Kıbrıs Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce Tıp Fakültesi'ni yüzde 100 burslu kazanan Kayserili Bahar Demir, KKTC'de yaşanan gerginlik sonrası makamında Söke Körüklü Çizmesi giyerek dolaştığı video paylaşan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye önce teşekkür etti ardından da "Türkiye de KKTC de bizlere emanet" cümlesiyle herkesi duygulandırdı.
ACILARLA DOLU BİR HAYAT
Kayseri doğumlu Bahar Demir'in, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde yaşanan Pile-Yiğitler Projesi'ne Birleşmiş Milletler (BM) Barış Gücü tarafından engellenmeye başlanılmasıyla başlayan sürece ilişkin düşüncelerini paylaştığı bir yazı dikkat çekti. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye de teşekkür eden Demir'in yazısından acılarla dolu bir hayat hikâyesi de çıktı.
MİLLİYETÇİLİĞE SARILMALIYIZ
Lise yıllarından itibaren yakın tarihe ilgi duyduğuna değinen ve Türkiye'nin dış etkenlere bağlı yaşadığı tüm sorunların özünde Türklüğün yattığının altını çizen Demir'in, "Milliyetçilik bir tercih değil varlığımızın dayandığı vazgeçilmez değerimizdir. Bu yüzden Türk Milliyetçiliğine, kurucu değer olan Atatürk'e, Atatürk'ün Türk Milliyetçiliğine sıkı sıkıya sarılmamız gerekiyor" sözleri, büyük beğeni topladı.
Aslen Erzurumlu olan 2004 Kayseri doğumlu Bahar Demir, KKTC'de yaşanan BM gerginliği sonrasında düşüncelerini paylaştığı bir yazı kaleme aldı. Yazısına hayat hikâyesiyle başlayan Demir, "7 yaşına kadar dini eğitim ve aile içindeki eğitim dışında herhangi bir eğitim almadım. O dönemler babam ailesine bakmak için asgari ücretle gece bir yerde gündüz başka bir yerde iki işte birden çalışan, annem de ben ve derslerimle ilgilenen Anadolulu, küçük bir çekirdek aileydik. Aslında gördüğünüz gibi diğer ailelerden bir farkı olmayan normal, kendi halinde bir aileydik. İlkokulu Kayseri'de bir devlet okulunda okudum. 2. sınıftayken kız kardeşim, 7. sınıfta da erkek kardeşim dünyaya geldi. Erkek kardeşim beyaz kan hastası olarak doğdu ve bizim tedavi amaçlı hastaneye düzenli olarak gidiş geliş dönemimiz başladı. Anne ve babamın kardeşimle daha rahat ilgilenmesi için derslerim ve kendi sıkıntılarımı aileme yansıtmadım. Derslerime kendi başıma çalışıp sınav dönemlerini yardım almadan atlattım. Kendi kendime öğrenebilme yeteneğim de bu dönemde gelişti. Lise sınavına da hasta kardeşime bakan anneme yardımcı olarak hazırlandım. Çünkü kardeşimin sürekli başında birinin bulunması, düşmemesi, vücudunu bir yerlere çarpmaması gerekiyordu. 8. sınıfta bşr yandan kardeşimi ayağımda sallayıp bir yandan da test çözdüğümü hatırlıyorum. Bu çalışmam sayesinde Fen Lisesi'ne giriş hakkı kazandım. Liseye geçip ilk yılı yarıladığımda erkek kardeşimi hastalığından dolayı kaybettik" ifadelerini kullandı.
