplarının okuyucu ile buluşmasına engel oldu.
Bunun yanı sıra yerel yönetimlerin de eskiden olduğu gibi yerel yazarların eserlerini, onlara katkı amaçlı satın alamayışları yazarı ekonomik anlamda zor durumda bıraktı.
Bu konuda görüşlerini aldığımız Kayserili yazar Ahmet Sıvacı özetle şunları söyledi: “ Bizler, Anadolu’da yaşayan yazarlar olarak zaten eserlerimizi geniş kitlelere ulaştıramadığımız gibi ekonomik açıdan sıkıntı içindeydik. Artık kitap fuarları açılamıyor. Kitapseverler bir kitapevine gidip ucuz da olsa, ev ekonomisini düşünerek kitaba para vermek istemiyor. En önemlisi de; Kayserili yazarlara her zaman büyük destek veren Kayseri Büyükşehir Belediyemiz, Devletçe uygulanmak zorunda kalınan ekonomi politikası nedeniyle kitap alamıyor. Bakınız benim şu an Kayseri Büyükşehir Belediyesinde satın alınmasını heyecan ve ümitle beklediğim dört ayrı kitabım var. Üstelik bunlar hevesle yazılmış şiir kitapları değil. “ Aşkın Öteki Yüzü” adlı deneme kitabımda Dünya Edebiyat Tarihinde yaşanmış yazar intiharlarını, ümitsiz aşklarını, eserlerindeki gizemi ve kavgaları anlattım. “ “Nam-ı Diğer Kayseri” adlı öykü kitabımda yine Kayseri’de gerçek hayattan alınmış kesitleri öyküleyerek verdim. “ Kuğuların Sessizliği” adlı öykü kitabım yine gerçek hayattan alınmış, bütünüyle şiddet gören kadınların hüzünlü hikâyelerini içeriyor.
Geçen ay içerisinde 270 sayfa olarak yayın dünyasına giren “ Başaklar Sararınca “ isimli romanım hüzünlü bir göçü anlatır. Yayınevleri ünlü olmadığınız sürece eserlerinizi basmıyorlar. Haklı olarak düşündükleri tek şey kitabın satılması.
Sıradan bir Tv sunucusunun, sıradan bir mankenin yemek kitabı ya da başkalarına para karşılığı yazdırdığı, yalanlarla dolu kendi hayatını içeren kitabı sizin belki Nobellik eserinize tercih ediliyor. Bundan dolayı şahsım olarak kendi kitaplarımı ücret karşılığı kendim bastırıyorum. Dolayısıyla doğal olarak Şehrimizin her tarafına kütüphane açma başarısını gösteren Kayseri Büyükşehir Belediyesine umut bağlıyoruz. Diğer ilçe belediyeleri bu konuda söylemeliyim ki oldukça duyarsızlar ve kültür hayatına katkıda bulunmak gibi bir kaygı da taşımıyorlar. Böyle giderse korkarım kitap okuma işi sadece ders kitapları için olacak.” MUSTAFA CENGİZ