Hasta olan erkek kardeşinin vefatından sonra okuma ve sorgulamaya başladığına değinen Demir, "Kardeşimin vefatından sonra bir dönem kendimle baş başa kaldım, okuma ve sorgulamalarım başladı. İlber Ortaylı, Halil İnalcık, Emrah Sefa Gürkan, Şevki Süreyya Aydemir, Lord Kinross, Bernard Lewis, Uğur Mumcu, Necip Hablemitoğlu, Yalçın Küçük, Soner Yalçın gibi isimleri okuyarak, yakın ve eski Türk tarihine ait bilgiler edindim. Bu dönemde 'Neden biz?' diye düşünmeye başladım. 'Neden Türkler?' Şanlı tarihimize rağmen, girdiğimiz her yere bayındırlık ve hoşgörü getirdiğimiz halde neden bunca hakarete, iftiraya uğradığımızı merak ettim. Bu ülkenin kurucu önderi Mustafa Kemal Atatürk'ün neden iftiraya, hakaretlere uğradığını, tüm ömrünü vatanını tam bağımsızlığa ulaştırmak için hem yedi düvele hem de ülke içindeki hainlerle mücadele ederek geçirmesine, hayatının son zamanlarında bile hasta yatağından kalkıp hastalığının ilerlediğini bilerek, doktorlarını dinlemeyip Hatay için mücadele verip, hayatını Hatay'a feda etmesine rağmen hatırasına saygısızlık edilmesinin nedenini merak ettim. Ve bunların hepsini pazıl gibi birleştirdiğimde dertlerinin tamamen Türklük olduğunu gördüm. Bizden korkuyorlar, bizim Milliyetçi olmamızdan, Türklük şuuruna sahip olmamızı istemiyorlar. Çünkü Türk Milliyetçiliğinin bu ülkeyi yoktan var ettiğini, yıkılmaktan kurtardığını, Milliyetçiliğin Kurtuluş Savaşı'nın benzini olduğunu, Atatürk'ün Türk Milliyetçiliğinin bu ülkeyi mandadan, sömürgeden kurtardığını biliyorlar. Bir daha vatanımızı tehdit ettiklerinde Milliyetçi bir Türkiye ile karşılaşmak istemiyorlar. Bu yüzden bizim Türk Milliyetçiliğine, kurucu değer olan Ulu Önder Atatürk'e, Atatürk'ün Türk Milliyetçiliğine sıkı sıkıya sarılmamız gerekiyor. Bilinçli bir vatandaş ve eğitimli bireyler olarak vatanımızı ve Türk Milliyetçiliğini hem ülke içinde hem de uluslar arası alanda koruyacak yetkinlikte bireyler olmamız, kendimizi geliştirip etkili bir Türk diasporası oluşturmamız, Türklüğü ve Türkleri uluslar arası arenada düzgün bir şekilde savunmamız lazım. Bunun için çok çalışmamız, işimizi en iyi şekilde yapmamız gerekiyor" cümlelerini kullandı.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye de teşekkür eden Tıp Fakültesi öğrencisi Bahar Demir, şu ifadelere yer verdi: "Unutmayın arkadaşlar, Milliyetçilik bir tercih değil varlığımızın dayandığı vazgeçilmez değerimizdir. Gençliğinden beri vatanımız ve Milliyetçilik için çalışan, öğrenciler yetiştiren değerli akademisyen ve siyasetçi Devlet Bahçeli'ye bu yaşına kadar bu ülkeye verdiği emeklerden dolayı teşekkür ediyorum. Kuzey Kıbrıs'ın vatanımız için stratejik ve manevi önemini biliyoruz. Ne zorluklarla ne gibi imkânsızlıklarla oradaki Türk vatandaşlarının ve gönderdiğimiz Türk askerlerinin kanını akıta akıta Kuzey Kıbrıs'ın Türk kalmasını sağladığını biliyoruz. Kuzey Kıbrıs'a Tıp okumak için gidecek bir öğrenci olarak, Milliyetçi devlet büyüklerimizin endişelenmemesi gerektiğini söylemek istiyorum. KKTC'yi tanımıyorlarsa bile diplomalarımızı tanıyorlar. Önce KKTC okullarının diplomasını tanırlar sonra elbet bir gün KKTC'yi tanırlar. Türkiye de KKTC de bize emanet. Biz Fatih Sultan Mehmet'in, Yavuz Sultan Selim'in, İkinci Mahmud'un, Jön Türkler'in, İttihatçı paşaların, Atatürk'ün torunlarıyız. Türk Mukavemet Teşkilatı her daim diridir. Kıbrıs Türk'tür, Türk kalacaktır. Türk Derin Devlet aklı her daim diridir."
Haber Ferhat Yağmur